• Selamün Aleyküm 🕊⌛
    Rabbim... Doğrusu senin verdiğin nimetler karşısında ben o kadar acizim ki. Acizim. Yoruluyorum. Uyuyorum. Acıkıyorum. Susuyorum. Ağlıyorum ve gülüyorum. Hiç bi kalıba sığmıyorum. Acizim. Ve tüm acizliğime rağmen sen; sen beni bir an olsun yalnız bırakmıyorsun ve her şey de gizlice, ben senin için yarattım diyorsun. Rabbim bilirim ki sen yarattığın her kulunu çok seviyorsun. Sevmesen ağlamayı ve gülmeyi; sevmeyi ve unutmayı vermezdin. Seni tüm noksan sıfatlarsan tenzih ederim. Ve daima senden isterim. Rabbim benim için indirdiğin Kur-an'ı kerim'i kalbimin baharı kıl. Dilimdeki düğümleri kalbimdeki mühürleri çöz. Kalbim senin için atsın ve dilim seni zikretmek için dönsün. Rabbim beni ve benim soyumdan gelenleri namaz ve sünnetullah ehli kimselerden eyle. Rabbim senden gelen her hayra muhtacım. Beni güzelliklerinden mahrum etme. Şüphesiz sen Âlim olan kalplerde olanı bilensin. Kalbimi iyilik ve güzellik üzerine çevir. Beni zalimlerden eyleme. Rabbim din kardeşlerime yapılan zulümleri şüphesiz en iyi bilen sensin, Onlara yardım et Allah'ım. Onları her türlü şerden ve beladan esirge. Şüphesiz sen esirgeyen ve koruyansın. Ya Berr olansın.
    Amin~~~
    Regaip kandilimiz mübarek olsun, kalplerimize şifa olsun inşaAllahu Teala~~~
  • 256 syf.
    ·12 günde·Puan vermedi
    "Herhangi bir varlık bana iyiliksever duygular besleseydi, karşılığını yüzlerce misliyle verirdim; o bir tanecik yaratığın uğruna, tüm insan ırkıyla barışırdım."

    Frankenstein ve yarattığı varlık arasındaki her şey kısaca bu cümleyle açıklanabilir. Kendi elleriyle yarattığı varlık tamamlanınca ortaya koyduğu şeyden korkup kaçar Frankenstein ve hayatına döner. Bu süre zarfında hiçbir şey bilmeden kendisinden korkup dışlayan hatta şiddet uygulayan insanlara rağmen hayatta kalan canavar kendisine sığınacak bir kulübe bulur. Kulübede kaldığı sürece kendisinden bi haber yaşayan karşı komşularını her gün izleyerek birçok şeyi öğrenir. Hatta onlarda habersiz onlara yardım bile eder. Fakar ortaya çıkma zamanı gelince her şey mahvolur. Yaratık ordan da ayrılmak zorunda kalır. Ve kararını verir onu yaratan ve sonra da terk eden yaratıcısından intikam alacaktır. Ve hikaye böylece başlar.

    Yaratık Frankenstein'dan sadece biraz sevgi istemektedir ve bunu alamadığı süre boyunca yaratıcısının sevdiklerini öldürmeye başlar. İntikam artık iki tarafında istediği tek şey haline gelmiştir.

    Yazıldığı döneme rağmen kesinlikle insanı sürükleyip götüren. İlk 100 sayfasında beni bir türlü içine alamamasına rağmen ilerleyen sayfalarda ne kadar okunmaya değer bir kitap olduğunu anladım. Kesinlikle herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
  • NEDEN insan helalini, yanındaki eşini, kendi seçmiş olduğu hayat arkadaşını, yarım bırakır eksik bırakır ki ilk başlarda kalp ritmini hızlandırırken şimdi neden durması için elinden geleni yapıyor. Yazık değil mi? hayallerini mahvediyorlar veya neden ona bakmayı bırakır da yabancı gibi davranır elin karısına kızına gelince dört dörtlük insan olurlar..? Neden gözleri hep dışarda. Niye kimse nefsine uçkuruna sahip çıkamıyor. Siz hayatınızdaki insana değilde başka insanların namusuna baktıkça bu dünya hep kirli kalacaktır. İnsan insanlığını kaybedecektir. Görüyorsunuz gizli saklı yokki herşey göz önünde gerçekleşiyor, yaşanıyor. üzülüyorum sinirleniyorum biliyorum faydası da olmayacak lakin bu yaşantı yaşantı değil bilesiniz. Erkek evinde eşine yardım etsin mesela birlikte ev işi yapın, yemek yapın, dışarı çıkın, bulaşık yıkayın ama önce arkasından yanaşıp bi sarılın saçlarının üzerinden kokusunu içine çekerek boynunu öperek "seni seviyorum kadınnn" deyin. Emin ol kadının ruhuna dokunursunuz. sonra bakın kadın size çocuklaşacak. ruhunu okşayarak içindeki çocuğu çıkarırsınız kadın size bişeyler yapmak isteyecek, vakit geçirmek, eğlenmek, ne bilim buna benzer şeyler yapacak. mutlu olduğu zaman mutlu eder kadın. papatya düşünün ilgi gördükçe güzeldir, narindir, hassastır, kırılgandır. İşte kadın öyledir kadın bambaşka bir yaradılış dır. erkek ile kadın arasında dünya fark var kadın çikolata ile dünyanın mutluluğunu yaşarken erkek çikolataya sadece tatlı yiyecek diyip geçer. işte buradaki meseleyi kimse anlayamıyor... kadın küçücük şeylere mutlu olabilir ve belkide bunu çoğu erkek yaşamı boyunca anlamayacaktır. kadın hep eksik kalacaktır, kadına sex için yanaşmayın bu huyunuz dan vazgeçin. siz ilgilenmeyi, anlamayı, konuşmadan gözlerinden, mimiklerinden ne dediğini anlayın gerisi kendiliğinden gelir zirvede yaşanır. ruha dokunmadan bedene dokunmayın zor. değil emin olun zor değil sadece kendinize sahip çıkın, kadını onun için Var etmeyin, kadının duygusunu onun için katletmeyin, sırf onun için geçirdiğiniz zamana aşk dediğiniz için güven de kalmıyor inanç da sonra herkes herkese güvensiz kalıyor dünya kirli olmaya devam ediyor... Neyse dilerim herkes kalbi gibi bir hayat yaşar. Herkes adamlığı kadar muamele görür. erkek çokta adam yok adam gibi adamların Varolmasi dileği ile Erhan Tursun
  • 911 syf.
    ·10/10
    #mevlanacelaleddinrumi 'nin #mesnevi adli eserini #tammetin olarak aldik ( #tammetinmesnevi ) ve okumaya basladik. #kuranikerim 'in özü denilen; Kur'an'in bizlere anlatmak istedigini hikayeler ve kissalar ile anlatmaya calisan eser: "Her okuyan, kendi akli miktarinca anlar. Söz bilmeyene bi'sey ögretmek için, onun dilinde konusmak gerekir" diye basliyor. Tagmin ettigimiz gibi okurken zorlanmadik, hatta yer yer kissali hikayeleri kucuk kardeslerimizede okuduk ve yorumlarini dinledik (cok güzel oluyor, mutlaka deneyin), bize farkli bakis acilariyla baslayan (hic bitmeyecek sandigimiz ama) cabucak biten bin sayfa geride kaldiginda uzulduk. Ramazan ayinda #tasavvuf okuyan arkadaslardan paylasim icin yardim almak isteriz insAllah.
  • Atalar Kültü; “dünyada yaşarken ruhsal yönden kudretli kişilerin öldükten sonra da, ailelerini ve toplamlarını koru -
    maya devam edeceği” inancına dayanmaktaydı. Bu kültsel inançtan da anlaşılabileceği gibi, Eski Türkler her insanın bir ruha sahip olduğuna inanmaktaydılar. Eski Türkler e göre ruhsal kimlik ölümle yok olmuyor, varlığına ölümden sonra da de­ vam ediyordu...
    Eski Türkler’deki bu ruhsallık inancı; son derece geniş bir spiritüel anlayışı da beraberinde getirmiştir. Ve daha sonraları Şamanizm’le de bütünleşen bu inançları, yaşamlarının her ala­
    nında “ruhlarla irtibat kurulmasınına” da zemin hazırlamış­
    tır. Baştan sona ruhsal irtibata dayanan Şamanizm’in, Türkler arasında kolaylıkla yer bulmasının en önemli nedenlerinden bi- ıi, daha önceki dönemde eski inançlarında yaşattıkları “Atalar Kiiltü” olmuştur.
    Öte Alem’e geçtiklerine inandıkları atalarına, Türkler çe­ şitli biçim ve zamanlarda kurbanlar sunarlardı. Sunulan bu kurbanlar ve bu kurban sunulması sırasında gerçekleştirdikleri litiieller ise, Türkler’in yaşamında vazgeçilmez bir yer tutmuş­ tu. Bu ritüeller sırasında atalarına gerçekleştirmek istedikleri dileklerini de sunarlardı. Eski Türkler’de Atalar’dan yardım dilemek son derece yaygın bir inanç ve pratik olarak dinsel uy­ gulamalarında yaşamıştır.
    Eski Türkler’in Atalar Kültü’ne gösterdikleri önem; “Ko rııyucu Ruh” kavramını da beraberinde getirmiştir.
    Atalarımızın inançlarında önemli bir yer tutan bu inanç motifi son üç büyük dinin temelinde de vardır. Örneğin İslami- yrl’te ve Hristiyanlık’ta “ Koruyucu Ruh” kavramının yerine, •ttilam itibariyle aynı şeyi kasttetmek üzere “Koruyucu Melek Ur” kavramı getirilmiştir. Ancak her ikisinde de anlatılmak iş­ it ııen perdenin arkasındaki sır, aynı gerçeği ifade etmektedir.
    Eski Türkler’de tarihin ilk dönemlerinden beri varlığım aııdüren “Koruyucu Ruh” olgusu; daha sonraları Şama- tli/m’in Türkler arasında yayılmaya başlamasıyla daha da kök- Irşmiş ve Türkler’in günlük yaşamında çok önemli bir fonksi­ yon görmeye başlamıştır. Bu inancın etkileri; Türkler’in Kül­ lin Irri’ndc, geçmişten günümüze gelininceye kadar hiç bir za­ man silinmemiştir.­
  • 540 syf.
    ·7 günde·8/10
    Bir kaç öneri sonrası aşırı merak etmemle başlamış bulunduğum serinin ilk kitabı. Her zaman sevdiğim gibi fantastik bir dünya ve gayet güzel bir dünya. Perilere her zaman ilgim olmuştur. Ana karakterimiz Feyre bir ölümlü. Sakat babasına ve iki ablasına bakmakla yükümlü. Babası hiç kılını kıpırdatmıyor o ayrı bi mesele ama ablaları da destek olmuyor kızımıza. Kış vakti bu kız neden tek başına avlanıyor yahu az yardım edin değil mi? Yok tabi ki de etmezler. Feyre ormana gidip avlanmak zorunda. Karaca görüyor ve " Tamam aç kalmayacağız" derken kurt çıkıyor. E haliyle ya kurt bunu öldürecek ya da kurt bunu. Feyre kurtu öldürüyor fakat kurt periymiş. Kana karşılık kan olarak kızımızı başka bir peri periler diyarına götürmek için kapısına dayanıyor. Böylece hikayemiz başlamış bulunuyor.
    Ben şahsen ilk kitabı sevdim. Feyre kızımıza az biraz sinir olduğum noktalar olmadı değil. Tamlin karakterine asla ısınamadım ve sanırım hep oyle kalacak. Rhysand karakterine aşık oldum diyebilirim. Ayrıca Tamlin'in Feyre'nin çektiği acılara eziyetlere kayıtsız kalması beni deli etti. Feyre'nin yerinde olsam seni de lanetini de deyip küfür ederdim sanırım. Sonuç olarak hoş merak uyandırıcı bir hikayesi var ve kitap akıcı ilerliyor. Fantastik fışfışlı tür sevenlere önerilir. :)
  • "Örgüt. Yıllar yılı babamla uğraştı. Bir süre onunla çekişecek gücü kendinde buldu. Örgüt, bizim denetlenmiş evlerde yaşamamızı istiyordu. Çavlana sahip çıkmak istiyordu. Kabilede bile vardı bu istek, kabile halkı da babamla uğraştı. Kentte onu tenha sokaklarda kıstırıp dövdüler, bir keresinde de saçlarını kestiler. Ah, Örgüt büyük...büyük. Babamı iyice küçültüp, güçten kesilmesini sağlayıncaya kadar babam direndi. Sonunda küçülüp küçülüp dövüşemeyecek hale gelince de mücadeleyi bıraktı."
    "Hükümete neyi vermesini istiyorlardı?"
    "Her şeyi. Kabileyi, köyü, çavlanı..."
    "Haah, şimdi hatırladım. Sen şu Kızılderililerin mızrakla alabalık avladıkları çavlandan söz ediyorsun. O çok eskidendi. Ta-maaam. Fakat benim hatırladığım kadarıyla, kabileye çok büyük bir para ödenmişti."
    "Adamlar babama öyle dediler. Babam, bir insanın ekmek teknesine ne fiyat biçersiniz, diye sormuştu; bir insana ne değer biçersiniz diye sormuştu. Tabii ne demek istediğini anlayamadılar. Kabile halkı bile anlayamadı. Hepsi de çeklerim ellerine alıp kapımızın önüne geldiler ve bundan sonra ne yapmaları gerektiğini babamdan öğrenmek istediler. Durmadan babama bu paraları işletmesini ya da nereye gidebileceklerini söylemesini veya bir çiftlik almalarına yardım etmesini istediler. Fakat artık babam iyice küçülmüştü. Ayrıca körkütük de sarhoştu sürekli. Örgüt onu kamçılatmıştı. Zaten o herkese darbe indirir. Sana da aynı şeyi yapacaktır. Onlara uymadıkça babam gibi büyük bir adamı yanlarında barındıramazlar. Bunu sen de anlarsın sanırım."
    "Yaa, az buçuk anlıyorum."
    "İşte bu yüzden, o camı kırmamalıydın. Şimdi senin büyük olduğunu biliyorlar. Bundan sonra seni de yola getirmek zorundalar."