Cansu durman, Üçüncü Kız'ı inceledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · 17 günde · 5/10 puan

Bu yazarın okuduğum ilk kitabı beklentimin altında kaldı galiba yazarla ilgili beklentim çok yüksekti o yüzden böyle bir sonuca vardım ama genel hatlarıyla kitabın sonu şaşırtıcı olarak bitti

kutlu tokdemir, Kitap Hırsızı'ı inceledi.
4 saat önce · Kitabı yarım bıraktı · Puan vermedi

yazarın bir kaç kitabını okudum bir hevesle kitap hırsızı aldım biraz hoş biraz sıkıcı geldi ama yorumlara bakınca tekrardan bir heves heycan geldi belki uzun süreden sonra tekrar kitap okuma arzuları artığı için veya beni içine çeken kitapları kestiremediğim den ilk işim sabahın ışığı ile tekrardan başlıcam

kutlu tokdemir, Piraye'yi inceledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

ilk satırlara başlarken yüreğim seni çok sevdi ile aynı gibi geldi ünüversitede başlıyor olay yine popüler kız bu sefer aslı değil piraye di yine merakla devam ettim okumaya arif nevzat ve neşe dolu ömer ve uzun bir yola baş koymaya karar verdiği haşim ağa yine bir kibir kesin sözler le mardin yolunu tuttu piraye hayal dünyasında mardin gelini oldu geri dönme umudu ile kalıcı oldu yılların bir birini kovalaması ile minik dicleye kadar ve sonu hiç beklemediğim gibi hüzün ve acı ile bitti belki onay hırs etmeseydi belki haşim dicle ve yeni bebekleri ile güzel bir dünya kuracaklardı neden piraye bu inat kimeydi haşim in ailesine olan kız kurusu na mı taktın yoksa üstüne gelen kuma ya mı neden piraye belki kitabı okurken içind e yaşadığım mı bilemiyorum ama neden diye hep aklımda kalacaksın kız kurusu piraye

kutlu tokdemir, Yüreğim Seni Çok Sevdi'yi inceledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · 10/10 puan

ilk önce biraz daraldım okurken sonrası sonrası ne olacak diye merakla okumaya başladım ilk etapda asli ya kızma ya başladım sanki o anı yaşar gibi kitabı yaşamaya başladım murata ise üzülür oldum her seferinde aslının başına bişey geldiğinin oh olsun demeye başladım bir insan bukadar mı kendini beğenmiş ergen olur demeye başladım içimden her sayfayı okurken bir parça koptu hatta kitap için ağladım diyenler oldu neresine ağladınız acaba demeye başladım içimden en sonunda asli ile muratın çamlı kahvede otururken muratın telefonu çaldı ve aslimmmm diye cevap verdi ve o an ilk defa böyle oldum hıçkırarak gözlerimden yağmurlar suzuldu ve şuan bile tüylerim diken diken oldu

Ares ares, bir alıntı ekledi.
5 saat önce

Günümüzde üniformalar niçin haki renkte?
Napolyon savaşlarına kadar, askeri üniformalar çok renkli ve gösterişli idi. Ancak savaş teknolojisi geliştikçe bunun da bazı sakıncaları ortaya çıkmaya başladı. Kılıç ve kalkanla yapılan savaşlarda gösterişli üniformalar düşmanda moral bozukluğu yaratıyordu ama ateşli silahlar bulununca, bu parlak ve renkli giysiler uzaktan iyi bir hedef olmaya başladı. Bugün askerler savaşa en uygun sadelikte giyinerek giderler ve sadece gerekli teçhizatı taşırlar.
Üniformalardaki haki renk ise ilk kez İngilizler tarafından 1850'li yıllarda Hindistan'da kullanılmaya başlanmıştır. Britanya ordusundan Hary Lumsden İngiliz askerlerinin beyaz üniformaları nedeni ile kolay hedef olduklarını fark edince, üniformaların üzerine toz ve çamur sürerek ve biraz da çay ile boyayarak renklerini gölgeli kahverengine dönüştürmüş ve giysilerin rengini araziye uydurmaya çalışmıştır. Toprak rengine benzeyen bu üniformalara Hintçe toprak rengi anlamına gelen 'Khaki' adı verilmiş ve Türkçe'ye de 'haki' olarak geçmiştir.

Lüzumsuz Bilgiler Ansiklopedisi 1, Tamer KoruganLüzumsuz Bilgiler Ansiklopedisi 1, Tamer Korugan
Ares ares, bir alıntı ekledi.
5 saat önce

Şemsiyeler ilk olarak 3400 yıl önce Mezopotamya'da, bir rütbenin, bir ayrıcalığın sembolü olarak kullanılmaya başlandı. Bu ilk şemsiyeler Mezopotamyalıları yağmurdan değil, yakıcı güneşten korumak için kullanılıyordu.
Şemsiyeler yüzyıllar boyu hep güneşten korunmak için kullanıldı. Bugün bile bazı Afrika kabilelerinde şefin arkasında yürüyen bir şemsiye taşıyıcısı görülmektedir. Hatta İngilizce'de şemsiye anlamındaki 'umbrella' kelimesi, Latince gölge anlamına gelen 'umbra' kelimesinden türemiştir.
Milattan önce 1200 yıllarına gelindiğinde şemsiye Mısırlılarda biraz dini bir anlam kazandı. Gökyüzünün Tanrının vücudundan yapılmış, dünyayı koruyan bir şemsiye olduğuna inanıyorlardı ve başlarının üzerinde taşıdıkları şemsiye yüksek ahlak sembolü idi.
Romalılar şemsiye kültürünü Mısırlılardan aldılar ama onu hep kadınsı bir sembol olarak gördüler ve erkekler tarafından hiç kullanılmadı. Yağlı kağıttan yapılan şemsiyelerin yağmuru da geçirmediği görülünce, kadınlar tarafından yağmurda da kullanılmaya başlandı. Artık antik tiyatrolarda, yağmurda kadınlar şemsiyeler altında rahat rahat otururlarken, erkekler sırıl sıklam ıslanıyorlardı.
Avrupa'da şemsiyelerin yaygın olarak kullanılmasına 1700'lü yıllarda başlanmıştır. Bu yıllarda şemsiyelerin yünlü kumaşlarının üstü bir çeşit yağ ile sıvanıyordu. Bu yağ kumaşa su geçirmez bir özellik kazandırıyor ve siyah bir renk veriyordu. Siyah renkli bu şemsiyeler erkekler tarafından da benimsendi ve güneş için olan beyaz şemsiyeler kadınların, yağmur için olan siyahlar ise erkeklerin vazgeçilmez aksesuarları oldu.
Bir çeşit yağ ile sıvanan siyah şemsiyeler gerçekten yağmuru hiç geçirmiyorlardı ama ömürleri de pek uzun sürmüyordu. Zamanla daha kaliteli şemsiyeler üretildi, ancak siyah renk su geçirmezliğin bir garantisiymiş gibi algılanmaya devam edildi.

Lüzumsuz Bilgiler Ansiklopedisi 1, Tamer KoruganLüzumsuz Bilgiler Ansiklopedisi 1, Tamer Korugan
Gamize, Sahilde Kafka'yı inceledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · 5 günde · 6/10 puan

Fena bir kitap değildi. Okuduğum ilk Murakami kitabıydı. Başlarda merakımı uyandırdı ama sonlara doğru ilgimi kaybettim. Açıklanmayan, havada kalan çok şey vardı. Okumamış olsam da bir şey kaybetmeyeceğimi düşünüyorum. Yine de başka bir Murakami kitabı daha okumak isterim. Bir şekilde kendini okutuyor.