Ben dervişim sen benim fikrimsin, ben kitabım sen benim yazımsın, ben orkestrayım sen benim sesimsin, ben şimşeğim sen benim ışığımsın, ben insanım sen benim ihtiraslarım, sevinçlerim, ümitlerim, kederlerim, işim, alnımın teri, ellerimin kudreti ve yüreğimin sevdasısın.
Sevgilim, ah sevgilim, seni nasıl seviyorum biliyor musun ?
Dinle anlatayım:
Ot yağmuru nasıl severse, ayna ışığı nasıl severse, balık suyu ve insan ekmeği nasıl severse, sarhoşun şarabı, şarabın billur kadehi sevdiği gibi, annelerin çocukları, çocukların anneleri sevdikleri gibi, Lenin'in inkılâbı ve inkılâbın Marx'ı sevdiği kadar , velhasıl seni Nâzım Hikmet'in Hatice Zekiye Pirayende Piraye'yi sevmesi gibi seviyorum.
Seni sevmek, seni düşünmek, senin için beğeneceğin şeyler yapmak, seni sevindirecek işler görmek bahtiyarlığını bana verdiğin için sana ölünceye kadar minnattarım.
Yazı yazıyorum, okuyorum, resim yapıyorum ve bütün bunların içinde, üstünde seni düşünüyorum. Rüyalarımda, mısralarımda, boyalarımda, yemeklerimde ve içtiğim her yudum suyun pırıltısındasın. Seni sevmekle mağrur ve mesudum.