Bir yıldız kaydı gökyüzünden,
Dilek tuttum, adını söyledim.
Ama yıldız,
Kayıp bir hatıra gibi,
Gözden kayboldu.
O an fark ettim,
Senin dileğim değil,
Sonsuzluğum olduğunu.
Koca bir ah ile başlıyorum kuracağım cümlelere.Bu ahım neye bilmiyorum kitaba mı kendime mi üzüntüme mi ? Bunu kendime sorma zamanım olmadı çünkü kitabı bitirir bitirmez yazıyorum.Belki belli bir süre geçince cevabını bulabilirim.
Hayat ne kadar tuhaf değil mi yaşayıp gidiyoruz ama ben ne yaşadım ne yaşıyorum demeden.Bunu farketmek için illa bir dürtü mü gerekir bize.
Kitabın içinde kendimden ne buldum bilmiyorum çocukluğum mu şuan anne oluşumdan kaynaklı çocuğum için endişe mi ?O kadar hayatın içinden ki illa kendinizden bişey buluyorsunuz bulamasanız bile bu hayatı yaşamış binlerce insanı düşünüp yine de üzülürsünüz.Daha yazacak çok şeyim var ama sözü fazla uzatmadan kitabın içeriğinden bahsedeyim.
Balıkesirli Gülşah ve Diyarbakırlı Şahin'in o imrenilesi ölümsüz aşkının yaşamın çarkında nasılda kaybolup gittiğini anlatıyor.Her satırında kalbime saplanan hançer sayısı artıyor.O kadar sürükleyici ve merak uyandırıcı bir roman ki çok beğendim.
Eminim sizde beğeniceksiniz yer yer kalbinizde uçuşan kelebekler olucak yer yer de o kelebeklerin can çekişi.
Hep söylediğim keyifli okumalar bu kitap için uygun değil kesinlikle keyifle okursunuz ama bitince bu keyfiniz kalır mı bilmem benden yine de
KEYİFLİ OKUMALAR
Bir Kürt SevdimDilek Bilgiç Esen · Müptela · 20228bin okunma
"Her inkılâp yıkıcı olduğu nisbette yapıcı olduğu için, dünden aldığını yarına ödemek zorundadır. Bu borcu ödemeden tarihin sahnesinden çekilemez. Yalnız yıkmakla kalan ve tarihe borcunu ödemekten kaçan bir inkılâp yarım kalmıştır ve onu tamamlıyacak bir yeni inkılâba gebedir. Mefhum kalıpları içinde kalan, bunları
doldurmayan, kelimeci inkılâplar, sözde inkılâplardır. Romantiktirler, hayal, dilek, nümayiş ve nutuk safhasında kalırlar. Romantik devreden realist devreye, imha safhasından inşa safhasına geçemezler. Yıkanlar yapmak ödevini üzerlerine almışlardır.
Bu, yalnız dileklere yasa şekli veren hukukî bir inşa değildir. Topyekûn bir devleti temelinden çatısına kadar kuran bir madde ve mânâ yapısıdır. Şairin ve hukukçunun kifayetsiz ellerine bırakılamaz. Bütün tarih ve manevî değer hazinesiyle, bütün mülkî ve idarî teşkilât bünyesiyle, bütün dinî, ahlâkî ve millî temelleriyle toptan bir inşadır.
1960 inkılâbı yıkmaktaki dehasını yapmakta da göstermeye davetlidir.
Herkes kabul eder ki ikincisi birincisi kadar süratli gerçekleştirilemez. İnşası gereken bina bir gecekondu devleti değildir. Yalnız plânı üzerine bile, inkılâp mimarlariyle bütün Türk düşünürlerinin uzun işbirliği şarttır. Dâva muazzam bir hareketi bir iki siyasî partiye acele devir ve teslim etmek değildir. Dâva Türkiye'nin yeniden inşasıdır."