Veysel Yılmaz

Veysel Yılmaz
@birbulutt
Sen nesin.Varlık nedir ? Nerden bileceksin. Dünyan esen yel üstüne kurulmuş senin. İki yokluk arasında bir varlık seninki; Hiçlik ne varsa çevrende, sen de bir hiçsin. ÖMER HAYYAM
Ülkemizin aydınlık yarınlarına olan inancımla, tarihin en önemli kilometre taşı olan bu özel günü, Cumhuriyetimizin ilk bir asırlık gurur dolu geçmişini 💯 yıllık yolculuğunu kutluyorum! Yaşasın Cumhuriyet! 🧿🇹🇷🎉
Reklam
#unutMADIMAKlımda
Kalbin varsa türkü yakarsın, kalbin yoksa İnsan!…
youtu.be/btafzpG7vdY Birdenbire Ateş ve duman Feryad-ı figan Sanki elele Geliyor habire Üstümüze, üstümüze Canlar, sazlar Kan oldular Kesildi teller Durdu nefesler Ama hala DİMDİK AYAKTA AYAKTALAR Çığlık kalleş Sessizlik mi dost Ateş ve duman Hain düşman Issızlığın ortasında Issızlığın ortasında...
RIZA ŞEHRİ
İMAM CAFER SADIK BUYRUĞU'NDAN Bir zamanlar bir sofu dünyayı gezmeye çıktı. Bir gün yolu bir şehre düştü. Bu şehir simdiye dek gördüğü şehirlere benzemiyordu. Sabah saatinde herkes işine gücüne gidiyor, sessizlik içinde yaşam sürüyordu. Şehrin alışılmamış bir düzeni vardı. Sofu şehrin bu düzenini görünce şaşakaldı. Öyle ki birisine yaklaşıp bir şey sormaya cesaret edemedi. Karnı acıkmıştı. Şehri gezerken bir fırın gördü. Ekmek almak için içeri girdi. Fırıncıya para uzatarak ekmek istedi. Ama fırıncı hayretle paraya baktı: "Bu ne bu? Biz bunu kaldırmak için yıllarca uğraştık, büyük savaşlar verdik. Anlaşılan sen Rıza Şehrinden değilsin, dünyalı olmalısın" dedi. Sofu; "Evet bu şehirden değilim" diye cevap verdi. Fırıncı: "Halinden belli oluyor. Dur, öyleyse seni görevlilere teslim edeyim. Onlar seninle ilgilenirler. Bizim şehrimizde para pul geçmez" dedi. Fırıncı bu sofuyu görevlilere teslim etti. Görevliler önce kendi aralarında bu sofuyu ne yapacaklarını tartıştılar. İçlerinden biri: "Meclise götürelim, ulular karar versin" dedi. Öbürleri de bu görüşe katıldılar. Bunun üzerine tümü meclisin yolunu tuttu. Yolboyu sofu düşünüyordu. İçinden "Paranın geçmediği bir şehir. Görevliler, ulular meclisi..." diyordu. Neyse bir süre yürüdükten sonra divana vardılar. Ama sofu bu kez de şaşakaldı. Çünkü divan denen bu meclis hiç de düşündüğü gibi büyük ve gözkamaştırıcı değildi. Düşündüğünün tam karşıtıydı. Bir sessiz köşede küçük bir yapı idi. Yerlere basit kilimler serilmişti. Ak sakallı ulular bağdaş kurmuş kentin sorunlarını görüşüyorlardı. Görevliler uluları selamladıktan sonra: "Bu dünyalı şehrimize girmiş. Acıkmış, ekmek almak için bir fırına girmiş. Fırıncıya para vermeye kalkmış. Bunun üzerine fırıncı farkına varıp bize teslim etti. Ne yapalım?" diye sordular. Ulular; "Bunu
Atamız özellikle spor medyasında her fırsatta sadece futbol ile lanse edilmeye çalışılıyor olsa da bu önemli günlerde bile atlanılan çoğu kişinin unuttuğu hakikatlerin altını çizmek isterim. Gazi terbiye enstitüsü'nün beden eğitimi bölümü için Almanya'dan uzman öğretmen getirip Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Beden Eğitimi öğretim kadrosunu kuran, O zor günlerimizde sırf olimpiyatlara katılalım diye devlet kasasından spor branşlarına para ayırabilmiş dünyada ilk beden eğitimini mecbur kılan idealist lider, Güreş, kürek çekme, binicilik, bilardo,atletizm, cimnastik gibi bir çok spor branşlarıyla ilgilenen, Ben Sporcunun Zeki Çevik ve Ahlaklısını severim sözüyle sporu ve sporcuyu söz ve öz'de severek destekleyen, Denize girdiğinde hadi gel yarışalım diyip halkıyla iç içe olabilen eşsiz devlet adamıdır Mustafa Kemal Atatürk!!! Nur ola... Sevgi, Saygı ve Özlemle 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun Türkiyem🇹🇷
Reklam