Duygular, arzular, inançlar, düşünceler ve eylemler gerçekten de kendilerine karşı geliştirilen savunma yöntemleriyle ikame edilebilir, yer değiştirebilir ve onlara feda edilebilir. Kızgınım; bu kızgınlık ilişkimi tehdit ediyor; kendimi iyi ve nazik bir insana dönüştürüyorum. Böyle bir ruhsal simyacılık, sihirbazlık, bu ortadan kaybolma numarası sonunda başkaları ve dolayısıyla da kendim için kabul edilebilir biçimde yeniden zuhur ederim.
Burada kavrayamamak kendinizle ve başkalarıyla duygusal temas kuramamaya tekabül eder. Duygu insanların birbirine temas ettiği ve karşılıklı ilişki kurduğu vasıta olmaktan çıkıp, yatıştırıcılıktan uzak bir kaçınmanın karmaşık sistemine dönüşür. Kişi hem kendi özünden hem de başka insanlardan ayrı düşer, iki taraftan da karşılık alamaz.
"Neyin noksan olduğunu bulmanın amacı onu yerine koymaktır; en azından, bir yoksunluğu gidermenin ilk aşaması neden yoksun olunduğunun keşfedilmesidir."
...
Bir şeyi yeniden bulabilmek için onu kaybettiğimizi bilmemiz ya da sezmemiz gerekir.