Yıldızlı, sakin, ılık bir temmuz gecesiydi. Geniş ırmaktan yükselen sis serinletiyordu bizi, gecenin sessizliğinde bir balık, hafif bir şırıltıyla sudan dışarı atlıyor, gene dalıyordu derine. Kuşlar susmuştu, her şey sesini kesmiş Tanrı'ya dua ediyordu ...
Çocukken üstesinden gelemeyeceğimiz
kadar büyük duygular uyandıran durumlar, tıpkı birer şarapnel parçası gibi sarıp sarmalanıp bilinçaltımızın
derinl iklerine gömülür. İşte böylece bilinçaltı çocuğu acıdan korumak için ilk savunma mekanizması ile
müdafaaya başlar: Bastırma. Bu hususla ilgili Alice Miller şöyle demiştir, "Çocukluğumuza ilişkin gerçekler bedenimizde birikmiştir, onları bastırabiliriz ama asla değiştiremeyiz." Bu çocuklar yetişkin olduğunda, onlardan şu
cümleleri duyabilirsiniz:
"Çocukluğuma dair pek bir şey hatırlamıyorum."
"Çok mutlu bir çocukluk geçirdim, hiç travmam yok."
Bu cümleleri duyarsınız çünkü bilinçaltı çok iyi iş çıkarmıştır. Acı verici tüm anılar bilinçten çıkarılmış ve hatırlanması mümkün olmayacak şekilde derinlere gömülmüştür.
…bilinçaltı denilince akla gelen ilk isim olan Sigmund Freud, “Vücut asla yalan söylemez," demiştir. Vücudumuz ebeveynlerimizin bize nasıl davrandıklarını düzenli olarak kaydetmiştir. Bu bilgileri hayatta kal mak ve uyum sağlamak için kullanır. Ebeveynlerimizin bize gösterdiği davranışlar başkalarından, kendimizden ve hayattan ne beklememiz gerektiğine ilişkin en temel inancımızı oluşturur.