Biz yoksulluğa alışkındık tabii, dini ve ekonomik bahanelerimiz vardı, hatta bu toplumsal hastalıkta sanatsal bir haz bile bulmuştuk, ya da bulduğumuzu sanmıştık. Oysa dışarıdan gözlemleyen biri için bunun -yoksulluğun görüntüsünün, sesinin, kokusunun- ne kadar büyük bir kabus olduğunu yeni fark ediyordum.
Esas dönüm noktamız, çoğu insanın yoksulluğun ne kadar saçma ve kötü, üstelik bizim icat ettiğimiz bir şey olduğunu fark ettiği zamandır. En büyük yoksulluğumuzun, halihazırdaki yoksulluk olduğunu anladık.