• Biraz değiştim, 
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar 

    Değiştim 
    Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum, 
    Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni 
    Ben benimle savaşıyorum, 
    Seninle değil..

    Can Yücel
  • Biraz sessiz yani, fazla sessiz burası.
    Sanki fırtına kopacakmış da…
    Öncesi gibi sessiz yani.
    Ben değiştim biliyorum.
    Sanki başka bir adammışım gibi geliyor bana da bazen.
    Ama beni böyle de, böyle de sev istiyorum.
    Biraz bencilce,
    Biliyorum.
    Ama ne yapayım,
    Seni hala çok seviyorum.
    Bozulan şeyleri böyle düzeltmek değilde,
    Her şeye yeniden başlamak istiyorum.
    Ve yine o aynı heyecanı,
    Ne yapacağını bilmeme telaşını istiyorum.
    Oysa ben hala senin gözlerine bakarken konuşamıyorum.
    Bir sürü şey söylemek geliyor içimden,
    Ondan sonra hepsini birbirine karıştırıyorum.
    Bu yüzden sürekli saçmalıyorum.
    Sensiz öyle daldım ki, toparlayamıyorum…
    Fırtına kopmuş da, alabora olmuş gibiyim.
    Çok konuştum kusura bakma.
    Ben sadece şunu söylemek istiyorum;
    Seni almaya geliyorum.
    Nasıl özlediğimi, anlatamam başka türlü…

    Ben De Özledim..
  • "Sen kimsin?" diye sordu tırtıl. Alice, biraz utanarak :"Ben... Ben şimdi pek de bilmiyorum bayım, en azından bu sabah kalktığımda kim olduğumu biliyordum; ama galiba o zamandan beri birkaç defa değiştim." diye cevapladı Alice.
    Lewis Carroll.
  • Biraz değiştim, 
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar 

    Değiştim 
    Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,
    Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni 
    Ben benimle savaşıyorum, 
    Seninle değil 

    Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın, 
    ne kazanabileni ne de kaybedeniyim 

    Sorun değil 
    Elbet Alışırım 
    Biraz alıştım. 
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar 

    Alıştım! 
    Varlığını istemediğim tüm eksik yanlarım 
    Ve çokluğunu da, yokluğunu da istemediğim 
    iki arada bir derede duyguya alışıyorum 
    Bir yanım bırak diyor bir yanıma, 
    Diğer yanım kesin değil! Henüz tanıştık 
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar 

    Tanıdığımı sandığım bana daha yakınım artık 
    Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda 
    Ve aynalarda ağlarken gördüklerim kendi tarafımda 
    Bir yanım memnun oldum diyor, 
    bir yanım tanıyamadım daha 
    Samimi değil 
    Bir hayli kırıldım 
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar 

    Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime 
    Gözlerimden tut da ciğerlerime kadar kırgınım 
    Aslında ne sana, ne olanlara 
    Kendime kırgınım!.. 
    Maziye hiç değil, âna kırgınım 
    Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına 
    Dinlediğim şarkılarda bana seni anımsatan şarkıcılara 
    Beni anladığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşuna 
    Bir hayli kırgınım 
    Beni ben kırdım oysa 
    İyi değilim. 
    Galiba yoruldum 
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar 

    Kalbime, kalbimi kanıtlamaktan 
    Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan 
    Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum. 
    Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum!..
  • + "Size başımdan geçen bir olayı anlatacağım. Henüz yeni evlenmiştim. Başımızda bir sürü bela vardı. Öylesine bıkkındım ki her şeyi sonlandırmaya karar verdim. Bir sabah şafak sökmeden, yanıma bir ip alıp arabama atladım. Kendimi öldürmeyi kafama koymuştum. Dut ağaçlarıyla dolu bir bahçeye vardım. Orada durdum hava hâlâ karanlıktı. İpi bir ağaca doğru fırlattım ama tutturamadım. Bir kere iki kere denedim ama kar ettiremedim. Ardından ağaca çıktım ve ipi sımsıkı düğümledim. Sonra elimin altında yumuşak bir şeyler hissettim. Dutlar! Lezzetli, tatlı dutlar. Birini yedim taze ve suluydu. Ardından bir ikincisini ve üçüncüsünü. Birdenbire güneşin dağların ardından yükseldiğinin farkına vardım. Ama ne güneş! Ne manzara! Ne bahçeydi ama! Birdenbire okula giden çocukların seslerini duydum. Bana bakmak için durdular. Ağacı sallamamı istediler. Dutlar dallarından yere döküldü. Çocuklar yerken kendimi çok mutlu hissettim. Eve götürmek için biraz dut topladım. Karım hâlâ uyuyordu. Uyandığı zaman o da dutlardan yedi. Çok hoşuma gitti. Kendimi öldürmek için evden ayrılmıştım. Dutlarla geri geldim. Bir dut hayatımı kurtardı. Sadece bir dut hayatımı kurtardı"

    - "Her şey düzeldi mi peki?"

    + "Hayır, her şey düzelmedi, ama ben değiştim. Böyle olunca elbet her şey değişmeye başladı. Çünkü düşüncelerim değişmişti. Daha iyi hissetmeye başladım. Yeryüzündeki her insanın hayatında sorunları vardır. Bu böyledir. Yeryüzünde bir sürü insan var. Sorunsuz bir aile yoktur."

    Kirazın Tadı (1997) / Abbas Kiyarüstemi filmi
  • Ben kimim?
    Biraz deli dolu sabırsız biraz da deliyim. Hayalperestin önde gideniyim. İçimde çok acayip firtinalar kopar. Dışardan göruldugum gibi degilim. Cogu zaman sessiz sakin biri derler. Bazen kiyamet kopsa umursamaz derler. Oysa oyle degilim. Ya oldugun gibi gorun ya gorundugun gibi ol demis ya mevlana. Mevlanin sözüne ters biriyim. Buraya beni bilen bilir yazmak isterdim ama beni bilenler dahi bilmiyorlar aslinda. İnsanlarin suretleri değiştiği gibi ic dunyasi da degisir. Ben işte buyum diyemem. Ben buydum bu olmak istiyorum diyebilirim en fazla. Ne olmak istiyorsun diye sorarsaniz mutlu bir insan olmak istiyorum diyebilirim. Şimdi mutsuz oldugum algisi olusmasin. Dinin amacinin insani mutlu etmek oldugunu dusunuyorum. Ben de dinimi yasamaya calisan bir kulum. Dinimi yasadim bitti artik diyemem. Bu yuzden ben artik piştim tamamim artik da diyemem. Ama bu mutlu olma surecimdeki tecrubelerimi yazabilirim. Mesela Yalnizligi severim. Yalnizliktan kasit kendimi dinlemeyi kendime zaman ayirmayi severim. Ama fazla yalnizliktan da sıkılırim. Yildiz tilbe diyor ya hepinizden igreniyorum ama yalnizken de canim sıkılıyor diye. Bazen yalniz kalmamak için insanlarla konuştuğum dogrudur. Kitap okurum muzik dinlerim. Şiir yazar siir okurum. Bir kedim var onu cok severim. Baligim da vardi ama o öldu. Hayvanlarin bazen insanlardan daha iyi dost olduğunu düşünüyorum. Umursamaz durus sergilesem de cok alinganimdir bazen kafaya cok takarim. Ağlamayı da gülmek kadar severim. 7 sinde neysem 20 imdeki gibi degilim. Degistim degisiyorum. Bu gidisle 70 imde de böyle olmam. Ben işte böyle biriyim.
  • Biraz değiştim. Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar.

    Değiştim
    Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,
    Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni
    Ben benimle savaşıyorum,
    Seninle değil

    Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın,
    ne kazanabileni ne de kaybedeniyim

    Sorun değil
    Elbet Alışırım
    Biraz alıştım.
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

    Alıştım!
    Varlığını istemediğim tüm eksik yanlarım
    Ve çokluğunu da, yokluğunu da istemediğim
    iki arada bir derede duyguya alışıyorum
    Bir yanım bırak diyor bir yanıma,
    Diğer yanım kesin değil! Henüz tanıştık
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

    Tanıdığımı sandığım bana daha yakınım artık
    Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda
    Ve aynalarda ağlarken gördüklerim kendi tarafımda
    Bir yanım memnun oldum diyor,
    bir yanım tanıyamadım daha
    Samimi değil
    Bir hayli kırıldım
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

    Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime
    Gözlerimden tut da ciğerlerime kadar kırgınım
    Aslında ne sana, ne olanlara
    Kendime kırgınım!..
    Maziye hiç değil, âna kırgınım
    Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına
    Dinlediğim şarkılarda bana seni anımsatan şarkıcılara
    Beni anladığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşuna
    Bir hayli kırgınım
    Beni ben kırdım oysa
    İyi değilim.
    Galiba yoruldum
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

    Kalbime, kalbimi kanıtlamaktan
    Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan
    Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum.
    Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum!..

    Sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum.
    Şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık
    Ki seni sorgulamamasını nasıl beklerim?!..

    Toprağa bakan yanım senden zaten ayrı
    Sana bakan yanımsa toprakla aynı
    Hıh! Ne yaparsan yap, gördüğünün seni görmesini bekleyemezsin!

    Gözlerim yorgun
    Dudaklarım, dudaklarım hissiz
    Dokunulmadan geçen yıllar bana çok ağır
    Sarılmadan geçip giden uğurlamaların, kavuşmaları hep beklentisiz
    Söyleyemediklerini söylesen de şimdi
    Sesine aşina yanım, onca sessizlikten sonra artık sağır!
    İsteyerek değil

    Çok çalıştım
    Paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı git izine
    Beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkine
    Ve bende bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen,
    Gitmek için, bitmek için, sana huzur vermek için çok çalıştım.

    Daha önce de gitmiştim
    Kendi isteğimle
    Anladım ki daha önce sevmemiştim!

    Çok çalıştım inan
    Değişen yanımın aslında hep aynı olduğunu göstermeye
    Her defasında daha da tozlanan canımı kırmadan korumaya
    Ve alışmaya kendime
    Bu göz gözü görmez dumanlı halime
    Çok alışmaya çalıştım hem de çok.

    Tanıştım seninle doğan yanımla da, ölen yanımla da
    Birini yaşattım! Yaşatıyorum da hala
    Ama diğerinin ölmesine engel olamıyorum.

    Yorulmak, dinlenmekten geçmiyor
    An be an çöküyor, insanın içindeki güç
    Işığı sönüyor
    Beyaza dönüyor rengi git gide
    Hissizleşiyor.

    Ne yormak istedim Seni,
    Ne de yormak kendimi
    Çok çalıştım
    Gitmeye de kalmaya da
    İkisi de aynı acı, ikisi de rezil
    Daha önce de gitmiştim
    Ama böyle kalarak değil
    Böyle kalarak değil.