Üstündekileri çıkarıp yüzlerce başka işçi adayıyla birlikte sıraya giriyor. Kendilerini muayene etmekte kullanılan araç ve gereçlere kaçamak bir göz atıyorlar sıradakiler (bunlara uzun uzun bakmak şaşkınlıklarını açıklamak olurdu) Birbirlerine de kaçamak bakışlarla bakıyorlar. Seçilme şansını yanındakine bakarak kestirmeye çalışıyor herkes. Onun böyle bir durum icin hazırlıklı olmasını sağlayacak hiçbir sey yok geçmişinde. Eşi görülmemiş bir yaşantı bu. Ama daha şimdiden olağan bir şey. Tanımadığı insanların önünde çırılçıplak soyunmasını istemelerinin yarattığı utanç. Komut veren görevlilerin konuştukları anlaşılmaz dil. Testlerin anlamı. Vücutlarına keçe uçlu kalemle yazılan sayılar. Odanın katı hendesesi. Erkek gibi tulum giymiş kadınlar. Ne olduğunu bilmediği sıvı ilaçların kokusu. Kendisi gibi bir sürü insanın sessizliği. Çoğunun yüzünde, dinginlik içindeki ya da dua eden kimselerinkine benzemeyen o içe dönük bakış. Bütün bu olup bitenler ona olağan geliyorsa, bunun nedeni bu önemli yaşantıyı orada bulunan herkesin paylaşmasıdır.
Az gelişmiş ülkelerin çoğunda kapitalizm çarpık bir gelişme çizgisi göstermiştir. Çocukluk döneminin bütün acılarını çekip kısıtlamalarını yaşadıktan sonra gençlik döneminin canlılığına ve coşkunluğuna hiçbir zaman kavuşamadan, daha erken bir döneminde kocamışlığın ve çürümüşlüğün kaygı verici özelliklerini göstermeye başlamıştır.
Otobüs başkentin varoşlarına gelmiştir. O, tuğla kırıklarından, tahta parçalarından, hurda demirlerinden gelişigüzel yapılmış gecekondu yığınını görür. Bu gecekondularda, başkente ulaşıp da daha öteye gidemeyen köylüler oturmaktadır.