Dilin doğru olmadıkça dînin doğru olmaz. Rabbinden utanmadıkça da dilin doğru olmaz.
Ey Âdemoğlu!
Kendi ayıbını unutur da insanların ayıplarına bakarsan, gerçekten de sen şeytanı râzı etmiş, Rahman'ı gazaba getirmişsin demektir.
Ey Ademoğlu!
Dilin bir aslandır. Onu saliverirsen seni öldürür. Artık senin helâkin dilini (gerekli gereksiz, helâl haram her şeyi konuşmaya) salı- vermendedir.
Artık herkim elden çıkacak bir nimet ve tükenecek bir hayat istemişse muhakkak o, nefsine zulmetmiştir, Rabbine isyân etmiştir, âhireti unutup ihmal etmiştir, dünyası onu mağrur etmiştir, kendisi de günahın açığını ve gizlisini murad etmiştir. İşte gerçek budur.
Ey Âdemoğlu! Her yeni gün, toprak sana hıtab etmiş olduğu sözünde mutlaka: 'Ey Ademoğlu! Benim sırtımda geziyorsun, sonra (öldüğünde) karnımda gizleneceksin. Benim sırtımda canının istediklerini yiyorsun, ama benim karnımda seni kurtlar yiyecek. Ey Âdemoğlu! Ben ürperti eviyim! Ben sual cevap eviyim!
Ben yalnızlık eviyim! Ben karanlık eviyim! Ben yılanların ve akreplerin eviyim! Artık (îmân ve ibâdetle) beni mâmur et, beni harâb etme.