Bye Bye Türkçe

8,4/10  (189 Oy) · 
886 okunma  · 
171 beğeni  · 
5.707 gösterim
ATİLLA İLHAN: ABD Bilim ve sanat Akademisi'nin ilk ve tek Türk üyesi; iki kere Nobel adayı... Kim bu adam? Kim bu çetin Türkçe öğretim savaşçısı? Onu niye hepimiz yeterince tanımıyoruz? Sinanoğlu, ABD gibi nam ülkede çok genç yaşında profesör olmuş bir harika çocuk; ülkesindeki "Amerikan Rüyası"nın yanlış yayğınlığından, Türkçenin itilip kakılarak, herhangi bir sömürgedeki "yerli dili" muamelesi görmesinden son derece rahatsız." (Cumhuriyet, 24.05.2000)

YALÇIN PEKŞEN: Akıl, zekâ ve en sonunda deha: Oktay Sinanoğlu... Time mecmuası "Mucize Profesör" diye yazdı... Newsweek, New York Times, Avrupa dergileri; Der Spiegel, vs. Kıyamet koptu sizin anlayacağınız...ABD gazeteleri kısa bir süre önce birinci sayfalarından Sinanoğlu'nun bu yıl kimya dalında Nobel'e aday olduğunu yazdılar.
  • Baskı Tarihi:
    2010
  • Sayfa Sayısı:
    426
  • ISBN:
    6058936980
  • Yayınevi:
    Bilim+gönül
  • Kitabın Türü:
Asiye-Melikşah 
26 Nis 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Türkçenin ve milli eğitimin önemi ancak bu kadar güzel anlatılırdı.Fakat günümüz dünyasında yabancı dile ve yabancı kültüre uzak kalmak maalesef mümkün değil.Konusu dil olan çok kitap okumuşumdur.Nihat sami Banarlı,Mehmet Kaplan ve diğerleri...Ancak yazarın dil konusundaki tavizsiz tutumu bana Nurettin Topçu'nun Türkiye'nin Maarif Davası adlı kitabındaki tutumunu hatırlattı.Kalınlığı sizi düşündürmesin.Elinize alın,inceleyin ve mümkünse okuyun.Çabuk biteceğini göreceksiniz.

Ayşegül tatilde 
 06 Şub 00:17 · Kitabı okudu · 17 günde · Beğendi · 9/10 puan

"Gideceğim ve orada söz sahibi olacağım, ondan sonra gelip o namussuzlarla burda uğraşacağım. O zaman anlamıştım ki burada kalırsam Amerika'nın kölesi olurum, oraya gidersem Amerika'nin efendisi olur, buraya gelip onlarla daha rahat mücadele ederim. Ve işte bizi gönderdiler..." diyerek okul bursuyla Amerika'ya gönderilen Oktay Sinanoğlu 26 yaşında 300 yılın en genç profesörü olarak bir ilke imza atmıştır.

Amacının keskinliği, deha seviyesindeki IQ'su ve günde 12-18 arasında çalışma azmi ile Türklerin gururu olmayı başaran bu bilim insanı salt bilimle uğraşmamış ailesinden gelen edebiyat-sanat ruhunu da benliğinde yaşatmıştır. Bilim ve teknolojide ilerlemek için matematiğe, bilime ve en önemlisi de gönüle önem verilmesi gerektiğini savunan Sinanoğlu, Batı'daki temel eksikliğin gönül bağı olduğunu, hatta küresel dil adı altında bizlere yutturulmaya çalışılan İngilizce'nin bu kavramı karşılayacak bir karşılığa bile sahip olmadığını ifade eder. Oysa gittikçe yabancı kelimelerle istilaya uğrattığımız Türkçe; kendine has kuralları, sözcük türetebilme yeteneği ve matematiksel yapısıyla bilime en uygun dil işlevine sahiptir.

Sinanoğlu'na göre her şahsiyetli ve sömürgeleşmemiş ülkenin dersleri kendi resmi dilinde olur. O halde Türkiye sömürge ülkesi midir? Bu durum karşısında bir uyanış gerçekleştirmemizi içtenlikle isteyen, ülkesi için ciddi bir endişe içerisinde olan Sinanoğlu Atatürk'ün kurduğu Ankara Yenişehir Lisesi
-günümüzdeki TED Koleji-, Boğaziçi Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi örneği üzerinden yabancı dille eğitimin ne tür sonuçlara sebebiyet vereceğini, bu tarz bir eğitimin misyonerlik hareketi olduğunu gözler önüne sermiştir. "Milli Eğitim mi Milli Eğitim mi?" sorusunu sorarak içinde bulunduğumuz durumun vehametini açık yüreklilikle ortaya koymuştur.

Sinanoğlu Bye Bye Türkçe'de bir "Nev York Rüyası" oluşturarak Türkçe'nin Amerika'ya hakim oluşu üzerinden ütopik bir ortam oluşturmuştur. Ve bu Türkiye'nin geleceği için bir umut teşkil etmektedir.

"...ABD içinden çok göçmüş bir ülkedir, tabii pat diye göçmez, arada bir canlanır, tekrar bir şeyler olur ama içinden çok zayıf tarafları vardır. Dünyada en büyük borcu olan devlet mesela. İç ve dış. Ama bir devingen tarafı vardır, arada bir şey çıkarırlar bir sene öyle idare ederler, sonra yine inişe geçerler. Öyle pek göründüğü gibi bir güç değildir..." Bu sözleri, sürekli Amerika'nın Dünya gücü olduğunu düşünen ve bu ülkeye kendilerini yamamaya çalışan kişilere tokat gibi gelebilir. Fakat gerçekler bu yöndedir.

Zannımca Sinanoğlu'dan bizlere kalan en büyük miras ise aşağıdaki sözleridir.
"...GENÇLER, Türkiye' de adet haline gelmiş göstermelik işlerden kaçının. Sırf üniversite bitirdi desinler diye, ananız babanız Amerika'da mastır yaptı diye öğünebilsin diye yükseköğrenime gitmeyin. Sonunda ancak kendinizi kandırırsınız. Temel gayeleriniz, kendinizin ufak çıkarları ötesinde, kendiniz dışında, bu ülke, bu ulus, Türk dünyası, Avrasya, insanlık için olsun. Yüksek hedefleriniz için çalışın. O zaman, kendi durumunuz da kendiliğinden düzelecektir. Maddiyat ile maneviyati dengeleyin. Formülünüz 'bilim' + 'gönül'dür. Bu iki kanadın biri eksik olursa ne kendinize ne de insanlığa hayrınız dokunur."

#27048111 Sinanoğlu'nun Türkçe'ye kazandırmak istediği birkaç kelimeye buradan ulaşabilirsiniz.

Tuncer TAMTÜRK 
19 Nis 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Bir karikatürdeydi galiba, eleman çakır keyif halde yanında kendinden arta kalır yanı olmayan arkadaşına şöyle diyordu; " Abi mal bu Amerikalılar ya. Mehtaba çıkmak için o kadar paraya, masrafa ne gerek var. Bak biz iki tek atıp her akşam çıkıyoruz mehtaba." gülüşürler. Ve bir ağızdan başlarlar meşhur şarkıyı dillendirmeye;" Biz her gece Heybeli'de Mehtaba çıkardık."
Kitabın kapağında -tahminimce aya çıkmış-, atlı bir astronot, bir ilköğretim Türkçe kitabı ve galiba Orhun yazıtlarından bir parça mevcuttu. Bu resim dahi çok şey anlatma gayretindeydi. Zengin, çok eski ve güçlü bir geçmişe sahip olan Türkler kendilerinin olan araçları hiçe sayarak, kültürlerinden utanarak, tamamen batı hayranlığıyla, Atatürk'ten sonra yükselme hedeflerini unutmuş, zar zor ayakta durma derdindeydi. Kendi öz benliğinden, bir sömürge anlayışın içine itilmiş ve çırpınma gayreti bile göstermeden kurtuluşu, çağın teknolojik ve ekonomik gücünü elinde barındıran dünün - ve hatta bugünün - sömürge efendilerinin yaptıklarını yaparak, onların dilini konuşup, onlar gibi yaşayarak sürekli kendini ve geçmişini kötüleyip bunu bir kompleks(Alınganlık) durumuna getirerek, aramak gayretindedir.
Oktay Hoca geç tanıştığımız (Ki hala gerektiğince tanınmamıştır.) ömrü büyük başarılarla geçmiş, genç yaşta akademik olarak imkansızları yıkmış, Anştayn gibi büyük bilim insanlarıyla adı anılır hale gelmiş, yurt dışındaki bunca başarısına rağmen doğduğu toprakları unutmamış, oraların kurtuluşu, gelişmesi ve yükselmesi adına kafa yormuş, yol göstermeye çalışmış, bir memleket sevdalısı.
Bye-Bye Türkçe kitabı, Türkiye'nin hali hazırdaki durumunu eleştiren bir rüya bölümüyle açılır ve Türk dilinin önemi üzerine tarihsel, siyasal, coğrafi yargılara dayanarak uyarılarda bulunur. Yabancı dillerin istilasına savaş açılmasını, eğitim kurumlarında Türkçe'nin yabancı dillere karşı ezdirilmemesini, Türk dilindeki asaleti, matematikselliği ve İngilizce'nin kötü yanlarını (Belki birazda kayırarak) karşılaştırır. Kitap temelde farklı zamanlarda, farklı yayınlarda çıkmış yazıların toplamıdır. Oktay Hoca'nın yapmaya çalıştığı şey bu kitabın özelinde Dili, genel olarakta Milli Bilincin farkına varılması, sahip çıkılması ve ona bağlı kaldıkça Muasır Medeniyetler (Çağdaş Uygarlıklar, Bağımsız, Barışçıl ve Güçlü Ülkeler) seviyesine çıkılacağını anlatmaktır. Bazılarının kitabın tekrarlarının sıkıcılığına işaret eder, kimi Oktay Hoca'yı ırkıçılığa varan bir milliyetçi tarzı olduğunu öne sürerek suçlar, kimide kitabın gerçekçi olmayacak romantik savlar içerdiğini öne sürer. Boşverin onları, herhangi biri bir Oktay Sinanoğlu değildir. Öyle bir amaçları da yoktur. Siz Oktay hocayı ve kitaplarını okuyun ve okutun her daim. Bu memleket adına en azından bir şeyler yapmak adına.

Noble Lady 
14 Eki 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · 4/10 puan

İnceleme yapmadan önce ilk defa kitabını okumuş olduğum yazar ile ilgili birkaç anekdot sunmak istiyorum. Oktay Sinanoğlu Ankara TED'nin Yenişehir lisesini birincilikle bitirip Amerika' ya eğitimini tamamlamak için gitmiştir. Amerika' nın en tanınmış üniversitelerinde
(Berkeley,Yale)kariyerinin altın çağını yaşamıştır. Ayrıca Yale üniversitesinde öğretim elamanı olarak görev almıştır.
Türkiye' de ODTÜ' de Kimya bölümünün kurucusu olan Sinanoğlu dünyanın en genç profesorüdür.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, çıkardığı özel bir kanunla, Oktay Sinanoğlu'na ilk ve tek "Türkiye Cumhuriyeti Profesörü Unvanı"nı verdı.
Gelelim kitap hakkındaki izlenimlerime; Oktay Sinanoğlu kitabına bir rüya ile başlıyor. Rüyasında Newyork' ta nereye başını çevirse karşısında Türkçe yazılmış tabelalar, dergiler, gazeteler...
Sinanoğlu özellikle Türkiye' de yabancı dile gösterilmiş olan abartılı teveccühü son derece acımasız bir şekilde eleştirmekte, yer yer İngilizce' yi yerin dibine batırıp çıkarmakta, Amerika' nın % 60 nin dahi okuma yazmayı tam bilmediği tabir-i caizse kara cahil olarak adlandirmakta, ingilizce' nin bir bilim dili olacak kadar bir istidadının olmadığını defaatle yinelemekte adeta Ingilizce' ye cephe almakta.
Türkiye'de' de üniversitelerdeki eğitim dilinin İngilizce olmaması gerektiğini, öğrencilerin 1 sene zaman kaybına neden olan hazırlık sınıfının gereksiz olduğunu her seferinde dile getirmekle birlikte öğrencilerin Yurtdışına gidip dil öğrenmesini dışarıya aktarılmış olan para ve zaman kaybı olduğunu düşünmekte...
Böyle devam ettiği sürece kısa süre içerisinde ne Türkçe' nin ne de Türk' ün kalacağını kitap boyunca okuyucunun kafasına adeta bir mıh gibi çakılmasini sağlamakta.
Son olarak kitap çok ağır bir şekilde milliyetçilik kokmakta.
Unutulmaması gereken bir şey var üstün ırk diye bir kavram nasıl yoksa üstün dil diye bir kavram da yoktur. İnsanoğlu duygularını hangi dilde ifade edebiliyorsa en güzel dil odur.
Kitap gereksiz, sürekli aynı bilgileri tekrar nitelikte...
Açık yüreklilikle kitabı beğenmediğimi itiraf etmek istiyorum.
Şayet okumak isteyen olursa kitabı, öncelikle bu incelememi okumalarını şiddetle tavsiye ediyorum.
İyi okumalar...

Şükran Güngör 
27 May 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Kitap ilk olarak Bir Nev-York Rüyası adlı bölüm ile başlıyor ve sizde merak duygularını uyandırmayı başarıyor. Ardından ne gelecek acaba sorusuyla kitabı okumaya başlıyorsunuz. Dili çok akıcı ve bu yönüyle adının hakkını veriyor.
Kitabı okumaya Oktay Sinanoğlunun vefatından sonra başladım. Bir kimyacı olarak bu bilim+gönül adamının Türkçeye ve bilime olan aşkını takdir ettim. İnsan diyor ki vatanını sevmek işte böyle olur. Vatanını ve dilini seven bir insanlık hayalinin güzelliğinin sizi de içine alması için okumanızı tavsiye ederim.

Erkan Akbulut 
20 Kas 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir rüya ile başlayan kitap Türkçe'nin nasıl tahribat içerisinde olduğunu ve yabancı kelimelerin güzel Türkçemizi nasıl tahrip ettiğini anlatıyor.
Oktay Sinanoğlu(rahmetle) Türk dilini en güzel şekilde savunan Türk devletlerinin bir bütün olduğunu savunan aydın bir kişiliktir.Türk dilini her yerde doğru şekilde kullanmayı ve kullandırtmayı kendisine amaç edinen saygın bir Türk aydınıdır.
Herkesin örnek alması gereken bir kişidir.
Değeri bilinmeyen ve verilmeyen bir Türkçe ve Türkiye sevdalısıdır.Allah rahmet eylesin.

"Türk demek Türkçe demek
Ne mutlu Türküm diyene ! " Atatürk

Naime SEYHAN KAYA 
 08 Ara 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ben Türkçe'ye biraz fazla önem verenlerdenim. Öyle bye bye, slm falan gibi ifadeler bile kullanmam :) bu kitabı okurken de benim gibi düşünen birileri de varmış demiştim bundan iki üç sene evvel. Türkçe konuşan ve seven, küçük de olsa yabancı kelimelerden kurtulmak isteyen herkes bir başlangıç olarak bu kitabı okumalı bence :)

Zeliha Sayın 
25 Eyl 2017 · Kitabı okumayı düşünüyor · Beğendi · 10/10 puan

Güzel bir kitap denildi okuyacağım okuduğum kitapta sürekli adı geçiyor ve birkaç parçada olmasa içindekilerin okudum ve çok beğendim tavsiye etmeseler bile internetten araştıracaktım ve okuyacaktım

Anıl Atik 
02 Ağu 2013 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Çok insan bu kitabı okudu, verdiği mesajları aldı ve sonra hepsini bir kenara atıp sıkıcı yaşamlarına devam etti. İlginç! Yine de okumalısınız, belki gerçekten okuyanlar çıkar aramızdan.

Oktay Sinanoğlu öncelikle görmüş geçirmiş olduğu yaşamından hareketle bizim düşünemeyip, göremediğimiz olayları aydınlatmak, farkındalık kazandırmak adına oluşmuş eser, kör yaşamayıp gördüklerimizin aslında ne anlama geldiğini bilmenin öneminden bahsediyor. Dilimize sahip çıkarak asıl olan değerini ona kazandırmak gerektiğini, bilim dili için en uygun dil olduğunu defalarca söylüyor. Sürekli tekrar etmesi bazı durumları onun bu olaylar karşısında ne kadar üzüldüğünü ve çaresizliğinin sesi olarak kendini yazılarında aksettiriyor. Bunun çözüm bulması devletlerin gücü ve politikalarına dayandığı için bu durumu ancak yazılarının ulaştığı kesime anlatmaya çabalıyor. Kitap çok değerli, anlamak isteyene her okuduğunda verebileceği yeni bir mesajı var. Başucu kitabı niteliğindedir. Dünyanın son üç yılda en genç profesörü tarafından kaleme alınmış yaşayan bir eserdir.

4 /

Kitaptan 143 Alıntı

Murat Sezgin 
23 Tem 2016 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Mustafa Kemal Atatürk
Türk dili kalmazsa, Türk dili parçalanırsa Türklük kalır mı? Atatürk kendi sözleriyle bunu defalarca ifade ediyordu:

"Türk demek dil demektir. Milliyetin en bariz vasıflarından biri dildir. Türk her şeyden önce ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır."

Bye Bye Türkçe, Oktay Sinanoğlu (Sayfa 49 - Pdf)Bye Bye Türkçe, Oktay Sinanoğlu (Sayfa 49 - Pdf)
Asiye-Melikşah 
25 Nis 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Osmanlıca-Öz Türkçe diye anlamsız kavgalar ile dilseverlerimiz bölünürken,İngiliz atını alan sessizce Üsküdar ı geçiyordu.

Bye Bye Türkçe, Oktay Sinanoğlu (Sayfa 35 - Bilim+gönül)Bye Bye Türkçe, Oktay Sinanoğlu (Sayfa 35 - Bilim+gönül)
Ayşegül tatilde 
05 Şub 02:49 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Çok beğendiğiniz Amerika...
Televizyonların 100 kanalından 99'unda cinayet, uyuşturucu, dalavere ve ahlaksızlıktan başka şey göremezsiniz. Yani millet tamamen cahil bırakılmış, hiç düşünmeyen, sadece tüketen bir toplum oluşturulmuş.

Bye Bye Türkçe, Oktay Sinanoğlu (Sayfa 311)Bye Bye Türkçe, Oktay Sinanoğlu (Sayfa 311)
Şükran Güngör 
 27 Nis 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Türkçe
Dilini unutan kavimlerin tarihten adları bile silinir gider. Anadolu, böyle yok olmuş kavimlerin binlerce yıl sonra kazılarda bulunan çanak çömlek kırıntıları ile doludur.

Bye Bye Türkçe, Oktay Sinanoğlu (Sayfa 24)Bye Bye Türkçe, Oktay Sinanoğlu (Sayfa 24)
Asiye-Melikşah 
25 Nis 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Neredesiniz Atatürk'ün güvendiği öğretmenler?
Neredesiniz kendilerine emanet bırakılmış gençlik?
Neredesiniz kimliğimizi korumak isteyen inanç sahibi gönül ehli?

Bye Bye Türkçe, Oktay Sinanoğlu (Sayfa 121)Bye Bye Türkçe, Oktay Sinanoğlu (Sayfa 121)
YNT 
15 Ara 2017 · Kitabı okuyor

Kendi dilinde düşünemeyen, her an dolaylı da olsa kendi dil ve kültürünün değersiz olduğu kendisine telkin edilen çocukta kimlik, benlik, haysiyet duyguları nasıl gelişebilir?

Bye Bye Türkçe, Oktay Sinanoğlu (Epub)Bye Bye Türkçe, Oktay Sinanoğlu (Epub)
Asiye-Melikşah 
25 Nis 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Ama mühendis ama iş yöneticisi ama öğretmen önce kendi dilini ve mesleğini iyi bilmeli,yabancı dilden araç olarak yararlanmalıdır.

Bye Bye Türkçe, Oktay Sinanoğlu (Sayfa 69)Bye Bye Türkçe, Oktay Sinanoğlu (Sayfa 69)
Ayşegül tatilde 
27 Oca 01:53 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Amerika şimdi başlıca iki şey üretiyor: Biri silah, öbürü film.

Bye Bye Türkçe, Oktay Sinanoğlu (Sayfa 117)Bye Bye Türkçe, Oktay Sinanoğlu (Sayfa 117)