Her gecenin bir sabahı, her derdin bir dermanı vardır. Her duyulmayanın bir fermanı olduğu gibi... Dal kurur, yaprak dökülür. Mevsim kışa döner. Ama gün gelir vaadinden asla dönmeyen âlemlerin Rabb'i geceyi gündüze, derdi dermana, çiçeği dalina, kâinatı da baharına kavuşturur.
"Habibim! Sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım."
hadisinin sırrından mahrum olan müşrikler, Allah'ın sevgilisi Hz. Peygamber'i zihinlerinin en karanlık köşesine kimsesiz olarak yerleştirmişlerdi.
Peygamberimiz [sallallahu aleyhi vesellem], "Benimle dünyanın hali, ancak bir ağacın gölgesinde bir müddet dinlenip de bırakıp giden bir yolcu gibidir"
İslâm'ın yasaklamış olduğu şey; insanların tamamen dünyaya yönelmeleri, dünyayı "araç" değil "amaç" edinmeleri, hayat programlarını ahirete göre değil dünyaya göre ayarlamaları, dünyayı ahiretin önüne geçirmeleri ve "ehl-i dünya" olmalarıdır.