Uzun süreli evlilik ya da birlikteliklerde kalbi kırık kadınlar, erkeklerini nadiren terk ederler. Bu kadınlar çektikleri acılardan, şikayetlerinden, hoşnutsuzluklarından bir kimlik oluşturmayı öğrenirler.
Hissedemediğimiz şeyi iyileştiremeyiz, dolayısıyla erkekleri duygularını reddedecek şekilde toplumsallaştıran ataerkil kültürü desteklediğimizde, onları duygularını hissetmedikleri bir yaşama mahkum ederiz.
Erkekler duygularını hissetmezlerse daha erkek gibi olurlar ve eğer kazara hissetmeleri gerekirse ve bu his canlarını yakarsa, verilecek erkek tepkisi bu duyguları bastırmak, unutmak ve bu duyguların ortadan kaybolmasını ummak olacaktır.
Erkeklerin ilişkilerdeki mutsuzluğu, aşktaki başarısızlıktan dolayı hissettikleri üzüntü toplumumuzda çoğunlukla fark edilmez, çünkü ataerkil kültür aslında erkeklerin mutsuz olmalarını hiç umursamaz.