beyz

beyz
@beyz_aaaaaa
Varlığı hatırlanmayan, göçüp giden benliği yavaş yavaş terk ediyor ruhunu. Tutunacak tek dalı kayıp giderken avuçlarının arasından, çaresizce seyrediyor; bir mahkumun o görebildiği tek penceresinden gördüğü manzarası gibi, bir deniz rıhtımı gibi sakin bedeni nedensiz dalgalara yakalanıyor; çarpıyor, acıtmaz sandığı o hergünki deniz, bugün hiç olmadığı kadar acımasız. Dalgalar konuşuyor adeta. Tek kelime etmeden karşısında dinliyor onu. Onsuzluğu düşünüyor, denizsiz nasıl yaşanır ki ? Sanki o, koskoca okyanustan bir damlanın bile su ihtiyacını karşılayamayacağını bilmiyormuş gibi. O güne kadar o kadar güzel bakmış ki sana, onu hiç aklına getirmemişsin bile. Ama artık o, limana hiç uğramayacağını bildiğin bir tekne kadar yabancı sana. Ve senin yapabildiğin tek şey, kendini o rıhtımdan denizin güvenli sandığın kollarına bırakmak. Boğulacağını bilsen bile...
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Öldüğümde, beni gökyüzünde aramayın..
Seni hatırlamak istediğim gibi alıp gidiyorum. Arkamda yara bırakmadan yürümeye çalıştıkça emin adımlarla, bataklığa batıyorum. Yapamıyorum, sevgim kalbime ağır geliyor, taşıyamıyorum. Yalnızlığa ihtiyacım var. Her şeyden uzak olmaya... Belki de çektiğim bu acı, yaşadığım yalnızlığımdır, bilmiyorum. Sadece emin olmaya ihtiyacım var. Hissettiklerim bir düş mü yoksa gerçeğin ruhuma çarpıp yansıttıkarı mı ? Belki de benim için böylesi daha iyidir. Bilmemek, safça kucaklamak dünyayı... Sorgulamadan yaşamak, hissetmeden ölmek... Sığamıyorum dünyaya, çekip gitmek istiyorum yanıma hiçbir şey almadan. Aç susuz gezip sokaklarda, yolda hiç tanımadığım birine sarılıp durmaksızın gözyaşı dökmek istiyorum. Yapamıyorum...