Senden farklı olanı neden kabul etmeye yanaşmıyorsun? Neden hakikatin tek anahtarının sende olduğu hastalığından bir türlü sıyrılamıyor ve etrafınla konuşmayı denemiyorsun?
Keder içinde bir insanla karşılaştığımızda onun hayatında bir şeylerin yanlış gitmiş olduğunu düşünürüz, ona bir şey olduğu, başına bir şey geldiği düşüncesi zihnimizi yoklar. Belki de işte, onun başına gelen şey, işitilmemiş olmaktır. Belki de bir kişi bile çıkıp onu dinlememiştir. İnsan ses verir ve yankısını bekler. Ruhunu ötekinin aynasında seyretmek ister. İyi bir dinleyici, bizi olduğumuz gibi gören kişidir. Düşünce ve duygularımızı olduğu gibi kabullenerek bizi dinler. Bu süreç içinde anlaşılmış, bilinmiş ve kabullenilmiş hissederiz. İşitilen ve takdir edilen bir çocuğun bir bütün olarak büyüme şansı daha fazladır. Duygusal iyilik halimizin harcında empati, yani insanın insana yankısı vardır. Anlayışlı bir tutuma sahip olmak demek dinlemeye ve keşfetmeye açık olmak demektir. İnsanlar bize konuşmuyorsa bizim
onları dinlemeyeceğimizi düşünüyorlardır. Dinlemek bir sanattır; empatinin kanatlarına tutunarak aramızdaki mesafeyi aşıyor ve sana ulaşıyorum, kendimi geri çekiyor ve büyük varlığımla senin ummanına dalıyorum.. Onun sesine içimde yer açıyor, ruhumu o sese ayarlıyorum.
Ona kendi ihtiyaçlarımın bir nesnesi olarak bakmıyorum, onu kendi başına dinlemeye değer bir özne olarak algılıyorum.