Toprak içti kanımızı lakin silemedi şanlı yazgımızı,
Zifiri gecede namlularla söyledik o son hırçın ezgimizi.
Duymadı kimse o kör karanlıkta kopan gizli feryadımızı,
Yalnızca çelik tadabildi içimizdeki o vahşi tadımızı.
Göz bebeklerimizde büyüdü ansızın o soğuk korku,
Ölüm, kahpe pusuda bekleyen sinsi ve karanlık bir kurttu.
Et tırnağa geçti, barut kokusu sindi ciğerlerimize;
Yine de diz çökmedik, teslim olmadık o lanet sesimize.
Karanlık çöktü sarp dağlara, kan karıştı toprağın terine,
Bir ürperti düştü ansızın her birimizin en derin yerine.
Sustu her şey... Tetikte dondu o titreyen son parmak,
Biz o karanlığı yırtıp geçtik, bize nasip oldu uyanmak.
Şimdi rüzgar fısıldar adımızı o kanlı vadinin koyağında,
Bir korkunun küllerinden doğduk ecelin tam kucağında.
Geride ne bir pişmanlık kaldı, ne de solgun bir iz;
Korkuyla yüzleşip ölümü öldüren, işte o delileriz biz!
Bilinmez
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Vakit tamam küçüğüm, dağlar üstüme yıkılıyor,
Gök yarılıyor yukarda, feryatsız, gürültüsüz.
İnsan öleceğini kalbinin durmasından önce biliyor;
Şimdi burası öyle sessiz, öyle kimsesiz, öyle pürüzsüz...
Adını anmaktan korktukları o ölüm çizgisini geçtim,
Geriye dönmek fıtratımda yoktu, bilirsin.
Ben senin dizlerini değil, bu sarp kayaların bağrını seçtim;
Şimdi varsın her kural yıkılsın, varsın yer gök inlesin.
İçimdeki o insani sızıyı, o zayıf çocuğu vurdum önce,
Sana ağlayan o gözlerimi sildim, çelik ettim canımı.
Lakin adın dudaklarıma bir mermi gibi değince,
Durduramıyorum içimde akan bu muazzam kanımı.
Sana sıcak bir yuva, bir ikindi huzuru veremedim,
Kınalı parmaklarına yakışmadı bu nasırlı ellerim.
Gözlerinin içine bakıp da bir kez olsun "gitme" diyemedim,
Şimdi toprağa karışıyor o söyleyemediğim gizli sözlerim.
Bedenimi tırnaklarımla kazdığım bu siperde bırakıyorum,
Gözlerini alıp götürüyorum ruhumla, o yeter bana.
Son nefesimi verirken bile sadece seni görüyorum,
Hakkını helal et leyli, bu dünyada doyamadım sana.
Ağlama demiyorum, dökülsün o mukaddes gözyaşların,
Dökülsün ki temizlesin bu üstümdeki kanlı çamuru.
Bir gün rüzgâr okşarsa saçlarını, bil ki ben oradayım;
Çünkü bir Türk askeri severse, ölüm bile bozamaz o gururu.
Bilinmez