hakan yılmaz

hakan yılmaz
@bican
UZMAN
ÜNİVERSİTE
ANKARA
ERZURUM, 1 Ocak
5 okur puanı
Kasım 2016 tarihinde katıldı
Bir ilaç içsem bari diye düşündüm, Biraz kolonya sürünsem, Ferahlasam, pencereyi açsam. Şöyle bir şey yazdım sonra: Yağmur, çamurlu bir elbise dikiyor şehre Sıkılıyoruz hepimiz bu çamurlu giysinin içinde. Berbattı, Bir şiire böyle başlanmazdı. İç ses diye söylendim, Ardından Yıldırım Gürses... Aptal aptal güldüm bir de buna. Ayşecik vazoyu kırıyor Ve ‘tamir et bakalım’ diyordu babasına. Yapıştırsam da parçalarını hayatımın Su sızdırıyordu çatlaklarından. Karnabahar kızartmıyordu asla Başrolde kadınlar. Güçlü bir el silkeledi beni sonra Sanırım Tanrı’nın eliydi. Sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan. Binlerce yeşil gözü olan bir zeytin ağacı gibi, Çok şey görmüşüm gibi, Ve çok şey geçmiş gibi başımdan, Ah...dedim sonra Ah! İç ses, diye söylendim Çocukken şöyle dua ederdim Tanrı’ya: Tanrım bana hiç erimeyen, Kırmızı bir bonbon şekeri yolla. Eski tül perdelerden gelinlik biçerdik
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sövmeyi severdi ama, bildik küfürlerle ağzını kanalizasyon kokusuna bulamazdı. O daha çok, ilk gençliğinin en sevdiği çizgi romanı Tenten'in dayanıklı, maco, hiç büyümemiş kaptanı Haddock'un deniz aromalı öfkesiyle söverdi. 'başıbozuklar', 'şamandıra midyeleri', 'pot kırıcıları', 'korsanlar' ve 'gübre toplayıcıları' en gözde küfürleriydi. Şairler Şehri, Buket Uzuner (Sayfa 15)
Borcu yok müruru zamana uğramış yüreğimin; Ne aşk, ne sevinç, ne de kin. Reddi miras eylemiş Beni varislerim Alacağım da yok kimseden Hep beraber şu beni Gelin artık gömelim. Şairler Şehri, Buket Uzuner (Sayfa 43)
Bilgelik üzerine Bilgelik, ne pahalı arabasını satıp tüketim manyaklığına tövbe etmekle, ne de sufî filozoflara güzellemeler yazarak elde edilecek kadar hızlı-kolay-hazır paket bir erdemdir. Bilgelik, gerçeğe cesarele ve samimiyetle ilerlemeye gönül koyanın uzun yolcuğunun sonunda avucuna dolan ışıktır, nurdur. Bilgelik, öyle keskin bir ışıktır ki, bilgenin gözlerini yakar. Bilge kendinin bilge olduğunu bilmez, bilse unutur, hatırlamaz herhalde... Su, Buket Uzuner (Sayfa 420)
Deli ! ... arkadaşlarımın çoğu düşüncelerim ve zevklerim modaya uymuyor diye bana bir çeşit deli muamelesi yaparlardı. Ben hâlâ kendi doğrularıma kurduğum hayatımı yaşamaya devam ederkeni onların çoğu başkalarının kurallarıyla düzenlenmiş, eğlencesiz, uzun hayatlarını mal-gözlü, cimri ve çok sıkıcı yaşlılar olarak sonlandırmaya hazırlanıyorlar. Su, Buket Uzuner