İmtihan kelimesiyle bezenmiş edebi konuşmalar ne kadar da kolaydı, yaşamadan önce. İnsan ancak ona batmayan dikenin anlatıcısı, batanın oyuncusu olurmuş. Yaşarken hiç bitmeyecek gibi, bitse de acısı hep kalacakmış gibi o bitmeyene umut edemezmiş. Veren de O'dur alan da ve her şeyde O'nun bir hikmeti vardır. Sadece bizim onu anlamaya basiretimiz yetmez.İnsan ancak hissettiğini bilirmiş.
Başımıza gelen her şey sendendir ve senin içindir. İçimdeki bu tevhid aşkını dağlara taşlara haykırasım var.
Ey gafiller, ey uyuyanlar, ey unutanlar, Allah'tan umudunu kesenler, kaybolmuş hissedenler, içindeki boşluğu dolduramayanlar! Kalkın, açın gözünüzü bakın o kusursuz göğe. Önce bir şükredin onu yaratan ve bize ferahlık kılana. Sonra bir de yere bakın, kaç umutsuzu içine alan, yutan, unutturan toprağa. Bir de nefes alın, bakın hala vakit var. Nefes alıyorsak umut her zaman var. Ve iyi olmak zorundayız. Amacımızı bize unutturan bu kör dünyaya rağmen savrulmamalıyız. Hâlâ bizi seven, gözeten, bırakmayan, tüm bu dert ettiklerimizden çok daha büyük bir sahibi var. Hala vakit varsa yani nefes alabiliyorsak ayağa kalkıp amacımızı hatırlayıp ona göre yaşamalıyız. İnsan yeryüzünü inşa etmek için geldi bu dünyaya. Daha fazla kendimizi kandırmadan kalkıp silkelenmeliyiz.
Alemlerin Rabbi Allah'a hamd ve şükürle..