Boşluğu görüp boşluğa karşı bir çocuk gibi, bir delikanlı gibi, hayatı bilmeyen, az yaşamış, görgüsü körpe bir insan gibi böyle çırpınışı, direnişi, çabalaması da bir o kadar boş değil mi?
Bu dikenin rahatlığının acısına katlanıyordu. Bütün acılarını, pişmanlıklarını, suçluluk duygularını bu dikende topluyor, başka bir şey düşünmemek için artık bir felsefe imgesi olan, boş, soyut bir dikenin acısına sığınıyordu.