düşlere çok borçlandım son birkaç bin yıl
nasıl ödeyeceğimi bilmiyorum
bütün (ger)çeklerim karşılıksız çıkıyor
sonunda kapıma ücra memurları gelecek
ve hiçbir şeyimi alıp götürecekler
ağızlarında Allah
beyinlerinde şeytanla dolaşanların gittikçe çoğaldığı bu yer
ah, mutlak gücün çölüne dönüşen bu dudaksız yer
mesleği derinlik olan biri için oldukça ağır bir darbedir
ölüme âşık olmuş insanların yüzündeki korkunç normallik
yüceltilen cenazeler ve taşların taşlarla sohbeti
üzülmüş bir kalbe böyle davranılmazdı eskiden, böyle
bugün küçük düşler kumbarasına
bir adet "tren raylarında yürümek" attım
dünyadan kaçtım kedi adımlarıyla
ortalığa saçılmış duygu leşlerinden kaçtım
diz çökmekten dizleri yok olmuşlardan
cesarete saygı duymayan eğilmişlerden
peşimden ayrılmayan sonbahardan kaçtım
geçiciliğin çıkardığı kalıcı gürültüden
ve senden sayın hüzün, senden de kaçtım
bugün küçük düşler kumbarasına
tren raylarında yürümek adına bir kavram attım
bir kavram. düşme tehlikesi içeren.
"düşme tehlikesi içermek" ne büyük söz
suskunların gürültüsünden uyuyamıyor dünya
kapı vuruluyor, gidip açıyorum, karşımda uuumut
büyülü tren yolculuklarından gelmiş
yeryüzünün sorunlu sözcüklerini de getirmiş yanında
elinde harfler kulesi ve kamburlaşmış bir not:
"onlar kendilerini en güçlü ve yıkılmaz
zannettikleri bir zamanda yenilecekler"