"Annem!" diye haykırdı hayatında ilk kez. "Annem! Baba!"
Arkasında, açık kalmış olan balkon kapısı rüzgârdan çarpıyordu.
Ona kimse cevap vermedi. Ölüler konuşmaz.
Bir mezarda niye bu kadar güzellik vardı? Gerçeklik bu kadar farklıyken, bu huzur görüntüsü, bu vızıldama, dallardaki kuşların şakıması niyeydi? Gerçek olan ölüm ve evde onu bekleyen kederdi.
Andrus babasıyla beraberdi artık. Sakar bir küçük melek olmalıydı, bebekken de öyleydi zaten; her şeyi elinden düşürürdü, kolları pek güçlü değildi.
Sahi, gökyüzünde nasıl oluyordu bu işler?