Önemli bir diğer unsurda empati yükümlülüğümüz. Başkalarının ıstırabını anlama kapasitesi bugün hayli değer verilen bir olgu ve iyi ki de öyle. Kendimizi bir başkasının yerine koymamız, başkalarına yol gösterme, ebeveynlik etme, düzgün bir eş ve dost olma yeteneğimizi etkiler. Bununla birlikte empati önem kazandıkça Schadenfreude de bir o kadar iğrenç görünür.
Başkalarının acısından neden ve nasıl keyif aldığımıza ve neyin makul neyin “aşırı” olduğuna dair bu sorular, iki bin yıl boyunca felsefe ve edebiyatın en önemli bazı eserlerinde boy göstermiştir. Fakat Schadenfreude’ yı anlama ihtiyacı muhtemelen hiçbir zaman bugünkü kadar aciliyet kazanmamıştır.
“Schadenfreud” çoğunlukla korkunç trajediler ve ölümlerden ziyade minik sıkıntı ve gaflara sevinme olarak düşünülür (nitekim genellikle ancak çok çok kötücül insanların birbirinin ölümüne alkış tutabileceğini düşünürüz). Gel gelelim bu kesin bir kuram olmamakla birlikte bağlamı da önemlidir.