Bütün fen, edebiyat, felsefe vb. dersler tam Türkçe idi. İşte bu gaye ile kurulan böyle ve başarılı bir okula İngiliz-Amerikan çengeli 1953’te atılıp dersler ingilizceye çevrildi. Okula “Amerikan Koleji” dendi. O zamana dek yurtta böyle bir misyoner tipi Türk okulu yoktu. Kolej misyoner okulu demekti. Sonra açılan bu İngiliz deliğinden kova gibi su girdi. Anadolu Liseleri vb. aldı yürüdü. Millete de yabancı dil öğretmenin yolu buymuş gibi yutturuldu.
Atatürk bilim dilinin Türkçe, tüm derslerinin her düzey okulda Türkçe olmasına özen göstermiş, o kadar ki 1934’te oturup bir “Geometri“ kitabı yazmış, bugün kullandığımız “üçgen” gibi terimleri kendi türetmişti. Yabancı dilli misyoner okullarına özenilmesin diye de Türk Eğitim Derneği’ni, onun özel okulu TED Yenişehir Lisesi’ni kurmuştu.
Dilini unutan kavimlerin tarihten adları bile silinir gider. Anadolu, böyle yok olmuş kavimlerin binlerce yıl sonra kazılarda bulunan çanak çömlek kırıntıları ile doludur.
Milli kimlik, Amerika’nın son yıllarda bize yutturmaya çalıştığı gibi bir ırk meselesi katiyyen değildir, bir gelenek-görenek, kültür-töre ve özellikle bir gönül ve onu, gemiyi yüzdüren su gibi batmadan üstünde tutan dil meselesidir.
Türk Milli Eğitimi’ne İngiliz ve Amerikan gizli teşkilatının el atması ve Türk okullarında eğitim dilinin İngilizce yapılması, yani birçok derslerin Türk hoca tarafından Türk öğrencisine İngilizce olarak anlatılmasının zorunlu kılınması hainliği ve garabeti ile meydana gelmiştir. Bu en büyük, en sinsi ve en tehlikeli sömürgeleştirme oyunu halen son sürat ve hızlanarak devam etmektedir.