• 126 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi
    sevgiyi hayatının ve sanatının temeli olarak gören goethe'ye göre, insanın kendini daima daha yükseltmesi için çaba göstermesi gerekir. aklı ve mantığı serbestçe kullanmaktan insanı alıkoyacak şeylerden kaçınmak gerekir. ruhun özgürlüğe ulaşması ancak bu sayede olur. özgürlük, insan için en gerekli şeydir. özgürlük olmayınca gerçek tanrı sevgisi olmaz; insan gerçek zafere ulaşamaz.
    genç werther'in ıstıraplarında goethe'yi, onun fikir ve görüşlerini, hatta yaşantısını buluruz. goethe'nin kendi hayatında olduğu gibi, faust ve werther'inde de uğruna yaşamaya değer şeylerin arayışı vardır. werther'de ruh ve arayış sonucunda önce bilim, sonra tabiat, daha sonra aşk gerçeğini bulmuştur.
    werther edebiyat dünyasında bir şaheser olarak kabul edilir. öncelikle duyguların hakim olduğu bir çağda yazılan bu eser, her zaman için fikri çoşkunluklara eğilimli olan almanlar üzerinde büyük bir tesir yaptı. bu tesir gittikçe bütün dünyaya yayıldı. duyguların ve melankolik imajların tasvir kudreti goethe'yi bir deha olarak kabul ettirmiştir.
    insanların en fazla ilgilendikleri konu olan ve sanatçıların ilham kaynağı sayılan aşk, bu eserde ideal bir ifade ve anlam kazanır. sanatçılar, şu gelip geçici dünyada bir iz bırakma, iyiye, güzele, ideale, faydalıya ulaşma çabaları içinde çırpınan üstün ruhlardır. büyük sanatçıların hayatlarını tetkik edecek olursak, onların en gözde eserlerinde yaşanmış tecrübelerin, duyguların, acıların izlerini belli bir şekilde görürüz. modern alman edebiyatının bir örneği olan werther, goethe'nin bizzat yaşadığı aşk acılarının, yaşanmış, çözümlenmiş ve açıklanmış duyguların tümüdür.
    bu romanda insanlar arasında sınıf kavgalarından nefret eden, kibar aleminin iki yüzlü gösterilerine kapılarını kapayan bir ruhun tabiatla uyuşmasına, olaylara önsezilerin işbirliğine, mantık ve kalbin ezeli çelişmesine şahit oluruz.insanların öz çıkarları uğruna birbirlerini baltalayabilecekleri, umutsuzluk ve kırgınlığa sebebiyet verdikleri şu dünyada her zaman ideali, huzuru, anlaşmayı, özleyen hassas, içli, içine kapanık insanlar vardır. bunlar, toplumla bağdaşmadıkları zaman soluğu kaçmakta, tabiata yönelmekte bulurlar. gerçekten tabiat ana, sonsuz nimetleri ve eşsiz güzellikleriyle saf bir huzur kaynağıdır onlar için. werther de bu gruba giren insanlardandır. aşağıdaki satırlarda şuurlu bir tabiat sevgisinin izlerine rastlamak mümkündür.
  • İkna, Manipülasyon, Cehalet ve Şeytanın Pabucundaki Beyin
    Uğur Batı - TEDxAlsancak

    https://www.youtube.com/...jHfr2xnfd4o&t=2s

    Prof. Dr. Uğur Batı, Çiftlik Bank vakasından hareketle algılamada yanlılık etkisi, insan ve cahillik ilişkisi, sürü psikolojisi, sosyal/toplumsal kanıt ilkesi, propaganda, manipülasyon, ikna, realite körlüğü, dolandırıcılık ve ganimet kültürü kavramlarından söz ediyor. Sinirbilim, antropoloji, iletişim, sosyal psikoloji gibi disiplinlerin çıktılarıyla “aldatılma ve ikna olma” prensiplerini çok etkileyici biçimde ele alıyor.
  • Uzun zamandır toplumların gizemli bir şekilde terk edilmelerinde ekolojik problemlerin kısmen rol oynadıklarından şüphelenilmektedir. Öte yandan bununla bağlantılı olarak insanların toplumlarının bel bağ­ladıkları çevresel kaynakları hesapsız kullanmaları sonucunda kendi elleriyle sonlarını hazırladıklarına inanılmaktadır. Kasti olmayan bu ekolojik intihar, yani eko-intihar, arkeolog, klimatolog, tarihçi, paleon­ tolojist ve polenleri inceleyen bilim adamlarının son yirmi otuz yılda yaptıkları birtakım keşiflerle de teyid edilmiştir. Eski uygarlıkların çev­relerine verdikleri zararla kendilerini yok etme süreci, önemi göreceli olarak değişen sekiz sınıfa ayrılır: Ormanların yok oluşu ve yerleşim alanlarının ortadan kalkması, toprak sorunları (erozyon ve toprak güb­re kayıpları), su yönetimi sorunları, gereğinden fazla avlanma, balık av­lama, yerel hayvan cinslerinin yanına dışarıdan başka hayvan cinslerinin katılması, insan nüfusunun artışı ve insanların gittikçe artan etkisi.
  • Pisagor teoremini hepimiz biliriz, ancak çoğu insan bu teoreme adını veren Antik Yunanlı felsefeci ve matematikçi Pisagor'un garip yönlerini bilmez. Pisagor'un "müritleri" diyebileceğimiz takipçileri vardı ve bunlar sayılara mistik özellikler atfederlerdi. Pisagor grubuna yeni katılan birinin tam olarak kabul edilmesi için beş yıl boyunca konuşmaması gerekirdi, böylece grubun sırları korunurdu. Pisagorcular vejetaryendi; et ve balık yemezlerdi, ayrıca fasülyeye dokunmak ya da fasülye yemek yasaktı. Önce sağ ayakkabılarını giyer, herkesin yürüdüğü yollardan yürümezlerdi. Pisagor'u sadece cinsellikten vazgeçmiş çok yakın öğrencileri görebilirdi, diğer talebelerine perde arkasından ders verirdi. Pisagor'un öldükten sonra tekrar dirilip tekrar dünyaya döneceği inancı, talebeleri arasında çok yaygındı. Pisagorcular için sayılar kutsaldı ve tüm sayıların rasyonel olduklarına inanırlardı. Rivayete göre; bir gün Hippasus isimli bir öğrencisiyle gezerken, öğrencisi Pisagor'a, Pisagor teoremini kullanarak irrasyonel sayılar olduğunu ispatladı. Bunu gören Pisagor, Hippasus'u başını suya sokarak boğdu ve diğer öğrencilerine bu olayı unutmalarını tavsiye etti. Pisagor'un kendi ölümü de garip inançlarından dolayı gerçekleşti. Bir gün düşmanı Pisagor'un evini basıp yakmıştı, kaçmaya çalışan Pisagor ise bir fasülye tarlasının önüne gelmişti. Pisagor, tarlaya girip kaçmak ve böylece fasülye yasağını ihlal etmek yerine ölmeyi tercih etti.

    Bilim tarihinden notlar (Enis Doko)
  • Sevgili insan, bu uçsuz bucaksız evrende ne zaman kendini yalnız hissetsen, içinde yaşayan bu minik canlıları hatırlamanı önemle tavsiye ederim. Belki şu an yanında elini tutan biri yok ama güven bana, elinin üzerine sıkı sıkıya tutunmuş seni seven birçok minik canlı var. Dudaklarının çevresinde yaşayan ve teknik anlamda sürekli seni öper pozisyonda olanlardan bahsetmiyorum bile.
  • 456 syf.
    Etkileyici bir kıtap...
    Deus, Tanrı, ilah. Yazar insan türünün bilimsel adı Homo Sapiens ile bir kelime oyunu yaparak Homo Deus ( tanrı insan) terimini titretiyor. Peki tanrı insanın var olması mümkün mü? Ölümsüzlük mümkün mü? Okurken sürekli yeni sorularla karşı karşıya geldiğimiz, farklı bir bakış açısından dünyaya baktığımız ve çok geniş bir çerçevede gelecekte olabilmesi mümkün bir dünya da hakim olacak yeni bilgi dünyası. Geçtigimiz 70 bin yıl boyunca insanları hakim güç olduğu ve süreçte var olan dinler insanevladı merkezli gösterdiği var olma süreçleri çeşitli acılardan değerlendirip sizi deli sorularla baş başa bırakacak çok keyifli ve bilgi dolu bir kitap. Sadece bu kadar mı? Hayır.

    Liberalizm bireyselci hakimiyeti, Hümanizm insan merkezli dini anlayışı yerine Dataizm veri dini hakim olabilecek mi ? Tartışılır. Ama bunları olabilme ihtimalleri üzerine kitapta baya destekleyen araştırmalar var ve devamının da geleceği anlaşılır bir şekilde verilmiş. Bilim her zaman dinle bir münakaşa için de bu zaten bilenen bir durum bunun gelecekte daha üst seviye çıkması ihtimal dahilin de bence... Peki bu yeni durumda yani Yapay Zeka her şeyin önüne geçip bizi kölesi yapar mı?Hayır yapmaz. Çünkü yazarında dediği gibi işine yaramayız. Homo Sapiens'in yerine Homo Deus'un geçetiğinde, zeka bilinci bitirdiğinde insanlığın tepkisi ne olacak? Ben bilmiyorum ne olacak yani tahmin edemiyorum. Çünkü bunlar gerçekten sağlam konular yeterince bilginiz olmadan fikir yürütmek zor. Bu yüzden bence herkesin mutlaka okuması ve araştırması gereken konular bunlar.

    Her ülkenin, devletinin varlığını sürdürmek, idolojisini devam ettirmek adına verdiği mücadele bu mücadele sürekli farklı sebeplerle olsa bazen din için bazen ülke için, bayrak için bazen inandığı görüş için kısacası bu kadar yıkımın olduğu bütün bu savaşlar Homu Deus var olduğunda bitecek mi?
    Düşünün l. Dünya Savaşı'nda 40 milyon insan ölmüştü. Sonra savaş bitti mi? Hayır. Bugün hâlâ insanlar: inançları olur, inandıkları değerler olur yani genel olarak bildiğimiz bizim de tanıdığımız, duyduğumuz bütün var olma sebepleri uğruna ölmeye devam ediyor. Ne var ki insanlar değer yargıları olmadan ayakta kalamaz. Homo Deus bunu bitirebilecek misin?

    Bu kitapla ilgili o kadar çok sorulacak tartışılacak konu var ki, bireyselikten toplumsallığa kadar derin ve araştırılması çokça mümkün bir sürü bilgi yığını içinde kafanızda deli sorularla boğulup gidiyorsunuz okurken... Bu yüzden zaman kaybetmemeden hemen okuyun.

    Keyifli okumalar