Karakterler çok tuhaftı. Bu cümlenin bir inceleme girişi için fazla amansız olduğunun farkındayım ama kendimi tutamadım. Öyle ki birden elmas boklu, yeşil tüylü ve beş ayaklı tek boynuzlu at bulup Zeus'la akşam yemeğine gitselerdi hiç yadırgamadan devam ederim okumaya. Elbette karakterlerin buldukları her hapı alkole katıp içme gibi bir alışkanlıklarının olması bu durumu açıklayabilir.
Yazarın amacı neydi bilmiyorum ancak kitapta karakterin düşüncelerine aşırı yer vermişti. Bu düşünceler kurguyu ilerleten türden değildi aksine kitabı okurken olaylara karşı bir fikrimin olmasını engelledi. Hatta bazen karakterin düşüncelerinde o kadar kayboluyoruz ki kurgu anlamsızlaşmaya başlıyor. 'Hadi Ruslar sayfa başı para aldıkları için uzatıyorlardı, senin olayın ne?' diye merak ediyor insan. Peki o tekrarlamalar... Sürekli bir şeyler içtiklerini okumaktan artık benim tuvaletim geliyordu. Tamam dertsiz başınıza dert çıkarıp durdunuz ama dünya sizin etrafınızda da dönmüyor sonuçta?
Neyse iyi yanlarına gelirsek yazar uzatmadığında ortaya güzel şeyler çıkarıyor. Okurken bir kurgu değil de yaşlı bir adamın pişmanlıklarını yazdığı bir günlüğü okuyormuşum gibi hissettiğim çok oldu. Genel olarak kitap evreninin hissettirdiklerine bayıldım. Ayrıca kitaptaki karakterlerin arasındaki hiçbir ilişkiyi sevmedim. Kimin kimi ne yerine koyduğu asla belli değil ve bu durumun yarattığı kaos ortamı başarılı bir şekilde yansıtılmış. Sonunu hiç sevmedim ancak bu insanların hikayesi başka türlü de sonlanamazdı diye düşünüyorum.
Gizli TarihDonna Tartt · Pegasus Yayınları · 20182,919 okunma