Kimilerimizin aklına şu soru gelebilir:
Madem birçok ideoloji ve birçok “izm” birer dindir, o hâlde bunlara neden “din” denilmiyor da başka başka isimlerle adlandırılıyor?
Bu soru gerçekten yerinde bir sorudur.
Çünkü bilindiği üzere ideolojinin manası; bir yaşam biçimini belirlemeyi amaçlayan ve kendi içinde bağlantısı olan siyasi, iktisadi ve sosyal görüşler bütünüdür. İdeolojiye yüklenen bu tanım, dinin tanımına paralel bir tanımdır.
O hâlde neden bunlara “din” denilmiyor?
İşte dünya müstekbirlerinin kendi koydukları dinlere bilmem ne ideolojisi veya bilmem ne “izm”i demelerinin nedeni; yönettikleri, hâkimiyet kurdukları halkın iki ayrı din vakıasıyla, yani bir din ikilemiyle karşılaşmamasını sağlamaktır. Çünkü bu müstekbirler, halk kitlelerinin din olgusuna karşı tutucu yaklaşımlarını bilmektedirler. Halkın tepki göstereceği bir din ikilemi meydana getirmemek için de kendilerinin ürettikleri veya türettikleri dinlere bilmem ne ideolojisi veya bilmem ne “izm”i gibi isimler takmaktadırlar.
Mesela Cumhuriyet sonrası Türkiye’sinde Kemalizmin halk kitlelerine bir din olarak empoze edilmediği bilinen gerçeklerdendir. Fakat buna rağmen dinin ne olduğunu bilen ve Kemalizme gönül veren bazı entelektüeller, “Benim dinim Kemalizmdir.” şeklinde apaçık söylemlerde bulunmuşlardır.
Kemalizme gönül verenler için dosdoğru olan bu söz, Kemalizmi sahiplenmelerine rağmen Müslümanlıktan vazgeçmeyen kimseler tarafından büyük tepkiyle karşılanmıştır. Müslüman olduklarını iddia eden bu Kemalistlere göre, “Benim dinim Kemalizmdir.” diyen kimseler İslam dininden çıkmışlardır.
Son zamanlarda,bilmem neden,bütün sevincimi yitirdim,her gün yaptıklarımı yapmaz oldum.Gerçekten öyle bir karardı ki içim,dünya,bu güzelim yapı,çorak bir kayalığa döndü gözümde.