Unutmayalım ki insanlar arasında gördüğümüz her türlü güzellik bir emanettir, gelip geçicidir. Aynada görünen güneş ışığı nasıl aynaya ait değilse, kâinattaki güzellikler de Allah'tan başkasına ait değildir.
Öyleyse Allah'ı bilen, Allah'ı tanıyan, Allah'ı seven; güzelliğin, kudretin, hikmetin asıl kaynağını bulmuş olur.
Bir toplum ve ümmet, Allah'ın dini konusunda ne kadar duyarlı ve hassas olursa Allah da o ümmetin duasını o kadar çok kabul eder. Bir ümmet ne kadar duyarsızlaşmış, aldırışsız hale gelmişse Allah da onların dualarını o derecede reddeder.
Modern çağda sekülerleşme nedeniyle maneviyatını yitirmiş, hissizleşmiş, ruhsuzlaşmış ve mutluluğunu kaybetmiş insanlar var. Bu insanların arayışına, kaynağı vahye dayanan hak din; fıtratın ihtiyaçlarını gerçek anlamda karşılayabilecek yegâne inanç ve hayat biçimi olan İslam sunulacağına, Uzak Doğu inançları allanıp pullanarak, yeni formlara büründürülüp pazarlanıyor. Bu durum, farkında olarak ya da olmayarak, İslam'ın insanlarla buluşmasının önüne bir tür set çekiyor.
Rabbimiz!
Bizi, elimizin altındaki İslam nimetine gafletle yaklaşan, Senin rızana uygun ibadetleri önemsiz gören, huzur ve mutluluğu İslam dışında başka inanç ve uygulamalarda arayan bedbahtlardan eyleme.
Âmin.