Biri daha mahkûmu ölümünden bir saat önce, galiba şöyle düşünmüş; "Eğer yüksek bir yerde, kayanın üzerinde, ancak iki ayağını koyacak kadardır ancak bir yerde oturması gerekse, etrafında uçurumlar, ummanlar olsa, sonsuz karanlıklar, sonsuz bir yalnızlık, bitmez tükenmez fırtınalar hüküm sürse o, bir arşınlık daracık yerde yaşam boyunca, binlerce yıl, kıyamete kadar ayakta dursa, yine de öyle bir yaşayış, o anda ölmekten daha iyidir. Yeter ki yaşasın! Yalnızca yaşasın! Her nasıl olursa olsun yalnız yaşasın! Ne yaman bir gerçek!"