Onu aklımdan çıkaramıyordum. Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.
En güçlü kişilerin genellikle en hassas olanlar olduğunu biliyor muydunuz?
En fazla nezaket gösterenlerin, aslında kaba davranışlara maruz kaldığını?
Sürekli başkalarıyla ilgilenenlerin aslında ilgiye en çok ihtiyaç duyanlar olduklarını?
Söylemesi en zor üç şeyin 'Seni Seviyorum!' 'Özür dilerim!' ve 'Bana yardım et!' olduğunu biliyor muydunuz?
Bazen birinin mutlu görünmesi mutlu olduğu anlamına gelmez; yüzündeki o gülümsemenin ardına bakarsanız, belki aslında ne kadar acı çektiğini görebilirsiniz..."
'''Ölümden başka her şeyin bir çaresi vardır.
Allah, yarattığının yarasını da bilir, merhemini de.
O, zamanın da sahibidir.
Neyin ne zaman vücut bulması, meydana gelmesi gerektiğini bilir.
Sabret.
Sabır, insana taştan kuvvetli olduğunu hatırlatır.”