Darwinci determinizmin saptırılmış değişik bir biçiminde kendimizi, gerçek sanatçıların en düşmanca ortamlarla baş edebileceklerine ve aynı zamanda, evine dönen güvercinler gibi gerçek yollarını bulabileceklerine inandırmışızdır. Bu, gülünç derecede yanlış bir inanç. Birçok gerçek sanatçı erkenden doğum yapar veya çok çocuk doğurur, çok yoksuldur veya gerçek sanatını ortaya çıkaracak sanatsal fırsatlardan parasal veya kültürel olarak çok
uzaktadır. Kendi kontrolleri dışında gölge sanatçı olmuş bu sanatçılar, hayallerinin uzaktan gelen çağrısını duyarlar ama kültürel labirent içinde yollarını bulup ona erişemezler. Tüm gölge sanatçılar için yaşam, kaçırılan hedef ve tutulmamış söz duyusu ile dolu doyumsuz bir deneyimdir. Onlar yazmak isterler. Resim yapmak isterler. Oyuncu olmak, müzik yapmak, dans etmek isterler... Ama kendilerini ciddiye almaktan korkarlar. Gölge sanatçılar, gölgelerin dünyasından yaratıcılık ışığına geçmek istiyorlarsa kendilerini ciddiye almayı öğrenmek zorundalar. Sanatçı çocuklarını, nazik, dikkatli ve bilinçli bir çaba ile beslemek durumundalar. Yaratıcılık oyundur ama gölge sanatçılar için kendilerini oyuna terk etmek zor iştir.