Esma Sultan

Esma Sultan
@birsultan_
Kuşkularımızın genel görünüşü şöyledir: “Tamam, sabah sayfalarını yazmaya başladım ve yaşamımda şimdi daha canlı ve daha uyanığım. N’olacak? Bu sadece bir rastlantı...Tamam, kuyuyu doldurmaya ve sanatçı buluşmalarına başladım ve bir miktar neşelendiğimi hissediyorum. N’olacak? Bu rastlantıdan başka bir şey değil...Tamam, iyinin gücü olabileceğini keşfetmeye başladığımdan beri yaşamımda olumlu rastlantılara tanık oluyorum. Ne olmuş? Yönlendirildiğime inanmıyorum. Bu biraz fazla tuhaf...“
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Geliştirmek istediğimiz yaşam için en büyük engellerden biri, derinlerimizde sakladığımız septisizmdir (kuşkuculuktur). Buna gizli kuşku da diyebiliriz. Gerçekte inanan veya bilinemezci (agnostik) olmamız fark etmez. Yaratıcı/yaratıcılık konusu hakkında çok güçlü kuşkularımız vardır. Bunlar, ifadelendirmediğimiz sürece bizi baltalayabilir. İyi niyetli olmaya çalışırken çoğu kez kuşku hislerimizi geri plana atarız. Bundan vazgeçmemiz ve hislerimizi keşfetmemiz gerekir.
Tıkanmış yaratıcı olarak saha kenarında oturur ve oyuncuları eleştiririz. Şu sıralar ünlü bir sanatçı için “O kadar da yetenekli değil” deriz. Ve haklı da olabiliriz. Genelde bir sanatçıyı ön plana çıkaran şey atılganlıktır, yetenek değil. Tıkanmış yaratıcı olarak bu sahte ünlülere husumetle bakarız. Gerçek dehaya boyun eğiyor olabiliriz ama eğer gördüğümüz kendi promosyonunu yapmakta olan bir deha ise içerlememiz artar. Bu sadece kıskançlık değildir. Bu, bizim çaresizliğimizi güçlendiren bir erteleme tekniğidir. Kendimize ve diğer istekli kurbanlara konferans çekeriz: “Ben bunu çok daha iyi yapardım ama... “ Çok daha iyi yapardınız ama kendinizi bunun için özgür bırakmadınız!
Yaratıcı tıkanıklığımızdan kurtulma sırasında nazik ve yavaş davranmalıyız. Eski yaraları iyileştirmek istiyoruz, yeni yaralar açmak değil. Yüksek atlama yok, lütfen! Hatalar gereklidir! Tökezlemeler normal. Bunlar bebek adımlarıdır. Gelişme peşindeyiz, kusursuzluk değil.
Darwinci determinizmin saptırılmış değişik bir biçiminde kendimizi, gerçek sanatçıların en düşmanca ortamlarla baş edebileceklerine ve aynı zamanda, evine dönen güvercinler gibi gerçek yollarını bulabileceklerine inandırmışızdır. Bu, gülünç derecede yanlış bir inanç. Birçok gerçek sanatçı erkenden doğum yapar veya çok çocuk doğurur, çok yoksuldur veya gerçek sanatını ortaya çıkaracak sanatsal fırsatlardan parasal veya kültürel olarak çok uzaktadır. Kendi kontrolleri dışında gölge sanatçı olmuş bu sanatçılar, hayallerinin uzaktan gelen çağrısını duyarlar ama kültürel labirent içinde yollarını bulup ona erişemezler. Tüm gölge sanatçılar için yaşam, kaçırılan hedef ve tutulmamış söz duyusu ile dolu doyumsuz bir deneyimdir. Onlar yazmak isterler. Resim yapmak isterler. Oyuncu olmak, müzik yapmak, dans etmek isterler... Ama kendilerini ciddiye almaktan korkarlar. Gölge sanatçılar, gölgelerin dünyasından yaratıcılık ışığına geçmek istiyorlarsa kendilerini ciddiye almayı öğrenmek zorundalar. Sanatçı çocuklarını, nazik, dikkatli ve bilinçli bir çaba ile beslemek durumundalar. Yaratıcılık oyundur ama gölge sanatçılar için kendilerini oyuna terk etmek zor iştir.