Cahiliye Dönemi’nde kullanılan fal okları, uçlarında demir parçası ve kanat bulunmayan ince oklardı. Cahiliye Arapları, üzerlerine “evet”, “hayır” veya benzeri seçenekler yazarak bunları bir işe başlamadan önce karar vermek amacıyla kullanırlardı. Çeşitli milletlerde görülen bu tür fal uygulamalarının kökeni oldukça eski dönemlere uzanmaktadır. Nitekim Kitâb-ı Mukaddes’te yer alan bilgilere göre, Kudüs’ün fethi öncesinde Buhtunnasr da benzer bir uygulamaya başvurmuştur.
Kur’ân-ı Kerîm’de iki yerde zikredilen fal okları, şeytanın işleri arasında sayılan kısmet çekme uygulamasının bir aracı olarak değerlendirilmiş ve bunlara başvurulması yasaklanmıştır (el-Mâide, 5/3, 90). Hz. Peygamber (sav) de Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail’i ellerinde fal oklarıyla tasvir eden bir resmi görünce onun imha edilmesini emretmiş ve bu iki peygamberin asla fal okları kullanmadıklarını ifade etmiştir (Buhârî, Enbiyâ, 8).
Cahiliye Arapları; yolculuğa çıkma, savaşa gitme, evlenme, ticaret yapma, su kuyusu açma ve nesep tespiti gibi kendilerince önemli gördükleri işlere başlamadan önce, tahtadan yapılmış ve kanat takılmamış ince okların üzerine “yap” ve “yapma” gibi ifadeler yazarak bunları bir torbaya koyarlardı. Daha sonra içlerinden birini çekerek çıkan sonuca göre girişecekleri işin kendileri için uğurlu veya uğursuz olduğuna inanır ve buna göre hareket ederlerdi.
Bazı rivayetlerde ise fal oklarının, beyaz çakıl taşlarından yapılmış tavla zarlarına veya satranç taşlarına benzer nesneler şeklinde olduğu da ifade edilmektedir.