En çok konuşanların en çok çalışanlar olarak algılandığı bir sirkti bu. Bu sirkte uzun süreli maymunluk görevimi tamamladıktan sonra artık ben de işi çözmüştüm. Özgüvenliymiş gibi davranmayı denedim kimi zaman işler beklediğimden iyi gitti kimi zamansa rezil oldum ama ne olursa olsun denemeye devam ettim. Neredeyse her toplantıda söz almaya başladım kimi zaman boş konuştum kimi zaman anlamlı sözlerim oldu.
Öz güven çok kez tamamen algıdan ibaret ve gerçekliğin kendisinden de uzak. Bu nedenle de hayatın ilginç bir ironisi olarak özgüven sahipleri genel itibariyle susanlara oranla çok daha az bilgiye sahipler. Zaten bu kıt bilginin verdiği özgüvenle bu kadar cesurca ön plana çıkabiliyorlar. En başta dediğim gibi bu bir yanılsama ve şu ana kadar sarıldığım başarıya ilişkin faktörler arasında kendinizi kandırarak en rahatlıkla üstlenesinden gelebileceğiniz şey bu. Her seferinde kendinize çok konuşanların aslında sizden daha boş olduğu gerçeğini hatırlatın. ... ve siz de insiyatif alın konuşmaya başlayın. Konuştukça yanılsamadan ibaret olan özgüveninizin yerine geldiğini göreceksiniz.
Sadece dik durarak dahi beyninizi özgüven noktasında manipüle edebiliyor farkında bile olmadan daha özgüvenli hale gelebiliyorsunuz. Ya da kendi kendinize tekrar edeceğiniz özgüven yaratıcı cümleler (harikasın iyi gidiyorsun vb.) bir anda ortaya koyduğunuz performansı %18 oranında bile arttırabiliyor. ... Bu nedenle ailesi tarafından şımartılan çocuklar ile ailesi tarafından sürekli susması öğütlenen çıkıntılık yapmaması gerektiği söylenenler arasında da büyük farklar ortaya çıkabiliyor.
İşsiz kalanların neredeyse hepsi burslu okuyanlardı ... İşe girenler ise halihazırda zaten patron, fabrikatör ya da hiç olmadı iyi konumdaki ailelerin çocuklarıydı. ... O dönem bunu fark eden ve adaletsizliğin istatistiğe dönüşmüş bu oranını ilk kullanan bizim üniversite olmuştu. ... ilgili üniversiteye ne kadar az burslu öğrenci alınmışsa o kadar yüksek istihdam oranı çıkıyordu.