Beklemek. Kaçmak. Saklanmak ve yine beklemek, bir başka gidiş, bir başka kaçış için. Durup dinlenmeden gitmek, gitmek, gitmek. Dünyanın dört bir köşesine savrulmak, dünyanın dört bir köşesinde barınabilmek, tutunabilmek, başarabilmek için çabalamak. Hiç durmadan, dinlenmeden, çılgınca çalışmak, sonra yine sökülmek kök salmaya başlanmış topraklardan ve yine gitmek. Vatansız olmanın bedeli, vatansız bir ırka mensup olmanın değişmez kaderiydi bu!
 Müziğin coşkusu dinleyenleri, cennetin en güzel köşelerine, en coşkulu duygulara taşıyordu. Bir umut merdivenine tırmanıyorlardı koşarak. Hayat güzeldi. Hayat bir trenin daracık koridorunda bile yaşanmaya değerdi.
Acaba kafasının bir köşesine itinayla yerleştirilmiş o örf ve adet yumağından kurtulsa daha mı mutlu olurdu insan? Daha mutlu olmasa bile daha özgür olurdu şüphesiz, aldığı terbiyenin zinciri dolanmamış olaydı bileklerine.