Hedef Türkiye

8,5/10  (38 Oy) · 
146 okunma  · 
35 beğeni  · 
1.353 gösterim
Türkiye'nin Hedefi Hedefteki Türkiye.

"Türk Aynştaynı" olarak tanınan, değişik ülkelerde iki kez Nobel Ödülü'ne aday gösterilen Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, A.B.D. Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley Kimya Mühendisliği'ni birincilikle bitirdi. (1956). A.B.D.'de M.I.T.'den birincilikle Yüksek Kimya Mühendisi oldu; "Alfred Sloan Ödülü"nü aldı. Berkeley'de Kuramsal Kimya doktorasını yaptı. ABD Atom Enerjisi Merkezi'nde araştırmalar yaptı. Harvard ve Yale'de kendisine ait yeni kuantum(nicem) kimyası ve fiziği üzerine teorileri hakkında üst düzey dersler verdi. 1962'de, 26 yaşında, Batı'nın son 300 yıldaki en genç profesörü oldu. "Moleküler Biyoloji" konusunda ikinci kürsüsüne atandı. "Alexander von Humboldt Bilim Ödülü"nü kazanan ilk bilimci oldu. Japonya'nın "Uluslararası Seçkin Bilimci Ödülü"nü kazandı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, çıkardığı özel bir kanunla Oktay Sinanoğlu'na ilk ve tek "Türkiye Cumhuriyeti Profesörü Unvanı"nı verdi. Türkiye Cumhuriyeti Özel Elçisi olarak Japonya'ya gönderildi; Türk-Japon Kültür, Eğitim ve Bilim ilişkilerinin temelini attı.
Yasin Bektaş 
21 Mar 14:48 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitapta ülkemizin ve vatandaşlarımızın nasıl ve ne şekilde yön verilerek düşünme duygusundan yoksun, yorumlama kabiliyeti olmayan bir toplum yapma çalışmalarına şahit olacaksınız. Dilimize ve kültürlerimize sahip çıkan çok değerli bir şahsiyetin süper kitabı.

Demir Fesar 
22 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 9/10 puan

Oktay Sinanoğlu milletimizin içinden çıkan fakat değerini bilemediğimiz birçok insandan sadece biridir. Kitaplarını okudukça ne kadar milli ve bizden olduğunu anlıyoruz. Milli ve bizden olması bazılarına batıyor ve onu ve onun gibileri yoksaymaya unutturmaya çalışıyorlar. Bunlara inat bizler yani bu memleketin evlatları Oktay Sinanoğlu'nu yaşatmalıyız ve ona hak ettiği değeri vermeliyiz. Kitaplarını okumanız şiddetle öneririm..

Şirin şen 
31 Tem 18:24 · Kitabı okudu · 77 günde · 8/10 puan

Son sınav dönemime ve sonrasında tatile girmiş olmam sebebiyle kitabı bitirmem uzun zaman aldı. Fakat kitabı okurken sıkılmadım. Oktay Sinanoğlu' nun bu kitabı, kendisinin katıldığı konferanslardan, programlardan, toplantılardan ve makalelerinden oluşmaktadır. Kitapta Türkiye' yi içten yıkmak için dilimizin ve kültürümüzün nasıl yıpratılıp değiştirildiği tarafsız bir şekilde anlatılmış. Okurken etrafımızda bariz bir şekilde olup bitenleri görmemi sağladı. Diğer bir deyişle okudukça bilinçlendim. Kitabın tek beğenmediğim yönü, aynı örnekleri defalarca anlatmış olması. Fakat burada da yazarın belli konuların kafamızda iyice yer etmesi için çabaladığını düşünüyorum. Hepimizin bu kitabı okuması ve geç olmadan bilinçlenmesi gerektiğine inanıyorum.

Burak Şahin 
 28 May 09:55 · Kitabı okudu · 22 günde · 10/10 puan

Bir ülke düşünün ki o ülkenin Abd başkonsolosluğu Abd'deki Türk derneklerinin yaptığı konferanslarının ingilizce olarak düzenlenmesini emrediyor.
Aynı şekilde Avrupa'daki dernekler de yapacağı organizasyonların dili olarak ingilizceye mecbur bırakılıyor, üstelik Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin resmi temsilciliği tarafından.
Bunda amaç ney peki?
Oktay Sinanoğlu'nun dediği gibi "Türkçe giderse Türkiye gider"

Ülkesini seven her bireyin okuyup, hayatına katması gereken bir kitap. 26 yaşında profesör olmuş bir insanın ülkenin gelişimi adına muhteşem tavsiyeleri var.

Burak CAN 
17 Oca 19:38 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Oktay Sinanoğlu'nun makalelerinden,konferanslarından derlemeler ile oluşturulmuş güzel bir eseri.Kitabın ana konusu Türkiye üzerine oynana sayısız oyunların sonucunda,en büyüğü,en sıkıntılısı olanın dil konusu olduğundan bahsediyor.Ve verdiği misaller ile de dediklerini kanıtlıyor.Yazdıklarını ciddi manada düşünerek okursanız eğer ve anlattıklarını Türkiye'de yüzde kaçı gerçekleşti diyerek düşünürseniz bazı şeylerin sıkıntısını çekmek üzere olduğumuzu göreceğiz.

Nagihan Turan 
 12 Ağu 16:58 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Oktay Sinanoğlu dilimizi ve kimliğimizi korumak zorunda olduğumuzu; ülke olarak aşağılık kompleksimizden kurtulmamız gerektiğini çok güzel anlatmış bu kitapta. Yabancı hayranlığının günden güne arttığı ve küreselleşmenin yanlış anlaşıldığı bir dünyada Oktay Sinanoğlu ilerlemenin ve modernleşmenin kimliğimizi kaybetmeden mümkün olabileceğini ifade ediyor. Üstelik üslubu da okuyucuyu hiç sıkmıyor.

Kitaptan 16 Alıntı

Şirin şen 
23 Tem 15:35 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Bir ülkenin dilini yok etmek, o ülkenin, o ulusun, o milletin adını tarihten silmek demektir.

Hedef Türkiye, Oktay Sinanoğlu (Sayfa 147 - Alfa Yayınları)Hedef Türkiye, Oktay Sinanoğlu (Sayfa 147 - Alfa Yayınları)
Şirin şen 
08 Tem 01:08 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

-Bu günlerde bir "parlamenter" muhabbeti almış başını gidiyor. Bu vaziyet nedir?

-Bu feci bir vaziyet. Eskiden bunlara "mebus" denirdi. Sonra "milletvekili" oldular. Şimdi son zamanlarda, üç beş yıldır, bir de bakıyorsunuz televizyona çıkıp "biz parlamenterler", "parlamento" laflarıyla kendilerine sözde Avrupalı süsü veriyorlar. Şimdi biz de diyoruz ki, bu kelimelerin Latince, İtalyanca kökeni "boş laf üreten" manasına gelir. "Parlamento" da, "boş laf üretilen yer" manasına gelir. Kendilerine bu kelimeleri uygun görüp Avrupalı havalarına girenleri uyarıyorum: Bu millet boş laf üretenleri değil, vekillerini bekliyor.

Hedef Türkiye, Oktay Sinanoğlu (Sayfa 118 - Alfa Yayınları)Hedef Türkiye, Oktay Sinanoğlu (Sayfa 118 - Alfa Yayınları)
Şirin şen 
 25 Haz 13:49 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Eğitim, birtakım dershanelere yazılmak, ilk, orta, liseye gitmek, paran varsa velilerin büyük fedakarlıkları ile özel okullara yazılmak, not almak, dershanelerde nasıl not alınacağını öğrenmek, ondan sonra alfabe çorbası gibi isimleri olan birtakım sınavlardan geçmek, konuyu hiç anlamadan, a-b-c hangisini işaret edileceği taktiklerini öğrenerek bir diploma almak, ondan sonra da yatmak ve her fırsatta memleketi satmak değildir... Eğitimin gayesi, insanı,kendisi ve toplumu, halkı, milleti için değer yaratacak düzeye getirmektir. Fakat eğitimin ikinci bir gayesi daha vardır... Eğitimin ikinci gayesi ise, bir milletin geçmişiyle geleceği arasında köprü kurmaktır. Yoksa geçmişine makas atıp ondan sonra toplumun köksüz, darmadağın bir kuru kalabalığa dönüşmesini sağlamak değildir.

Hedef Türkiye, Oktay Sinanoğlu (Sayfa 84 - Alfa yayınları)Hedef Türkiye, Oktay Sinanoğlu (Sayfa 84 - Alfa yayınları)

Amerikalı bana diyor ki; ceketi, kravatı beğenmiş, sen Avrupalısın diyor, İngilizsin herhalde dediği de oldu.. Orada Amerikalının, İngiliz demesi bir methiye. Çünkü o üst tabakayı kastediyor, Normanlardan gelen tabakayı. Holiganları kastetmiyor. Sen Avrupalısın falan dediklerinde, "Estağfurullah " diyorum, gerçi yarım saat ona "Estağfurullah"m ne demek olduğunu izah etmemiz gerekiyor, çünkü Batı'da böyle incelikli kavramlar yok ki, kelimesi olsun.. ("Gönül" lâfı bile yoktur.).. Hâşâ, ne demek; lütfen bana öyle demeyin. Ben Avrupalı değilim, "ben Asyalı'yım" diye kasılıyorum. Peki ne oluyor, adamlar bana kızıyor mu? Hayır, adamların bana saygısı artıyor. Yabancı doktora öğrencilerinin hepsi, bir bakardım, ellerine "Türkçe Öğrenmek" kitabını almışlar, Türkçe öğreniyorlar. Ben hiç öyle bir telkinde bulunmadım, lâfını bile etmedim. Eloğlu Türkçe öğreniyor, illâ gelip Türkiye'de çalışacağız diyorlar.

Türkiye'yi gözlerinde büyütmüşler. Sen kimliğine, tarihine, diline, kültürüne sahip çıkarsan, kızmazlar; itibarın artar.. Türkiye desin ki; "Ben niye Avrupalı olacakmışım? Sizin tarihiniz katliamlarla doludur, 200-300 senelik bir tarihiniz var, o da böyle hunharlıklar, barbarlıklar, yamyamlıklardan geçer, bugün bile öylesin. Birden elektronik âletler kullanmayı öğrenmiş, ama insanlıktan uzak barbarlar". Onları da küçümsemiyoruz da, şu Batılı'ya iyi bir bakın, tanıyın.. Ben niye onlar gibi olayım? Onlar benim tarihime, manevî değerlerime, dilime, derin kültürüme, insanlık anlayışıma özeniyor.

Hedef Türkiye, Oktay SinanoğluHedef Türkiye, Oktay Sinanoğlu

Adamlar diyor ki, bu Türkler, bunlar Müslüman; Avrupa'ya girmesinler... Peki, 2000 sene evvel girenler kimdi? Osmanlı döneminde gelenler kimdi?.,Daha önce gelenler kimdi? Hep Türk.. " Saf ırk", "Aryan " safsatasına inanmış olan Almanları git biraz kazı, altından Hun çıkar. Birçoğu Türkiye 'deki pek çok insandan daha fazla Asya tipidir; çekik gözlü, elmacık kemikleri yüksek. Bunlar dedelerini beğenmiyor, yâni bizleri; boynuz kulağı geçti derler ya öyle bir durum var. Avrupalı dediğin de kim oluyormuş?

Hedef Türkiye, Oktay SinanoğluHedef Türkiye, Oktay Sinanoğlu

Ben düşündüm ki, insanın kendi hayatında, ki bu milletler içinde aynen böyle, en zor şey nedir? Devamlı bilimsel araştırma yaparken hep sorarım kendime: Cenabı Hak dese ki sana; "ben sana her kabiliyeti, her imkânı veriyorum, araştırmada neye elini atsan altın olacak, neyi araşan bulacaksın, muazzam şeyler çıkacak. Ama bir tek şartım var; ne yapacağını kendin seç, kendin karar ver.
Şimdi araştırılacak sonsuz konu vardır. Bilimde birileri bir türlü tez konusu bulamaz, araştırma konusu bulamaz; ben böylelerine şaşarım: Hayret, kâinatın her tarafı sorun iken bazı bilimciler ondan bundan fikir çalmaya çalışırlar; yalnız Türkiye'den bahsetmiyorum, dışarıda böyle ahmak çoktur. Batılı olunca ahmak olmuyor mu? Daha da ahmak olabilir.. Böylesi çoktur ve ben bunlara şaşarım. Kardeşim, nereye baksan sorun, araştırma konusu, biraz uğraşınca bayağı merak sarıyorsun, vay canına, yepyeni ufuklar açılıyor, koca ummanı görüyorsun. Durum böyle iken diyorsun ki, peki ben hangisi üzerinde çalışsam? Hangi konuda araştırma yapsam?

Ben kendime sorardım hep küçük yaştan beri:: Böyle, "bana desinler ki istediğini yap, hepsi çıkacak, yalnız sen karar ver" gibi düşünürdüm. Değecek bir hedef seçmeye çalışırdım. Bu en zor şey.

Hedef Türkiye, Oktay SinanoğluHedef Türkiye, Oktay Sinanoğlu

Holiganların ne olduğunu, o memleketin ne olduğunu, nereden geldiğini, kaç televizyonda, anlattık durduk millete. Sen Avrupalı olunca bütün bu holiganlar İstanbul'a doluşacak, hepsi; ve bunlardan iki üç tane yok, alt tabaka tamamıyla böyledir. En yamyam, en yabanî, en barbar insanlardır. Bunların hepsi buralarda dolaşacak, yapmadıkları rezillik kalmayacak. Sen gık dediğin anda tepene binecekler. Bunun için mi Avrupa'ya girmek istiyorsun? Bunları anlatan yok. Onun için, insanların hedefleri olması gerektiği gibi, bir ülkenin, bir milletin de kendine has, bağımsız hedefleri olması gerekir. Başka ülkelerde var.

Hedef Türkiye, Oktay SinanoğluHedef Türkiye, Oktay Sinanoğlu

Japonlar; meselâ 1980'de 10 senelik plan yaptılar, milli hedef tâyin ettiler. Dediler ki, beşinci nesil bilgisayarları ve cipleri biz üreteceğiz, biz yapacağız. Ve o planla dünyada bayağı öne geçiyorlardı, ama Amerika planı gördü , bir telaşlaonlar da hızlandı. Her ülkenin planları var, şu anda Amerika'da milli araştırma hedefi var mı, aya gitmek gibi? Şimdi tamamlanmak üzere bilim, araştırma hedefi var şu anda:, çok olmadı başlayalı. "İnsan genomu projesi". [Yazarın bu konuşmasından birkaç ay sonra projenin tamamlandığı Bşk. Clinton tarafından açıklandı da herkes duydu.] İnsanın kalıtımını, ırsiyeti sağlayan moleküllerin üstünde yüzbin tane gen var ve insanın her şeyini, hattâ huyunu suyunu bu genler belirliyor; gözünün rengin
den, yürürken nasıl durduğuna kadar,, tabii ki bazı hastalıkları da. Ve bu genleri meydana getiren l milyardan fazla DNA takı molekülü "şifre"yi oluşturuyor. Bu l milyardan fazla molekül takısının hangisinin ve ne sırada olduğunu çözüp şifreyi bilgisayara koyacaksın, neresinde ne var, ne yapıyor göreceksin. Büyük bir tasarıydı bu ve yüzlerce, binlerce bilim adamı Amerikan üniversitelerinde, araştırma kurullarında, sanayisinde bunun üzerine çalışıyor ve hemen hemen işi bitirdiler.

Hedef Türkiye, Oktay SinanoğluHedef Türkiye, Oktay Sinanoğlu

Atatürk devrinde ve ondan sonra en fazla belki 20 sene süren dönemde, (Atatürk dönemini biz görmedik ama o havanın son döneminde yetiştik ve o zamanki Türkiye ile, o zamanki hissiyatımız ile bugünkü arasında dağlar kadar fark var.) herkeste bir büyük umut vardı, herkeste bir büyük şevk vardı, şöyle olacağız, böyle yapacağız, dünyadaki yerimiz şöyle olacak diye. Avrupa'dan öyle ufak tefek birileri gelsin de bize nasihat etsin de , illâ Avrupa'ya girelim de, IMF bizi yönetsin de, böyle saçmalıklar yoktu. Niye bunlara saçmalık diyoruz?
Bakın şimdi bir memlekette 30 sene, 40 sene birileri çıkıp çıkıp illâ Avrupalı olacağız, illâ da olacağız der de, niye olacağız, bunu kimse anlatmazsa bu işte bir garabet var demektir Niye olacağız anlat faydasını, millete anlat. Şu faydası var, şu zararı var, ama işte faydası ağır basıyor, şöyle olacak, böyle olacak. Birileri çıksın anlatsın, kim anlattı şimdiye kadar? Hiç. İllâ da gireceğiz. Niye? Bir yerden emir mi aldınız kardeşim, ne bunu böyle papağan gibi ötüp duruyorsunuz; söyleyin, anlatın bakalım, niye giriyormuşuz, var mı anlatan? Hâlâ yok. Vay efendim, holiganlar bize şöyle yaptı, böyle oldu.. Sen holiganlan yeni mi öğrendin?

Hedef Türkiye, Oktay SinanoğluHedef Türkiye, Oktay Sinanoğlu
2 /