"Kırılmış kanatlar, incinmiş kalpler, kaybolmuş ruhlar... Söylesene Siyah Kuğu, sen buradasın diye mi yağmur yağıyor yoksa bulutlar da mı bize ağlıyor?"
Uçurumdan atlarlar, tebessümler buruk;kırık umutları ayak tabanlarına, paramparça göğüs kafeleri de yüreklerine batan insanlar.
Göğüs kafesi. Bir şehrin başlangıç ve bitişi.
Odanın duvarları büyüyerek üzerime çöküyor, beni dışarıya çağıran karanlık gündüz güneşinin arkasına saklanıp oyunlar oynamak istiyordu. Saklambaç? Körebe? Ebe olmak istemiyordum. Karanlık beni sobelesin de istemiyordum.