Kitapta sıklıkla bahsi geçen 1.ve 2. Düşünce sistemi: zihnimizin verdiğimiz kararları nasıl yönettiği ile ilgili karanlık beynimize büyükçe bir ışık yakıyor. 1. Düşünce sistemimizin duygusal, sezgisel, tecrübeye bağlı otomatik düşüncelerimiz olduğunu, çok kolay manipüle edildiğini görüyoruz. 2. Sistemin rasyonelliğinin ise tembelliğinden dolayı daha çok 1. Sistemin gölgesinde kaldığını anlıyoruz. Karar vereceğimiz hayatın her anında her türlü içerik hakkında enformasyon(malumat) sahibi olmamızın önemini yazarın ‘’ Hata yapmamızın nedeni çoğu zaman bizim(2.sistemimizin) işin doğrusunu bilmememizdir.’’ Cümlesi ile daha çok kavrıyor ve farkındalığınız artıyor. Bilginin, bilmenin alacağımız kararlarda (algımızın dış faktörlerden en az etkilenerek) doğru yolu bulmamızda ne denli önemli olduğunu anlıyoruz. Kitap Pek çok uzman, teori pek çok deney ve gözlem neticesinde sizin yapabileceğiniz(yaptığınız) yanlışları yine size anlatıyor. Teknik bazı kısımlarından mevcut bilgimle dört başı mamur şekilde faydalanamamış olsam da çok feyiz aldım. Saygılarımla.
Gelirin doyum seviyesinin ötesinde, daha zevkli deneyimler satın alabilirsin, ama daha ucuz deneyimlerin tadını çıkarma yeteneğinin bir kısmını kaybedersin.
Büyük tarihsel olayların şans tarafından belirlendiği fikri olabildiğince sarsıcı olmakla birlikte, kanıtlanabilir biçimde doğrudur. 20.yy’ın büyük sosyal hareketleri de içeren tarihini, Hitler’in, Stalin’in ve Mao Zedong’un rolünü hesaba katmadan düşünmek zordur. Ama tarihte bir yumurtanın döllenmesinden hemen önce, Hitler’e dönüşen embriyonun %50 olasılıkla kız olabileceği bir an vardı. Bu üç olayı birleştirirsek, üç büyük kötü adamın yaşamadığı bir 20.yy ın bire sekizlik bir olasılığı vardı ve onların yokluğunda tarihin aşağı yukarı aynı olacağını ileri süremeyiz.