İmkânsızlıklar imkân dahilindeydi ama ölümün bir imkânı yoktu, bunu çok geç öğrenmiştim.
...
İmkânsızlıklar imkân dahilindeydi ama ölümün bir kurtuluşu yoktu, bunu yeni öğreniyordum.
Başkaları için böyle olmayabilir ama acı bana dikkat etmeyi öğretti. Acı sırasında, korkunç gözüken geleceği düşünmemek, üzücü geçmişi anımsamamak için şimdiye dikkat etmeyi öğrendim. İçinde bulunduğum an, benim için her zaman en güvenli yer oldu. Her an, teker teker alındığında ancak dayanabilir oluyordu. Tam bu anda hepimiz her zaman iyiyiz. Dün
evlilik sona ermiş olabilir. Yarın kedi ölebilir. Ne kadar beklersem bekleyeyim sevgili beni aramayabilir ama şu anda, tam şimdi her şey yolunda. Nefes alıp veriyorum. Bunu fark ettiğimde her anın kendi güzelliği olduğunu gördüm.
Dikkatin ödülü her zaman iyileşmedir. Süreç, belirli bir acının-kaybedilmiş bir sevgili, hasta bir çocuk, parçalanmış hayaller iyileşmesi ile başlar. Ama sonunda iyileşen, tüm acıların temelinde yatan acıdır: Rilke’nin ifade ettiği gibi hepimizin “sözcüklere sığmayan bir başınalığımızın” acısı. Her şeyin ötesinde, dikkat ilişki-lenme eylemidir.