Bye Bye Türkçe (Bir New York Rüyası)

·
Okunma
·
Beğeni
·
7.902
Gösterim
Adı:
Bye Bye Türkçe
Alt başlık:
Bir New York Rüyası
Baskı tarihi:
Eylül 2000
Sayfa sayısı:
429
Format:
Karton kapak
ISBN:
978975841013X
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Otopsi Yayınları
Baskılar:
Bye Bye Türkçe
Bye Bye Türkçe
Atilla İlhan: "ABD Bilim ve Sanat Akademisi'nin ilk ve tek Türk üyesi; iki kere Nobel adayı... Kim bu adam? Kim bu çetin Türkçe öğretim savaşçısı? Onu niye hepimiz yeterince tanımıyoruz? Sinanoğlu, ABD nam ülkede çok genç yaşında profesör olmuş bir harika çocuk; ülkesindeki 'Amerikan Rüyası'nın yanlış yaygınlığından, Türkçe'nin itilip kakılarak, herhangi bir sömürgedeki 'yerli dili' muamelesi görmesinden son derece rahatsız."Tempo: "Sinanoğlu, dünyanın el üstünde tuttuğu bir bilim adamı. Bilim dünyasına kazandırdığı kuramları, teorileri var. Ayrıca Türkçe ile çok ilgili ve bilim için en uygun dil Türkçe diyor.
"Gideceğim ve orada söz sahibi olacağım, ondan sonra gelip o namussuzlarla burda uğraşacağım. O zaman anlamıştım ki burada kalırsam Amerika'nın kölesi olurum, oraya gidersem Amerika'nin efendisi olur, buraya gelip onlarla daha rahat mücadele ederim. Ve işte bizi gönderdiler..." diyerek okul bursuyla Amerika'ya gönderilen Oktay Sinanoğlu 26 yaşında 300 yılın en genç profesörü olarak bir ilke imza atmıştır.

Amacının keskinliği, deha seviyesindeki IQ'su ve günde 12-18 arasında çalışma azmi ile Türklerin gururu olmayı başaran bu bilim insanı salt bilimle uğraşmamış ailesinden gelen edebiyat-sanat ruhunu da benliğinde yaşatmıştır. Bilim ve teknolojide ilerlemek için matematiğe, bilime ve en önemlisi de gönüle önem verilmesi gerektiğini savunan Sinanoğlu, Batı'daki temel eksikliğin gönül bağı olduğunu, hatta küresel dil adı altında bizlere yutturulmaya çalışılan İngilizce'nin bu kavramı karşılayacak bir karşılığa bile sahip olmadığını ifade eder. Oysa gittikçe yabancı kelimelerle istilaya uğrattığımız Türkçe; kendine has kuralları, sözcük türetebilme yeteneği ve matematiksel yapısıyla bilime en uygun dil işlevine sahiptir.

Sinanoğlu'na göre her şahsiyetli ve sömürgeleşmemiş ülkenin dersleri kendi resmi dilinde olur. O halde Türkiye sömürge ülkesi midir? Bu durum karşısında bir uyanış gerçekleştirmemizi içtenlikle isteyen, ülkesi için ciddi bir endişe içerisinde olan Sinanoğlu Atatürk'ün kurduğu Ankara Yenişehir Lisesi
-günümüzdeki TED Koleji-, Boğaziçi Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi örneği üzerinden yabancı dille eğitimin ne tür sonuçlara sebebiyet vereceğini, bu tarz bir eğitimin misyonerlik hareketi olduğunu gözler önüne sermiştir. "Milli Eğitim mi Milli Eğitim mi?" sorusunu sorarak içinde bulunduğumuz durumun vehametini açık yüreklilikle ortaya koymuştur.

Sinanoğlu Bye Bye Türkçe'de bir "Nev York Rüyası" oluşturarak Türkçe'nin Amerika'ya hakim oluşu üzerinden ütopik bir ortam oluşturmuştur. Ve bu Türkiye'nin geleceği için bir umut teşkil etmektedir.

"...ABD içinden çok göçmüş bir ülkedir, tabii pat diye göçmez, arada bir canlanır, tekrar bir şeyler olur ama içinden çok zayıf tarafları vardır. Dünyada en büyük borcu olan devlet mesela. İç ve dış. Ama bir devingen tarafı vardır, arada bir şey çıkarırlar bir sene öyle idare ederler, sonra yine inişe geçerler. Öyle pek göründüğü gibi bir güç değildir..." Bu sözleri, sürekli Amerika'nın Dünya gücü olduğunu düşünen ve bu ülkeye kendilerini yamamaya çalışan kişilere tokat gibi gelebilir. Fakat gerçekler bu yöndedir.

Zannımca Sinanoğlu'dan bizlere kalan en büyük miras ise aşağıdaki sözleridir.
"...GENÇLER, Türkiye' de adet haline gelmiş göstermelik işlerden kaçının. Sırf üniversite bitirdi desinler diye, ananız babanız Amerika'da mastır yaptı diye öğünebilsin diye yükseköğrenime gitmeyin. Sonunda ancak kendinizi kandırırsınız. Temel gayeleriniz, kendinizin ufak çıkarları ötesinde, kendiniz dışında, bu ülke, bu ulus, Türk dünyası, Avrasya, insanlık için olsun. Yüksek hedefleriniz için çalışın. O zaman, kendi durumunuz da kendiliğinden düzelecektir. Maddiyat ile maneviyati dengeleyin. Formülünüz 'bilim' + 'gönül'dür. Bu iki kanadın biri eksik olursa ne kendinize ne de insanlığa hayrınız dokunur."

#27048111 Sinanoğlu'nun Türkçe'ye kazandırmak istediği birkaç kelimeye buradan ulaşabilirsiniz.
Türkçenin ve milli eğitimin önemi ancak bu kadar güzel anlatılırdı.Fakat günümüz dünyasında yabancı dile ve yabancı kültüre uzak kalmak maalesef mümkün değil.Konusu dil olan çok kitap okumuşumdur.Nihat sami Banarlı,Mehmet Kaplan ve diğerleri...Ancak yazarın dil konusundaki tavizsiz tutumu bana Nurettin Topçu'nun Türkiye'nin Maarif Davası adlı kitabındaki tutumunu hatırlattı.Kalınlığı sizi düşündürmesin.Elinize alın,inceleyin ve mümkünse okuyun.Çabuk biteceğini göreceksiniz.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.685 Oy)18.260 beğeni41.383 okunma2.707 alıntı174.093 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.554 Oy)8.508 beğeni25.124 okunma2.293 alıntı108.488 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.355 Oy)12.935 beğeni33.099 okunma3.129 alıntı139.103 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.213 Oy)8.527 beğeni27.361 okunma760 alıntı133.342 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.257 Oy)7.604 beğeni20.566 okunma3.713 alıntı123.011 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.269 Oy)8.711 beğeni24.244 okunma1.292 alıntı119.280 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.437 Oy)11.118 beğeni27.509 okunma1.504 alıntı144.622 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (6.039 Oy)6.734 beğeni19.520 okunma640 alıntı110.244 gösterim
  • Çalıkuşu
    8.7/10 (4.133 Oy)4.964 beğeni18.185 okunma746 alıntı74.661 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.129 Oy)7.703 beğeni21.651 okunma782 alıntı84.582 gösterim
Türk Aynştayn(Einstein)'ı 26 yaşında Profesör olmuş bir deha Oktay Sinanoğlu.Yabancı dilde eğitimin ülkenin fişini çekmek olduğunu,dilimiz ve ülkemiz üstüne oynanan oyunların ne denli ürkütücü duruma geldiğini kendi tabiriyle kelle koltukta verdiği anadilimizi koruma mücadelesine yer veriyor eserinde.Kitapta yer alan makaleleri okuduktan sonra televizyon izlerken,örütbağ(internet) kullanırken aslında dilimizin nerelere getirildiğini ürkerek görmeye başlayabiliriz.Eğer bu yanlışlardan gerekli tedbirler alınıp dönülmezse bir nesil sonra baba ile çocuk birbirini anlayamayacak hale gelecek ve Türkçe yok olup gidecek.Herkesin elinde kalemiyle okuyup notlar alması gereken bir kitap.
Bir karikatürdeydi galiba, eleman çakır keyif halde yanında kendinden arta kalır yanı olmayan arkadaşına şöyle diyordu; " Abi mal bu Amerikalılar ya. Mehtaba çıkmak için o kadar paraya, masrafa ne gerek var. Bak biz iki tek atıp her akşam çıkıyoruz mehtaba." gülüşürler. Ve bir ağızdan başlarlar meşhur şarkıyı dillendirmeye;" Biz her gece Heybeli'de Mehtaba çıkardık."
Kitabın kapağında -tahminimce aya çıkmış-, atlı bir astronot, bir ilköğretim Türkçe kitabı ve galiba Orhun yazıtlarından bir parça mevcuttu. Bu resim dahi çok şey anlatma gayretindeydi. Zengin, çok eski ve güçlü bir geçmişe sahip olan Türkler kendilerinin olan araçları hiçe sayarak, kültürlerinden utanarak, tamamen batı hayranlığıyla, Atatürk'ten sonra yükselme hedeflerini unutmuş, zar zor ayakta durma derdindeydi. Kendi öz benliğinden, bir sömürge anlayışın içine itilmiş ve çırpınma gayreti bile göstermeden kurtuluşu, çağın teknolojik ve ekonomik gücünü elinde barındıran dünün - ve hatta bugünün - sömürge efendilerinin yaptıklarını yaparak, onların dilini konuşup, onlar gibi yaşayarak sürekli kendini ve geçmişini kötüleyip bunu bir kompleks(Alınganlık) durumuna getirerek, aramak gayretindedir.
Oktay Hoca geç tanıştığımız (Ki hala gerektiğince tanınmamıştır.) ömrü büyük başarılarla geçmiş, genç yaşta akademik olarak imkansızları yıkmış, Anştayn gibi büyük bilim insanlarıyla adı anılır hale gelmiş, yurt dışındaki bunca başarısına rağmen doğduğu toprakları unutmamış, oraların kurtuluşu, gelişmesi ve yükselmesi adına kafa yormuş, yol göstermeye çalışmış, bir memleket sevdalısı.
Bye-Bye Türkçe kitabı, Türkiye'nin hali hazırdaki durumunu eleştiren bir rüya bölümüyle açılır ve Türk dilinin önemi üzerine tarihsel, siyasal, coğrafi yargılara dayanarak uyarılarda bulunur. Yabancı dillerin istilasına savaş açılmasını, eğitim kurumlarında Türkçe'nin yabancı dillere karşı ezdirilmemesini, Türk dilindeki asaleti, matematikselliği ve İngilizce'nin kötü yanlarını (Belki birazda kayırarak) karşılaştırır. Kitap temelde farklı zamanlarda, farklı yayınlarda çıkmış yazıların toplamıdır. Oktay Hoca'nın yapmaya çalıştığı şey bu kitabın özelinde Dili, genel olarakta Milli Bilincin farkına varılması, sahip çıkılması ve ona bağlı kaldıkça Muasır Medeniyetler (Çağdaş Uygarlıklar, Bağımsız, Barışçıl ve Güçlü Ülkeler) seviyesine çıkılacağını anlatmaktır. Bazılarının kitabın tekrarlarının sıkıcılığına işaret eder, kimi Oktay Hoca'yı ırkıçılığa varan bir milliyetçi tarzı olduğunu öne sürerek suçlar, kimide kitabın gerçekçi olmayacak romantik savlar içerdiğini öne sürer. Boşverin onları, herhangi biri bir Oktay Sinanoğlu değildir. Öyle bir amaçları da yoktur. Siz Oktay hocayı ve kitaplarını okuyun ve okutun her daim. Bu memleket adına en azından bir şeyler yapmak adına.
Oktay Sinanoğlu'nun bir kitabını eleştirmek benim ne haddime! Ancak şunu söyleyebilirim ki her Türk vatandaşının okuması gerektiği kitaptır. Yıllardır Türkiye üzerine oynanan oyunları açıkça, korkusuzca dile getirilmiştir.

"Ben Türk'üm ve bununla iftihar ediyorum" (Oktay Sinanoğlu)

26 yaşında "profesör" olan dahi Türk'ü ne kadar tanıyoruz? Kaçımız Oktay Sinanoğlu'nun dahi olduğunu biliyoruz? Kaçımız "Ne mutlu Türk'üm diyene" sözünün söylenmeyen kısmını biliyoruz?

Lütfen okuyun, okunmasını isteyin. Güzel Türkçemiz ancak bu yolla kurtulabilir. Unutmayın, Türkçe giderse Türkiye Gider!

İyi okumalar dilerim :)
bu ve bunun gibi kaliteli kitaplarımızın ikinci planda olması ve bir çoğumuzun bilmemesi yada es geçmesi, daha basit ve kendini yazar görüp tek konusu aşk olup en çok satanlar da olması üzücü ve toplumun değer yargılarını hafife alması gibi komik bir durum oluşuyor. Umarım yeni okurlarımız daha seçici ve dikkatli olur
İnceleme yapmadan önce ilk defa kitabını okumuş olduğum yazar ile ilgili birkaç anekdot sunmak istiyorum. Oktay Sinanoğlu Ankara TED'nin Yenişehir lisesini birincilikle bitirip Amerika' ya eğitimini tamamlamak için gitmiştir. Amerika' nın en tanınmış üniversitelerinde
(Berkeley,Yale)kariyerinin altın çağını yaşamıştır. Ayrıca Yale üniversitesinde öğretim elamanı olarak görev almıştır.
Türkiye' de ODTÜ' de Kimya bölümünün kurucusu olan Sinanoğlu dünyanın en genç profesorüdür.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, çıkardığı özel bir kanunla, Oktay Sinanoğlu'na ilk ve tek "Türkiye Cumhuriyeti Profesörü Unvanı"nı verdı.
Gelelim kitap hakkındaki izlenimlerime; Oktay Sinanoğlu kitabına bir rüya ile başlıyor. Rüyasında Newyork' ta nereye başını çevirse karşısında Türkçe yazılmış tabelalar, dergiler, gazeteler...
Sinanoğlu özellikle Türkiye' de yabancı dile gösterilmiş olan abartılı teveccühü son derece acımasız bir şekilde eleştirmekte, yer yer İngilizce' yi yerin dibine batırıp çıkarmakta, Amerika' nın % 60 nin dahi okuma yazmayı tam bilmediği tabir-i caizse kara cahil olarak adlandirmakta, ingilizce' nin bir bilim dili olacak kadar bir istidadının olmadığını defaatle yinelemekte adeta Ingilizce' ye cephe almakta.
Türkiye'de' de üniversitelerdeki eğitim dilinin İngilizce olmaması gerektiğini, öğrencilerin 1 sene zaman kaybına neden olan hazırlık sınıfının gereksiz olduğunu her seferinde dile getirmekle birlikte öğrencilerin Yurtdışına gidip dil öğrenmesini dışarıya aktarılmış olan para ve zaman kaybı olduğunu düşünmekte...
Böyle devam ettiği sürece kısa süre içerisinde ne Türkçe' nin ne de Türk' ün kalacağını kitap boyunca okuyucunun kafasına adeta bir mıh gibi çakılmasini sağlamakta.
Son olarak kitap çok ağır bir şekilde milliyetçilik kokmakta.
Unutulmaması gereken bir şey var üstün ırk diye bir kavram nasıl yoksa üstün dil diye bir kavram da yoktur. İnsanoğlu duygularını hangi dilde ifade edebiliyorsa en güzel dil odur.
Kitap gereksiz, sürekli aynı bilgileri tekrar nitelikte...
Açık yüreklilikle kitabı beğenmediğimi itiraf etmek istiyorum.
Şayet okumak isteyen olursa kitabı, öncelikle bu incelememi okumalarını şiddetle tavsiye ediyorum.
İyi okumalar...
Türk olmakla övünen Türklüğü ile gurur duyan herkesin okuması gereken bir kitap. Kitap insanın gözünü açıyor dilinize farklı bir gözle bakıyorsunuz. Dilinizle gurur duyuyor ve diliniz konusunda hassaslaşıyorsunuz. Bende bu etkileri yarattı. Kitabı okuduğumdan beri konuştuğum her kelimenin Türkçe olmasına özen gösterir oldum. Düşüncelerimi değiştiren mükemmel bir kitap okudum.
Türkçenin ne hale geleceğini nasıl kurtulucağını tek tek yazmış rahmetli böyle bi değer 100 yılda bir gelir belkide gelmez Türkiye’nin en genç profesörü ve hep öyle kalacak
Bir turist olduğunuzu düşünün. ABD'ye gitmişsiniz. Sokaklarda, caddelerde gezerken dükkan tabelalarının Türkçe olduğunu fark ediyorsunuz. Sonra yolunuza devam ediyorsunuz. Sokakta bir grup genç birbirleriyle konuşurken kulak kabartıyorsunuz.
- Do you like lemon?
- Evet.
Gencin ana dilinde sorduğu soruya Türkçe cevap veren diğer gence şaşırıp kalıyorsunuz. Sonra biraz daha yürüyorsunuz. Bir lokantaya giriyorsunuz ve garson menü broşürünü sunuyor. Teşekkür edip broşürü inceliyorsunuz. Ama yine çok ilginç! Çünkü yemeklerin isminin çoğu Türkçe! Kendi kendinize soruyorsunuz ya hu ben Türkiye'de miyim Amerika'da mıyım? Yemeğinizi yedikten sonra biraz parkta kafa dinlemek istiyorsunuz. Parka varıyorsunuz ve salıncakta sallanan çocukların üzerindeki giysileri görünce yine bir şok daha geçiriyorsunuz. Çocuğun üzerinde Türk bayraklı gömlek, diğerinin üzerinde ise "Göktürk" yazan bir kısa kollu. Amerika'dan bir arkadaş edinmişsiniz. Arkadaşı size okulunu gezdirmek istiyor. Okula varıyorsunuz. Dersliğin birinde ders işleniyor. Hem de matematik. Çok normal. Matematik dersi her yerde matematiktir. Ama bir bakıyorsunuz ki öğretmen ve öğrenciler amerikan vatandaşı. Amerikan öğretmen amerikan öğrencilerine Türkçe matematik anlatıyor! Arkadaşı konuya giriyor ve diyor ki: "Bu evrenkentte (üniversite) okuyan öğrenciler birinci sınıf öğrencileri. Ama geçen sene hazırlık dersi gördüler." Hazırlık derslerinde de işledikleri tek ders Türkçe imiş! Büyük bilim adamı olmak için Türkçe gerekiyormuş. Yoksa kendi ana dilinden matematik dinleyince anlamıyormuşsun! Öyle ki Türkçe kitaplarını Türkiye'den tedarik ediyorlarmış ve tanesi 20 Türk Lirası imiş. Bu kadar öğrenciye bu kadar kitap almanın maliyeti ne kadar da fazla olmalı! Meğerse öğrendim ki Türkiye-buna bağlı olarak Türkçe- zayıfladıkça başka milletlerin dilleri öne çıkıyormuş.Bu yüzden ABD'yi asimile etmek için ABD'nin dilini yok etmeye çalışıyormuş. Türkçe dili çok yetersiz bir dil imiş. Sondan eklemeli değilmiş. Bilim adamları Türkçe'nin bu matematiksel diline şaşırmıyorlarmış. Türkçe en fazla 250 300 senelik bir dilmiş. Bu dilinde yüzde bilmem kaçı Farsça yüzde bilmem kaçı Rusça yüzde bilmem kaçı İspanyolcaymış. Oysaki İngilizce (ABD Amerikanca der) on bin senelik bir dilmiş. Eğer Amerika kendine dönmezse 1.5 nesil sonra çocuklar atalarının konuştukları gibi konuşamayacaklarmış.
Sonra bir uyandınız ki rüya imiş.
Bir söz vardır: "Rüyaların tersi çıkar"
Unutmayalım ki bir milleti yok etmek için dilini yok etmek yeterlidir.
Yoksa İngilizce ile bizi yok etmeye mi çalışıyorlardı?
Büyük bilim ve fikir hocamız Oktay Sinanoğlu'nun ülkemizde dil meselesine değindiği ,içeriği gayet dolu,dili tertemiz olan ve insanın Türkçe meselesine bakışına dair düşüncelerine yön verecek güzìde eseri. Daha çok sohbet havasında geçiyor,makaleleri de gayet yakışmış. Dilimizin nasıl bir saldırı altında olduğunu, nasıl şanlı bir tarihten ,murdar bir hale getirildiğini anlatarak, devlet ve millet olarak bu garabetten nasıl kurtulacağımıza dair öneriler sunuyor. Bilindiği üzere milliyetçi damarı olan bir bilim insanı, dünyada da ismini duyurmuş 'Türklerin Einstein'i 'olarak bilinen bir değerimiz. İdeolojileri bir kenara bırakarak bu topraklarda yaşayan herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum.
Genç yaşta profesör olmuş olmasıyla dikkatimi çekmişti kütüphanede kitabını görünce okumak istedim iyiki okumuşum diyorum kendisi matematik alanında uzman olmuş birisi ama Türkçe özellikle de dil konusu üzerinde o kadar çok duruyor ve önemsiyor okudukça aslında ne kadar doğru bir tespit yaptığını görmüş oluyorsunuz Türkçe giderse Türkiye gider! Görüşünü benimseyip yabancı dille eğitime karşı çıkmış buna sebep ise ülkesinin yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı dillerinden boyunduruğundan kurtarmalıdır sözü ile aslında çok güzel bir şekilde ifade ediyor dilimize sahip çıkmalıyız ve kendi içimizdeki kültürün farkına varmalıyız yoksa kültürlerimizde unutulmaya yüz tutacak ve bizim önceliğimiz Batı’yı taklit etmekten kurtulmamız olmalı çünkü taklit ile bir yere varılamıyor onlardaki iyi olan şeyleri alıp üzerine biz yenisini eklemeliyiz bunu Ziya Gökalp’te kendi kitaplarında çok net ifade etmiştir lütfen bu konuda bilinçlenelim batının gereksiz özentiliğini bir kenara bırakıp kendi güzelliğimizin farkına varmalıyız. Oktay sinanoğlu bunu 1990 yılından beri üstüne basa basa söylüyor lütfen bu kitabı okuyup bilinçlenelim ve herkese okutalım belki birşeylerin farkına varmasını sağlarız..
Türkiye'nin dış politikası Avrupa ve Amerika'ya yalvarmaktan ibarettir
Oktay Sinanoğlu
Sayfa 168 - Sekizinci Basım, Temmuz 2002
Televizyonların 100 kanalından 99'unda cinayet, uyuşturucu, dalavere ve ahlaksızlıktan başka şey göremezsiniz. Yani millet tamamen cahil bırakılmış, hiç düşünmeyen, sadece tüketen bir toplum oluşturulmuş.
Osmanlıca-Öz Türkçe diye anlamsız kavgalar ile dilseverlerimiz bölünürken,İngiliz atını alan sessizce Üsküdar ı geçiyordu.
Oktay Sinanoğlu
Sayfa 35 - Bilim+gönül
Türk dili kalmazsa, Türk dili parçalanırsa Türklük kalır mı? Atatürk kendi sözleriyle bunu defalarca ifade ediyordu:

"Türk demek dil demektir. Milliyetin en bariz vasıflarından biri dildir. Türk her şeyden önce ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır."
"Konuşurken İngilizce lâflar katmak övünülecek bir şey değil,ayıplanacak bir şey olmalıdır."
Oktay Sinanoğlu
Sayfa 27 - Bilim+Gönül Yayınları
Dilini unutan kavimlerin tarihten adları bile silinir gider. Anadolu, böyle yok olmuş kavimlerin binlerce yıl sonra kazılarda bulunan çanak çömlek kırıntıları ile doludur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bye Bye Türkçe
Alt başlık:
Bir New York Rüyası
Baskı tarihi:
Eylül 2000
Sayfa sayısı:
429
Format:
Karton kapak
ISBN:
978975841013X
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Otopsi Yayınları
Baskılar:
Bye Bye Türkçe
Bye Bye Türkçe
Atilla İlhan: "ABD Bilim ve Sanat Akademisi'nin ilk ve tek Türk üyesi; iki kere Nobel adayı... Kim bu adam? Kim bu çetin Türkçe öğretim savaşçısı? Onu niye hepimiz yeterince tanımıyoruz? Sinanoğlu, ABD nam ülkede çok genç yaşında profesör olmuş bir harika çocuk; ülkesindeki 'Amerikan Rüyası'nın yanlış yaygınlığından, Türkçe'nin itilip kakılarak, herhangi bir sömürgedeki 'yerli dili' muamelesi görmesinden son derece rahatsız."Tempo: "Sinanoğlu, dünyanın el üstünde tuttuğu bir bilim adamı. Bilim dünyasına kazandırdığı kuramları, teorileri var. Ayrıca Türkçe ile çok ilgili ve bilim için en uygun dil Türkçe diyor.

Kitabı okuyanlar 1.193 okur

  • Güllü Demirbag
  • Fulsen Kııçerli

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları