''....Kendi yalnızlığımızı kucaklayamazsak diğer kişi yalnızlığa karşı sadece bir kalkan görevi görür. İnsan herhangi bir izleyici olmadan da bir şahin gibi yaşayabilirse bir başkasına aşkla bakabilir, ancak o zaman diğerinin varlığının gelişmesini umursar. Dolayısıyla, insan bir evlilikten vazgeçemiyorsa o evlilik kaderine terk edilmiştir.''
Hiçbir şey her şeydir! Güçlenmek için köklerini önce hiçliğin derinliklerine salmalı ve en yalnız halinle, yalnızlığınla baş başa kalmayı öğrenmelisin.
''Daha çok bir düşünce deneyi. Sadece benim dediklerimi dinle! Geri kalan her şeye kendini kapat! Sonsuzluğu düşün. Arkana bak- geçmişten sonsuza doğru baktığını hayal et. Zaman sonsuzda geriye doğru ilerler. O halde eğer zaman geriye doğru ilerliyorsa olabilecek her şey daha önce zaten yaşanmamış mıdır? Şimdi geçenler daha önce bu yöne geçmemiş midir? Burada yürüyenlerin hepsi bu patikayı daha önce illa ki yürümemiş midir? Ayrıca eğer her şey zamanın sonsuzluğunda daha önce geçip gittiyse, o zaman Josef, bu an hakkında ne düşünüyorsun, yani ağaçların oluşturduğu şu kemerin altında usul usul konuşarak yürümemiz hakkında? Peki geriye doğru sonsuza dek uzayan zaman ileri doğru da sonsuza dek uzanmaz mı? Biz bu anda ve her anın içinde sonsuza dek tekrarlanıyor olamaz mıyız?''