Ün ilacı başınıza vurunca resim tahtanıza, daktilonuza, kameranıza veya kilinize gidin. Çalışmanızın araçlarını çıkarın ve küçük bir yaratıcı oyuna başlayın. Çok geçmeden ün ilacının etkisi azalacaktır. Ün ilacının tek tedavisi, yaratıcı çabadır. Keyifle yarattığımız zamanlarda ancak, başkaları ve onların ne yaptıkları ile ilgili takıntımızın üstesinden gelebiliriz.
Çalışmanın amacı çalışmadır. Ün bu algıyı çarpıtır. Oyunculuk, oyunculuğun kendisi ile değil, ünlü bir oyuncu olmak ile ilgili olmaya başlar. Yazmak, yazmanın kendisi ve yazının yayımlanması ile değil, tanınmak ile ilgili olmaya başlar.
Ün, onu elde etme arzusu, onu elinde tutma arzusu, “Ben şimdi nasılım?” sendromu yaratabilir. Bu “Çalışmam iyi gidiyor mu?” sorusu değildir. Bu “Çalışmayı nasıl görüyorlar?” sorusudur.
Ün ve başarı aynı şey değildir ve kalbimizin derinliklerinde bunu biliyoruz. İyi bir çalışmanın sonunda gelen başarıyı bilir ve hissederiz. Ama ün? Ün alışkanlık yapar ve her zaman bizi aç bırakır.
Tıkanma araçlarımızı -yiyecek, meşgul olmak, alkol, seks, diğer uyuşturucular- tanıdıkça U-dönüşlerini yaparken işin farkına varırız. Bu durumda araçlar eskisi gibi etkili olmaz. Zamanla, belki başta yavaş ve düzensiz bir biçimde, endişemizi atlatmaya çalışacağız ve neler olduğunu göreceğiz. Endişe yakıttır. Yazarken, resim yaparken, işimizi yaparken onu kullanabiliriz.
Endişeyi hisset!
Endişeyi kullanarak dene!
Yapabildim!
Tıkanmadım!
Endişeyi kullandım ve ilerledim!
Aman tanrım, heyecanlıyım!