bertrand

bir gezegende yaşayan kırmızı suratlı bir adam tanıyorum. hayatı boyunca hiç çiçek koklamamış. hiçbir yıldıza bakmamış. kimseleri sevmemiş. sayıları toplamaktan başka hiçbir iş yapmamış... o da senin gibi bütün gün aynı şeyi tekrarlayıp duruyor: 'ben ciddi bir adamım! ben ciddi bir adamım!' bunları derken göğsü kabarıyor. ama o bir insan değil, bir mantar!
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
insanlar nerede? diye sessizliği bozdu sonunda küçük prens. çölde insan yalnız hissediyor kendini.... insanların arasında da yalnızdır insan, dedi yılan.
elbette, yoldan geçen sıradan biri gülümü gördüğünde, size benzediğini (diğer güllere) sanacaktır. ama, o tek başına hepinizden daha önemli, çünkü, benim suladığım gül o. çünkü üzerini cam fanusla örttüğüm o. çünkü, esen yelden siperlikle koruduğum o. çünkü, kelebek olması için bıraktığım bir ikisi dışında, üzerindeki tırtılları ayakladığım o. çünkü, sızlanmalarına, böbürlenmelerine, hatta suskunluklarına kulak kesildiğimde o. çünkü, o benim gülüm.
günün birinde üzüntün geçince (üzüntüler günün birinde mutlaka geçer), beni tanımış olduğuna sevineceksin. hep dostum kalacaksın benim. benimle gülmek isteyeceksin. bazen, aklına esip pencereni açacaksın...dostların senin gökyüzüne bakıp güldüğünü görünce hayretler içinde kalacaklar. o zaman sen de onlara, yıldızlar beni hep güldürür, diyeceksin. aklını kaçırdığını sanacaklar. ben de sana iyi bir oyun oynamış olacağım...
"hep aynı saatte gelsen daha iyi olur" dedi tilki, "sözgelimi öğleden sonra saat dörtte gelecek olsan ben saat üçte mutlu olmaya başlarım. her geçen dakika mutluluğum artar. saat dört dedi mi meraktan yerimde duramaz olurum. mutluluğumun armağanını veririm sana. ama gelişigüzel gelirsen içimi sana hangi saatte hazırlayacağımı bilemem. ayinsiz olmuyor.