Gözlerinin önünde, insanların hatalarını bağışlayan ve onların günahlarının bedelini ödeyen bir masumiyet, boyun eğilen bir kölelik,gönüllü olarak kabul edilmiş bir işkence, günah işlememiş ruhların, günah işleyenleri kurtarmak için çektikleri eziyet, Tanrı sevgisinde sonsuzlaşan ama orada farklı bir yeri olan bir insanlık aşkı, cezalandırılanların sefaletini yaşayan, ödüllendirilenlerin mutluluğuyla gülümseyen o güçsüz, zarif ruhlar özverinin en ulvi zirvesi, erdemin en yüce doruk noktası gibi beliriyordu.
Dışımızda bir sonsuzluk olduğu gibi içimizde de bir sonsuzluk yok mu? Bu iki
sonsuzluk birbirleriyle örtüşmüyor mu?İkinci sonsuzluğun âdeta birincinin altında yattığı söylenmez mi? Eşmerkezli bir başka uçurumun aynası, yansıması,yankısı olan bir uçurum değil mi? İçimizdeki sonsuzluk da ilahi bir kavrayışı içerir mi?Düşünür, sever,arzular mı? İki sonsuzluk da aklı, ilahi kavrayışı içeriyorsa, her birinin temel bir ilkesi varsa,tıpkı aşağıdaki sonsuzluk gibi gökteki sonsuzluğun da bir bedeni olmalıdır.
Hazımsızlık ulu Tanrı tarafından mideleri terbiye etmek için görevlendirilmiştir.Ve şunu aklınızda tutun:Tutkularımızın her birinin,hatta aşkın bile fazla doldurulmaması gereken bir midesi vardır.Her konuda bitti sözcüğünün kullanılması gereken bir zaman vardır.