“Birliğimden izinsiz ayrıldım. Firar ettim. Ben asker kaçağıyım. Beni bulurlarsa ya asarlar ya da kurşuna dizerler.”
“Cani gibi mi?”
“Evet, bir cani gibi.”
“Oysa siz kimseyi öldürmek istemiyorsunuz. Yalnızca evinize dönmek istiyorsunuz.”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir kadın geçiyor. Elimizi uzatıyoruz.
“Zavallı çocuklar. Size verebileceğim bir şey yok.” Saçlarımızı okşuyor.
“Teşekkür ederiz.”
Eve dönerken, bisküvileri, çikolatayı, elmaları ve parayı yolun kenarındaki uzun çalılıkların arasına atıyoruz.
Saçlarımızdaki okşayışı atmak mümkün değil.
Annemiz bize, “Canlarım. Aşklarım. Mutluluğum. Tapılacak bebeklerim” derdi.
Bu sözcükleri hatırlayınca gözlerimiz doluyor.
Bu sözcükleri unutmalıyız, çünkü artık kimse bize böyle şeyler söylemiyor, bu sözcüklerin anısı da taşınamayacak kadar ağır.
Bu sözleri duyunca yüzümüz kızarıyor, kulaklarımız çınlıyor, gözlerimiz batıyor, dizlerimiz titriyor. Artık ne kızarmak ne titremek istiyoruz, küfürlere, bizi yaralayan sözlere alışmalıyız.