Merhaba
Acaba beni nasıl bir hikaye bekliyor diye sayfalarını araladığım bir kitabın beni esir alacağını hiç tahmin edemedim. Bu kadar seveceğimi düşünmedim gerçekten dilerim herkesin yolu kesişir ve mutlaka okursunuz.
Mısra için Baybars Holding’e gittiği gün sıradan bir staj görüşmesinden ibaret olmalıydı. Fakat arkadaşını beklerken tesadüfen duyduğu birkaç cümle, onu bir anda ölümle yaşam arasındaki ince çizgiye sürükledi. Şirketi hedef alan saldırının ortasında kaldı genç kadın, gözlerini korku ve kaosun içinde açarken karşısında Cesur Baybars’ı buldu. O andan sonra kader ikisini de geri dönülmez bir yola soktu.
Cesur, dışarıdan bakıldığında gücü ve otoritesiyle herkesi etkileyen bir adamdı. Ancak içinde yıllardır taşıdığı kayıplar ve cevaplanmamış sorular vardı. Mısra’yı ilk gördüğü an hissettiği tanıdık duygu onu şaşırtmıştı. Fakat şirkete yapılan saldırı büyük patlama, duygularını sorgulamasına fırsat bırakmadan onu koruma içgüdüsüyle hareket etmeye zorladı. Hastane koridorlarından başlayan yakınlıkları derin bir bağa aşka dönüştü.
Hikaye ilerledikçe yalnızca bir aşk hikâyesi okumuyor, aynı zamanda geçmiş yaraların insan ruhunda nasıl izler bıraktığına da tanıklık ediyorsunuz. Mısra’nın güçlü görünmesine rağmen içinde sakladığı kırgınlıklar, Cesur’un öfkesi ve güven problemleriyle birleşince ilişkileri hem çok romantik hem de oldukça sancılı bir hâl alıyor. Birbirlerini sevdikleri kadar birbirlerini yaralayabilmeleri özellikle Cesur tarafından hikâyenin en etkileyici kısımlarından biriydi.
Geçmişten gelen düşmanlıklar, aile sırları ve yıllardır biriken hesaplaşmalar olayların temposunu sürekli yüksek tutuyor. Özellikle gerçeklerin ortaya çıkmaya başladığı bölümlerde hikâye yalnızca bir aşk romanı olmaktan çıkıp merak duygusunu canlı tutan güçlü bir dram