Adı:
Bye Bye Türkçe
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
426
ISBN:
6058936980
Kitabın türü:
Yayınevi:
Bilim+gönül
ATİLLA İLHAN: ABD Bilim ve sanat Akademisi'nin ilk ve tek Türk üyesi; iki kere Nobel adayı... Kim bu adam? Kim bu çetin Türkçe öğretim savaşçısı? Onu niye hepimiz yeterince tanımıyoruz? Sinanoğlu, ABD gibi nam ülkede çok genç yaşında profesör olmuş bir harika çocuk; ülkesindeki "Amerikan Rüyası"nın yanlış yayğınlığından, Türkçenin itilip kakılarak, herhangi bir sömürgedeki "yerli dili" muamelesi görmesinden son derece rahatsız." (Cumhuriyet, 24.05.2000)

YALÇIN PEKŞEN: Akıl, zekâ ve en sonunda deha: Oktay Sinanoğlu... Time mecmuası "Mucize Profesör" diye yazdı... Newsweek, New York Times, Avrupa dergileri; Der Spiegel, vs. Kıyamet koptu sizin anlayacağınız...ABD gazeteleri kısa bir süre önce birinci sayfalarından Sinanoğlu'nun bu yıl kimya dalında Nobel'e aday olduğunu yazdılar.
"Gideceğim ve orada söz sahibi olacağım, ondan sonra gelip o namussuzlarla burda uğraşacağım. O zaman anlamıştım ki burada kalırsam Amerika'nın kölesi olurum, oraya gidersem Amerika'nin efendisi olur, buraya gelip onlarla daha rahat mücadele ederim. Ve işte bizi gönderdiler..." diyerek okul bursuyla Amerika'ya gönderilen Oktay Sinanoğlu 26 yaşında 300 yılın en genç profesörü olarak bir ilke imza atmıştır.

Amacının keskinliği, deha seviyesindeki IQ'su ve günde 12-18 arasında çalışma azmi ile Türklerin gururu olmayı başaran bu bilim insanı salt bilimle uğraşmamış ailesinden gelen edebiyat-sanat ruhunu da benliğinde yaşatmıştır. Bilim ve teknolojide ilerlemek için matematiğe, bilime ve en önemlisi de gönüle önem verilmesi gerektiğini savunan Sinanoğlu, Batı'daki temel eksikliğin gönül bağı olduğunu, hatta küresel dil adı altında bizlere yutturulmaya çalışılan İngilizce'nin bu kavramı karşılayacak bir karşılığa bile sahip olmadığını ifade eder. Oysa gittikçe yabancı kelimelerle istilaya uğrattığımız Türkçe; kendine has kuralları, sözcük türetebilme yeteneği ve matematiksel yapısıyla bilime en uygun dil işlevine sahiptir.

Sinanoğlu'na göre her şahsiyetli ve sömürgeleşmemiş ülkenin dersleri kendi resmi dilinde olur. O halde Türkiye sömürge ülkesi midir? Bu durum karşısında bir uyanış gerçekleştirmemizi içtenlikle isteyen, ülkesi için ciddi bir endişe içerisinde olan Sinanoğlu Atatürk'ün kurduğu Ankara Yenişehir Lisesi
-günümüzdeki TED Koleji-, Boğaziçi Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi örneği üzerinden yabancı dille eğitimin ne tür sonuçlara sebebiyet vereceğini, bu tarz bir eğitimin misyonerlik hareketi olduğunu gözler önüne sermiştir. "Milli Eğitim mi Milli Eğitim mi?" sorusunu sorarak içinde bulunduğumuz durumun vehametini açık yüreklilikle ortaya koymuştur.

Sinanoğlu Bye Bye Türkçe'de bir "Nev York Rüyası" oluşturarak Türkçe'nin Amerika'ya hakim oluşu üzerinden ütopik bir ortam oluşturmuştur. Ve bu Türkiye'nin geleceği için bir umut teşkil etmektedir.

"...ABD içinden çok göçmüş bir ülkedir, tabii pat diye göçmez, arada bir canlanır, tekrar bir şeyler olur ama içinden çok zayıf tarafları vardır. Dünyada en büyük borcu olan devlet mesela. İç ve dış. Ama bir devingen tarafı vardır, arada bir şey çıkarırlar bir sene öyle idare ederler, sonra yine inişe geçerler. Öyle pek göründüğü gibi bir güç değildir..." Bu sözleri, sürekli Amerika'nın Dünya gücü olduğunu düşünen ve bu ülkeye kendilerini yamamaya çalışan kişilere tokat gibi gelebilir. Fakat gerçekler bu yöndedir.

Zannımca Sinanoğlu'dan bizlere kalan en büyük miras ise aşağıdaki sözleridir.
"...GENÇLER, Türkiye' de adet haline gelmiş göstermelik işlerden kaçının. Sırf üniversite bitirdi desinler diye, ananız babanız Amerika'da mastır yaptı diye öğünebilsin diye yükseköğrenime gitmeyin. Sonunda ancak kendinizi kandırırsınız. Temel gayeleriniz, kendinizin ufak çıkarları ötesinde, kendiniz dışında, bu ülke, bu ulus, Türk dünyası, Avrasya, insanlık için olsun. Yüksek hedefleriniz için çalışın. O zaman, kendi durumunuz da kendiliğinden düzelecektir. Maddiyat ile maneviyati dengeleyin. Formülünüz 'bilim' + 'gönül'dür. Bu iki kanadın biri eksik olursa ne kendinize ne de insanlığa hayrınız dokunur."

#27048111 Sinanoğlu'nun Türkçe'ye kazandırmak istediği birkaç kelimeye buradan ulaşabilirsiniz.
Türkçenin ve milli eğitimin önemi ancak bu kadar güzel anlatılırdı.Fakat günümüz dünyasında yabancı dile ve yabancı kültüre uzak kalmak maalesef mümkün değil.Konusu dil olan çok kitap okumuşumdur.Nihat sami Banarlı,Mehmet Kaplan ve diğerleri...Ancak yazarın dil konusundaki tavizsiz tutumu bana Nurettin Topçu'nun Türkiye'nin Maarif Davası adlı kitabındaki tutumunu hatırlattı.Kalınlığı sizi düşündürmesin.Elinize alın,inceleyin ve mümkünse okuyun.Çabuk biteceğini göreceksiniz.

Benzer kitaplar

Türk Aynştayn(Einstein)'ı 26 yaşında Profesör olmuş bir deha Oktay Sinanoğlu.Yabancı dilde eğitimin ülkenin fişini çekmek olduğunu,dilimiz ve ülkemiz üstüne oynanan oyunların ne denli ürkütücü duruma geldiğini kendi tabiriyle kelle koltukta verdiği anadilimizi koruma mücadelesine yer veriyor eserinde.Kitapta yer alan makaleleri okuduktan sonra televizyon izlerken,örütbağ(internet) kullanırken aslında dilimizin nerelere getirildiğini ürkerek görmeye başlayabiliriz.Eğer bu yanlışlardan gerekli tedbirler alınıp dönülmezse bir nesil sonra baba ile çocuk birbirini anlayamayacak hale gelecek ve Türkçe yok olup gidecek.Herkesin elinde kalemiyle okuyup notlar alması gereken bir kitap.
Bir karikatürdeydi galiba, eleman çakır keyif halde yanında kendinden arta kalır yanı olmayan arkadaşına şöyle diyordu; " Abi mal bu Amerikalılar ya. Mehtaba çıkmak için o kadar paraya, masrafa ne gerek var. Bak biz iki tek atıp her akşam çıkıyoruz mehtaba." gülüşürler. Ve bir ağızdan başlarlar meşhur şarkıyı dillendirmeye;" Biz her gece Heybeli'de Mehtaba çıkardık."
Kitabın kapağında -tahminimce aya çıkmış-, atlı bir astronot, bir ilköğretim Türkçe kitabı ve galiba Orhun yazıtlarından bir parça mevcuttu. Bu resim dahi çok şey anlatma gayretindeydi. Zengin, çok eski ve güçlü bir geçmişe sahip olan Türkler kendilerinin olan araçları hiçe sayarak, kültürlerinden utanarak, tamamen batı hayranlığıyla, Atatürk'ten sonra yükselme hedeflerini unutmuş, zar zor ayakta durma derdindeydi. Kendi öz benliğinden, bir sömürge anlayışın içine itilmiş ve çırpınma gayreti bile göstermeden kurtuluşu, çağın teknolojik ve ekonomik gücünü elinde barındıran dünün - ve hatta bugünün - sömürge efendilerinin yaptıklarını yaparak, onların dilini konuşup, onlar gibi yaşayarak sürekli kendini ve geçmişini kötüleyip bunu bir kompleks(Alınganlık) durumuna getirerek, aramak gayretindedir.
Oktay Hoca geç tanıştığımız (Ki hala gerektiğince tanınmamıştır.) ömrü büyük başarılarla geçmiş, genç yaşta akademik olarak imkansızları yıkmış, Anştayn gibi büyük bilim insanlarıyla adı anılır hale gelmiş, yurt dışındaki bunca başarısına rağmen doğduğu toprakları unutmamış, oraların kurtuluşu, gelişmesi ve yükselmesi adına kafa yormuş, yol göstermeye çalışmış, bir memleket sevdalısı.
Bye-Bye Türkçe kitabı, Türkiye'nin hali hazırdaki durumunu eleştiren bir rüya bölümüyle açılır ve Türk dilinin önemi üzerine tarihsel, siyasal, coğrafi yargılara dayanarak uyarılarda bulunur. Yabancı dillerin istilasına savaş açılmasını, eğitim kurumlarında Türkçe'nin yabancı dillere karşı ezdirilmemesini, Türk dilindeki asaleti, matematikselliği ve İngilizce'nin kötü yanlarını (Belki birazda kayırarak) karşılaştırır. Kitap temelde farklı zamanlarda, farklı yayınlarda çıkmış yazıların toplamıdır. Oktay Hoca'nın yapmaya çalıştığı şey bu kitabın özelinde Dili, genel olarakta Milli Bilincin farkına varılması, sahip çıkılması ve ona bağlı kaldıkça Muasır Medeniyetler (Çağdaş Uygarlıklar, Bağımsız, Barışçıl ve Güçlü Ülkeler) seviyesine çıkılacağını anlatmaktır. Bazılarının kitabın tekrarlarının sıkıcılığına işaret eder, kimi Oktay Hoca'yı ırkıçılığa varan bir milliyetçi tarzı olduğunu öne sürerek suçlar, kimide kitabın gerçekçi olmayacak romantik savlar içerdiğini öne sürer. Boşverin onları, herhangi biri bir Oktay Sinanoğlu değildir. Öyle bir amaçları da yoktur. Siz Oktay hocayı ve kitaplarını okuyun ve okutun her daim. Bu memleket adına en azından bir şeyler yapmak adına.
Oktay Sinanoğlu'nun bir kitabını eleştirmek benim ne haddime! Ancak şunu söyleyebilirim ki her Türk vatandaşının okuması gerektiği kitaptır. Yıllardır Türkiye üzerine oynanan oyunları açıkça, korkusuzca dile getirilmiştir.

"Ben Türk'üm ve bununla iftihar ediyorum" (Oktay Sinanoğlu)

26 yaşında "profesör" olan dahi Türk'ü ne kadar tanıyoruz? Kaçımız Oktay Sinanoğlu'nun dahi olduğunu biliyoruz? Kaçımız "Ne mutlu Türk'üm diyene" sözünün söylenmeyen kısmını biliyoruz?

Lütfen okuyun, okunmasını isteyin. Güzel Türkçemiz ancak bu yolla kurtulabilir. Unutmayın, Türkçe giderse Türkiye Gider!

İyi okumalar dilerim :)
İnceleme yapmadan önce ilk defa kitabını okumuş olduğum yazar ile ilgili birkaç anekdot sunmak istiyorum. Oktay Sinanoğlu Ankara TED'nin Yenişehir lisesini birincilikle bitirip Amerika' ya eğitimini tamamlamak için gitmiştir. Amerika' nın en tanınmış üniversitelerinde
(Berkeley,Yale)kariyerinin altın çağını yaşamıştır. Ayrıca Yale üniversitesinde öğretim elamanı olarak görev almıştır.
Türkiye' de ODTÜ' de Kimya bölümünün kurucusu olan Sinanoğlu dünyanın en genç profesorüdür.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, çıkardığı özel bir kanunla, Oktay Sinanoğlu'na ilk ve tek "Türkiye Cumhuriyeti Profesörü Unvanı"nı verdı.
Gelelim kitap hakkındaki izlenimlerime; Oktay Sinanoğlu kitabına bir rüya ile başlıyor. Rüyasında Newyork' ta nereye başını çevirse karşısında Türkçe yazılmış tabelalar, dergiler, gazeteler...
Sinanoğlu özellikle Türkiye' de yabancı dile gösterilmiş olan abartılı teveccühü son derece acımasız bir şekilde eleştirmekte, yer yer İngilizce' yi yerin dibine batırıp çıkarmakta, Amerika' nın % 60 nin dahi okuma yazmayı tam bilmediği tabir-i caizse kara cahil olarak adlandirmakta, ingilizce' nin bir bilim dili olacak kadar bir istidadının olmadığını defaatle yinelemekte adeta Ingilizce' ye cephe almakta.
Türkiye'de' de üniversitelerdeki eğitim dilinin İngilizce olmaması gerektiğini, öğrencilerin 1 sene zaman kaybına neden olan hazırlık sınıfının gereksiz olduğunu her seferinde dile getirmekle birlikte öğrencilerin Yurtdışına gidip dil öğrenmesini dışarıya aktarılmış olan para ve zaman kaybı olduğunu düşünmekte...
Böyle devam ettiği sürece kısa süre içerisinde ne Türkçe' nin ne de Türk' ün kalacağını kitap boyunca okuyucunun kafasına adeta bir mıh gibi çakılmasini sağlamakta.
Son olarak kitap çok ağır bir şekilde milliyetçilik kokmakta.
Unutulmaması gereken bir şey var üstün ırk diye bir kavram nasıl yoksa üstün dil diye bir kavram da yoktur. İnsanoğlu duygularını hangi dilde ifade edebiliyorsa en güzel dil odur.
Kitap gereksiz, sürekli aynı bilgileri tekrar nitelikte...
Açık yüreklilikle kitabı beğenmediğimi itiraf etmek istiyorum.
Şayet okumak isteyen olursa kitabı, öncelikle bu incelememi okumalarını şiddetle tavsiye ediyorum.
İyi okumalar...
Türkçenin ne hale geleceğini nasıl kurtulucağını tek tek yazmış rahmetli böyle bi değer 100 yılda bir gelir belkide gelmez Türkiye’nin en genç profesörü ve hep öyle kalacak
TÜRK DEMEK TÜRKÇE DEMEKTİR NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

Dünyanın en genç profösörü Oktay Sinanoğlu..
Ve başucu kitabı niteliğinde bir başyapıt.
Bu kitabı herkes ciddiye alarak okuyup Türkçeye gereken önemi verseydi Türkçe dünya dili olmuştu kesinlikle.

Türkçeye gereken değerin verilmediği,anadilde eğitimin önemi, dil üzerinden Türkiye'ye oynanan oyunları;bizim de bunlara kanmamızı yani kısaca Türkçenin ne hale geleceğini ve nasıl kurtarılacağını güzel bir anlatımla sıkmadan anlatmış Sinanoğlu.
Kitabın tek eksi yönü biraz tekrara düşmesi.
Herkesin okuması ve okutturması gereken bir kitap.
Ruhun şad olsun profösör...
İyi okumalar. (:
Kitap ilk olarak Bir Nev-York Rüyası adlı bölüm ile başlıyor ve sizde merak duygularını uyandırmayı başarıyor. Ardından ne gelecek acaba sorusuyla kitabı okumaya başlıyorsunuz. Dili çok akıcı ve bu yönüyle adının hakkını veriyor.
Kitabı okumaya Oktay Sinanoğlunun vefatından sonra başladım. Bir kimyacı olarak bu bilim+gönül adamının Türkçeye ve bilime olan aşkını takdir ettim. İnsan diyor ki vatanını sevmek işte böyle olur. Vatanını ve dilini seven bir insanlık hayalinin güzelliğinin sizi de içine alması için okumanızı tavsiye ederim.
"Dilini unutan kavimlerin tarihten adları bile silinir gider. Anadolu, böyle yok olmuş kavimlerin binlerce yıl sonra kazılarda bulunan çanak çömlek kırıntıları ile doludur."

Bir adam düşünün, Batı'nın 300 yılda en geç yaşta (26) profesörü olsun. Hem de Kimya ve Fizik alanlarında. İşte o adam Oktay Sinanoğlu... Ancak bu adamın birilerine anlatmaktan usanmadığı, önem verdiği, bir milletin varoluşuna kanıt olarak gösterdiği bir olgu var. O olgu: DİL.
Eser, Sinanoğlu'nun makaleleri ve söyleşilerini olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Bu makalelerin ve söyleşilerin temel çerçevesi Türkçe ve eğitimdir. Sinanoğlu hocamız resmi dili Türkçe olan bir ülkede yabancı dilde eğitim yapılmasının ne kadar yanlış bir politika olduğunu ve dünyada hiçbir örneğinin olmadığını dile getiriyor. Yapılmasında da hangi odakların ne gibi menfaatleri olduğunu çok güzel bir şekilde gözler önüne seriyor. Yabancı dilde eğitim yapılmamalı düşüncesinden kasıt; İngilizce veya herhangi bir dilin öğretilmemesi değil, tüm derslerin İngilizce veya yabancı başka bir dilde verilmemesidir. "Öğrenci çapraşık bir matematik sorusunun inceliklerini mi uslamaya çalışsın, yabancı sözcüğün ne demek olduğunu mu; yoksa dil bilgisi kuralını mı hatırlamaya uğraşsın?" (s.55) Yani; Boğaziçi Evrenkent'i, Orta Doğu Teknik Evrenkent'in (ODTÜ) ve diğer yabancı dilde eğitim veren tüm okullar eleştirilmiştir. Bilimin sadece yöntemi evrenseldir amaçları tamamıyla ulusaldır, kişiseldir diyor Sinanoğlu. Eleştirileri bir yana eleştirdiklerini devlet büyüklerine ve millete anlatmaya, onları harekete geçirmeye çalışması gerçekten takdir edilesi bir davranış örneğidir.
Not: "Evrenkent" kavramı, Fransızca kökenli olan "Üniversite" kelimesine karşılık olarak Oktay Sinanoğlu hocamız tarafından türetilmiştir.

Bilim + Gönül Yayınları 58.Baskı
Turkiyedeki her bireyin, ozellikle de genclerin kesinlikle okumasi gereken bir kitap. Daha once bildiklerinizin neredeyse yuzde doksani yanlis. Dogrulari ve acimasiz gercekleri ogrenmenin tam vakti!
Güzel bir kitap denildi okuyacağım okuduğum kitapta sürekli adı geçiyor ve birkaç parçada olmasa içindekilerin okudum ve çok beğendim tavsiye etmeseler bile internetten araştıracaktım ve okuyacaktım
Türkiye'nin dış politikası Avrupa ve Amerika'ya yalvarmaktan ibarettir
Oktay Sinanoğlu
Sayfa 168 - Sekizinci Basım, Temmuz 2002
Osmanlıca-Öz Türkçe diye anlamsız kavgalar ile dilseverlerimiz bölünürken,İngiliz atını alan sessizce Üsküdar ı geçiyordu.
Oktay Sinanoğlu
Sayfa 35 - Bilim+gönül
Televizyonların 100 kanalından 99'unda cinayet, uyuşturucu, dalavere ve ahlaksızlıktan başka şey göremezsiniz. Yani millet tamamen cahil bırakılmış, hiç düşünmeyen, sadece tüketen bir toplum oluşturulmuş.
Türk dili kalmazsa, Türk dili parçalanırsa Türklük kalır mı? Atatürk kendi sözleriyle bunu defalarca ifade ediyordu:

"Türk demek dil demektir. Milliyetin en bariz vasıflarından biri dildir. Türk her şeyden önce ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır."
Dilini unutan kavimlerin tarihten adları bile silinir gider. Anadolu, böyle yok olmuş kavimlerin binlerce yıl sonra kazılarda bulunan çanak çömlek kırıntıları ile doludur.
"Konuşurken İngilizce lâflar katmak övünülecek bir şey değil,ayıplanacak bir şey olmalıdır."
Oktay Sinanoğlu
Sayfa 27 - Bilim+Gönül Yayınları
Kendi dilinde düşünemeyen, her an dolaylı da olsa kendi dil ve kültürünün değersiz olduğu kendisine telkin edilen çocukta kimlik, benlik, haysiyet duyguları nasıl gelişebilir?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bye Bye Türkçe
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
426
ISBN:
6058936980
Kitabın türü:
Yayınevi:
Bilim+gönül
ATİLLA İLHAN: ABD Bilim ve sanat Akademisi'nin ilk ve tek Türk üyesi; iki kere Nobel adayı... Kim bu adam? Kim bu çetin Türkçe öğretim savaşçısı? Onu niye hepimiz yeterince tanımıyoruz? Sinanoğlu, ABD gibi nam ülkede çok genç yaşında profesör olmuş bir harika çocuk; ülkesindeki "Amerikan Rüyası"nın yanlış yayğınlığından, Türkçenin itilip kakılarak, herhangi bir sömürgedeki "yerli dili" muamelesi görmesinden son derece rahatsız." (Cumhuriyet, 24.05.2000)

YALÇIN PEKŞEN: Akıl, zekâ ve en sonunda deha: Oktay Sinanoğlu... Time mecmuası "Mucize Profesör" diye yazdı... Newsweek, New York Times, Avrupa dergileri; Der Spiegel, vs. Kıyamet koptu sizin anlayacağınız...ABD gazeteleri kısa bir süre önce birinci sayfalarından Sinanoğlu'nun bu yıl kimya dalında Nobel'e aday olduğunu yazdılar.

Kitabı okuyanlar 1.070 okur

  • Ahmet Tanriverdi
  • orhan taşcı
  • Döne Kahveci
  • Sinem Aykan Taşarsu
  • Aleyna Yildiz
  • M.Zeynep Kızmaz
  • Hayriye Nur Yüksel
  • Emir
  • Hakan Sarul
  • Kutlu Şengül

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.5
14-17 Yaş
%1.1
18-24 Yaş
%19.1
25-34 Yaş
%39.7
35-44 Yaş
%27.1
45-54 Yaş
%7.4
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%58.9
Erkek
%41

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37.2 (89)
9
%20.9 (50)
8
%18.8 (45)
7
%12.1 (29)
6
%4.2 (10)
5
%1.7 (4)
4
%2.1 (5)
3
%1.7 (4)
2
%0
1
%1.3 (3)

Kitabın sıralamaları