öncelikle bu kitap doğum günü hediyem olduğu için baştan özel bir kitaptı (gülşene selamlar). ama bu demek değil ki kitabı zorbalamayacağım.
kitabı çok düzenli okumadım açıkçası ilklerde canım çok sıkılıyordu pek sarmamıştı. devam etmek için çok zorlarken aslında sadece zamanının gelmediğini fark ettim. kitabın ortalarına yaklaşırken başındaki ruh halimden eser yoktu. kalbi çok kırılmış bir kübra olarak okumuştum. ilk sayfalarda asla empati kuramıyordum victoriaya pek ısınamamıştım. cümleleri bana sanki senelerce birliktelik yaşadığı biriyle vedalaşıyormuş gibi hissettiriyordu. abarttığını düşündüm. ama sonra aslında birine bu kadar bağlanmanın senelerin etkisi olmadığını anladım. birine bağlanmak için günler bile yeterliydi. bazı cümlelerinde kendimi bulmaya başlamıştım. zamanı varmış derken aslında benim kalbimin kırılması lazımmış. victoriayı anlamama vesile oldu bu durum. bazen victoriaya bu kadar yanar dönerli bi çocuğa( evet çocuk asla olgun bir birey değil çünkü) nasıl dayandı diye düşünüyorum. ismini bile anmıyorum fark ettiyseniz zatın. hisler fark ettirmek için vardır. birine değerli olduğunu söylemek basit asıl mesele onu hissettirebilmekte. ve aslında iş hissettirmekte de bitmiyor bunun sürekliliği çok daha önemli. martinde koç ve akrep havası aldım. kullanılmış bir victoria da ise balık. evet biz yani balık burçlular olarak enayiyizdir, çok sever, değer görmediğimiz yerde birkaç güzel söze kanabiliriz. ama sonradan kendimizi hatırlarız. victoriada da aynen böyle oldu. çoğu geceyi sabah yapmakta çok zorlandı ama en sonda kendini buldu ve hayatına farklı şekilde devam etme kararı aldı. bazı geceler gerçekten sabah olmayacak zannederiz halbuki allahın kelamı ne der ''her karanlığın bir sabahı vardır.'' bu konuda fikret kızılok ne demiş peki. her gecenin bir