Dostluk kavramını kendi içimde sorguladığım bir kitap oldu.Sınıf farkının dostluk ilişkisinde nasıl ön plana çıktığını ve dostluk duygusunu nasıl farklı mecralara taşıdığını gördük.41 yıl ihaneti içinde tutan sonra bir yemek masasında Doğu ve Batı kadar uzak olan iki insanın karşılaşması…Bu karşılaşmada kaçıp giden değil kalan kişinin bütün gerçekleri karşısındakinin yüzüne vurduğu,sorularının cevabını bulduğu fakat iki sorusunun da cevabını aradığı psikolojik savaşı köşede oturup dinliyoruz.Sessiz kalmak bir cevapsa evet Konrad cevaplarını veriyor ama susmak bir kabullenişse kendisine yöneltilen bütün ithamları kabul ediyor.
Öne çıkmayan bir anne figürü var.Olayları,durumları etkilemiyor görünse de seçtiği mobilyalar,yaşam şekli özellikle de General Henrik ‘deki sevgi eksikliğinin ilk müsebbibi anne.Anne sevgisinin yerine Süt anne Nini’ye bağlanan bir çocuğun yaşlandığında da yine ona kol kanat geren bir Nini var.
Sınıf çatışmasını derinine işlendiği bir hikaye…Betimlemelerin eşyaya,mekana derinlik kattığını görüyoruz.
Baba ve anne kopuk bir yaşam sürüyor.General ve karısı da kopuk yaşam sürüyor.Büyüklerinden miras almış gibi.
İhanet dostları ayırıyor ve üç kahramanın da farklı ortamlarda hayatlarını devam ettirmelerine neden oluyor.
Yüreğe işleyen ,düşündüren ,sorgulatan bir hikaye…Mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
İnsan hayatta her şeye erişebilir,dünyadaki ve etrafındaki her şeyi yere yıkabilir,hayat insana her şeyi verebilir,insan hayattan her şeyi alabilir ama başka bir insanın zevklerini,eğilimlerini,ritmini değiştiremez.