"Bizim karşılaşacağımız en başından beri belliymiş," dedi sabırlı bir sesle. "Belliymiş ki sana inat verirken bana da sabır vermiş Allah. Başka türlüsü mümkün değil."
"Bam!," diye öyle korkutucu bir ses çıkardı ki Fetih, hepimiz birden irkildik.
"Hastane patladı, içinde Efsun var ama Emir Bey telefonla ilgileniyor. Telefonu mu senin kafanda kırayım, kafanı mı telefonla kırayım?"
"Efsun," dedi, bana seslendi sanıp göz ucuyla baktım. "Günahsın ama."
"Ne?"
"Efsun," diye tekrar etti. Bu sefer gerçekten anlamıyordum ne dediğini. "Günahsın işte."
"O da var ama daha da önemlisi ona öğretmem gerekenler var. Ona önce bir bitkiyi emanet etmem lazımdı, sonra bir hayvanı, ondan sonra da bir insanı ve en son seni. Ama ben bunları atladım, hata yaptım. Telafi edeceğim."