Beşeriyet sordu:
Ya Rabbi! Hayattaki bu lezzet nedir? İnsanı hayata bağlayan bu garip kuvvet nedir? Hayat ki, sonludur ve dert ve kederle yüklüdür.
Yine de maksat hayatı yaşamaktır. Bunun hikmeti nedir? Bir an olsun hayat insanı rahat bırakmaz. Bin türlü elem ve geçim derdi ile doludur. Çocukluğunda beşikte ağlar, o masumluk çağı feryatla
geçer. İnsanın gençliğinde bin türlü ümitleri, yaşlılığında bin türlü
zahmeti, meşakkati var. Ölüm vaktinde geçmiş zaman ona bir an gibi görünür. Bunca düşkünlük, bir an için midir?
Gaipten gelen bir ses bunun cevabını verdi. Dedi ki: Hayattaki bu zevk ve kıymet akıllı kişiler için Allah'ın eserlerini, güzellikleri seyretmek, cahiller
içinse yiyip içmek ve şehvetten ibarettir.
Bu fena mülküne ibretle nazar kılan ey can
Gafleti eyle hebâ, hali değildir meydân,
Hani Sultan Süleyman, hani İskender Han
Sad-hezar ömrü sürûr ile geçirsen bir an,
Ne güle bülbüle bâkî, a gözüm bağ-ı cihan
Kime yâr oldu?Muradınca felek devr-i zaman
(Ey can! Bu fanilik ülkesine ibretle bak, Gafleti yok et! Meydan boş değildir.Hani Sultan Süleyman, hani İskender, nerede?Yüz bin ömrü sevinçle şenlikle geçirsen bile bir an gibi.A gözüm, dünya bağı ne güle ne bülbüle kalıcıdır.Şu felek, zamanın dönüp dolaşması, kime istediği gibi yar olmuştur ki?)