Beklemenin bir dua olduğunu bekleyerek öğrendik biz. Bulutlar toplanıp toplanıp dağıldılar mı! Biz de bekleyip bekleyip dağılırız evlerimize. Yağmuru beklemiş insanlar olarak döneriz. Eli boş döndüğümüzü sanmayın, doludur.Ters çevrilmiş şemsiyeler olduğunu avuçlarımızın kimseler bilmez
Seni bekliyorduk kaptan. Binlerce üzüntü arasından bir filika gibi ruhumuza indirmeni yaşama sevincini. Denizin ortasında leyleklere yol vererek açtığın yol, fırtınalarda sığınılan Hüdayi yolu gibi azizdir. Bilgeler nasıl ağaçları selamlamışlarsa önünden geçerken, sen de leylekleri selamlayarak yorgun hafızamızı tazeledin.Seyir defterine yazmayacaksın biliyorum.Fakat biz yazdık seni defterimize. Melekler de yazdı. Bizi unuttuğumuz bir limana çıkardın kaptan;hayata saygı limanına..
Acaba insanlar kollarına saat takmadan önce vakte daha mı önem veriyorlardı? Gözleriyle izleyip güneş;sabah,öğle, ikindi, akşam eşsiz saatleri mi yakalıyorlardı?
Yaralarını kamufle edenler bilmezler ki yaralarıdır en kıymetli şeyleri. Çünkü yaralar madalyalarıdır hayatın. Herkes zafer kazananları alkışlar ve madalya takarken,mağluplar, hayatın elinden gizlice alırlar madalyalarını. Galiplerin madalyaları kısa bir süre sonra vitrinlere konulurken, mağluplarınkiler tene kazınır ve bir ömür boyu üzerlerinde kalır.